
• Piyasa önce iki yıllık tahvil ihalesindeki zayıf talebi fiyatladı; 24 Mart’taki 69 milyar dolarlık ihalede getiri %3,936’ya çıktı, primary dealer payı %24,1’e yükseldi. Bu, “Fed daha uzun süre sıkı kalabilir” okumasını güçlendirdi.
• Aynı anda jeopolitik risk genişledi; Reuters’a göre İran Devrim Muhafızları, İsrail hedeflerinin yanı sıra Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerini de hedef aldığını söyledi. Bu başlık kısa vadede dolar ve petrolü destekledi, teknoloji hisseleri üzerinde baskı yarattı.
• Ancak 25 Mart’ta ABD’nin İran’a 15 maddelik plan ve bir aylık ateşkes arayışı haberleriyle fiyatlama tersine döndü: petrol gevşedi, dolar geri çekildi, altın ve gümüş toparlandı, Nasdaq vadeli kontratları nefes aldı.
Piyasa şu an tek bir hikâye fiyatlamıyor; iki ayrı şokun çarpışmasını fiyatlıyor. Birinci şok, ABD’nin kısa vadeli borçlanma maliyetinde görülen bozulma. 24 Mart’taki 2 yıllık tahvil ihalesinde getiri %3,936 ile önceki %3,455 seviyesinin belirgin üstünde oluştu. Wall Street Journal’ın aktardığına göre ihaleye talep zayıf kaldı ve primary dealer’lar arzın %24,1’ini almak zorunda kaldı; bu oran son altı ihale ortalaması olan %10,7’nin çok üzerinde. Piyasa bunu açık biçimde şu cümleye çevirdi: enerji şoku ve savaş enflasyonu aşağı çekmiyor, dolayısıyla Fed’in elini rahatlatmıyor.
İkinci şok ise savaşın coğrafi olarak genişleme riski. Reuters’a göre İran, son saldırı dalgasında Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerini de hedef aldığını duyurdu. Bu başlık tek başına bile piyasanın “bölgesel savaş mı, sınırlı çatışma mı?” sorusunu yeniden fiyatlamasına yol açtı. Aynı nedenle 24 Mart seansında Wall Street’te risk iştahı bozuldu; Nasdaq %0,84 düşerek 21.761,89’da kapandı, S&P 500 %0,37 geriledi. Aynı seansta petrol yükseldi, ABD tahvil getirileri arttı ve dolar yeniden güç kazandı.
DXY tarafında zincir netti. Savaşın uzayabileceği ve Pentagon’un bölgeye ek asker gönderebileceği haberleriyle dolar endeksi 24 Mart’ta 99,42’ye kadar güçlendi. Bu, klasik güvenli liman davranışının yanı sıra enerji şokunun ABD’yi Avrupa’ya kıyasla görece daha az kırılgan kılmasıyla da ilgiliydi. Ancak 25 Mart sabahına gelindiğinde, ABD’nin İran’a ilettiği 15 maddelik plan ve ateşkes arayışı haberleriyle endeks 99,10-99,24 bandına çekildi. Yani dolar hâlâ güçlü ama panik evresindeki kadar tek yönlü değil.
Euro/dolar cephesinde de aynı kırılgan denge var. Parite 24 Mart’ta 1,1602 seviyesinde görülürken 25 Mart Asya işlemlerinde 1,1594 civarında işlem gördü. Bu tablo, euroda güçlü bir toparlanmadan çok “1,16 çevresinde savunma”ya işaret ediyor. Çünkü Avrupa cephesi enerji maliyetine ABD’den daha duyarlı ve Reuters’ın aktardığı gibi euro bölgesi büyümesi de savaş ve enflasyon baskısıyla neredeyse durma noktasına geldi. Bu yüzden petrol düşse bile EUR/USD tarafında kalıcı ve sert bir risk-on rallisi henüz yok.
Altın tarafında fiyatlama ilk bakışta çelişkili görünse de aslında çok mantıklı. Zayıf 2 yıllık ihale normalde “faiz baskısı” üzerinden altını aşağı çekebilecek bir başlıktı. Nitekim 24 Mart’ta spot altın 4.464,66 dolarda işlem görüyordu. Fakat 25 Mart’ta denklem değişti: dolar gevşedi, petrol 100 doların altına indi, böylece “enflasyon daha da mı azacak?” korkusu bir miktar yatıştı. Reuters’a göre spot altın %2,5 artışla 4.587,09 dolara yükseldi; altın vadeli kontratları da 4.591 dolar civarına çıktı. Yani piyasa altını artık sadece savaş üzerinden değil, reel faiz baskısının hafifleyebileceği ihtimali üzerinden de yukarı taşıyor.
Gümüşte hareket daha sert. Reuters, 25 Mart’ta gümüşün %3,6 yükseldiğini aktardı; eş zamanlı piyasa verilerinde gümüş vadeli kontratları 73,425 seviyesine kadar tırmandı. Bu bize iki şey söylüyor: Bir, değerli metal sepetinde toparlanma yalnızca altına özgü değil. İki, gümüş daha yüksek beta taşıdığı için risk algısındaki küçük değişimi bile daha agresif fiyatlıyor. Başka bir ifadeyle altın “savunma”, gümüş ise “savunma artı momentum” gibi davranıyor.
Petrol cephesinde ise en net çift yönlü kırılma var. 24 Mart kapanışında Brent 104,49 dolara, WTI 92,35 dolara çıktı; piyasa o gün Hürmüz hattındaki kesinti ve savaşın uzama ihtimalini fiyatlıyordu. Fakat 25 Mart’ta ateşkes planı haberleri gelince Brent yaklaşık %6 gerileyerek 98,30-99 dolar bandına, WTI da 88,6-88,8 dolar bandına çekildi. Yani petrol şu an “arz şoku kalıcı mı, yoksa geçici mi?” sorusunun canlı grafiği. 100 doların altına iniş piyasa için psikolojik bir rahatlama yarattı ama Reuters’ın da belirttiği gibi Brent hâlâ savaşın başlangıcına göre yaklaşık %35 yukarıda. Bu yüzden petrol tarafında panik bitmiş değil, sadece fiyat bir miktar soluklanıyor.
Nasdaq tarafı bu iki haber başlığının en hassas aynası oldu. 2 yıllık tahvil ihalesi kötü gelince, piyasa “kısa vadeli faiz aşağı inmeyecek” mesajını aldı ve büyüme/teknoloji hisseleri yeniden baskılandı; endeks 24 Mart’ta 21.761,89’a indi. Ancak 25 Mart’ta petrolün gevşemesi ve ateşkes ihtimaliyle Nasdaq-100 vadeli kontratlarında yaklaşık %0,6-0,7 yukarı tepki görüldü. Buradaki mekanizma basit: teknoloji hisseleri jeopolitik riskten çok, bu riskin faiz ve iskonto oranı üzerindeki etkisini fiyatlıyor. Petrol sakinleşirse ve 2 yıllık getiri yeniden gevşerse Nasdaq toparlanır; petrol yeniden zıplarsa ve 2 yıllıklar tekrar yukarı iterse ilk darbe yine teknolojiye gelir.
Özetle piyasa şu an şu rejimde: Ürdün başlığı ve zayıf 2 yıllık ihale birlikte geldiğinde fiyatlama “daha güçlü dolar, daha yüksek petrol, daha kırılgan Nasdaq” yönüne kayıyor. Ateşkes ve müzakere manşeti öne çıktığında ise denklem tersine dönüyor: DXY gevşiyor, altın-gümüş toparlanıyor, petrol geri geliyor, Nasdaq nefes alıyor. Bu yüzden asıl merkez hikâye Fed değil; Fed’i esir alan enerji-jeopolitik-faiz üçgeni. Şu aşamada DXY için 99 bandı, EUR/USD için 1,16 çevresi, spot altında 4.587 dolar, Nasdaq’ta 21.762 kapanışı, Brent’te 98-99 dolar, WTI’da 88-89 dolar bandı piyasanın nabzını ölçen ana seviyeler haline gelmiş durumda.