AB’ye ihracatta karbon maliyeti sınırda fiyatlanacak, raporlama dönemi sona eriyor
Demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre başta olmak üzere karbon yoğun sektörler doğrudan etkilenecek
Türkiye dahil üçüncü ülke ihracatçıları için maliyet ve rekabet dengesi değişiyor
Avrupa Birliği, uzun süredir hazırlıklarını sürdürdüğü Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı 1 Ocak itibarıyla tam uygulama dönemine geçiriyor. İki yılı aşkın süredir devam eden raporlama ve geçiş sürecinin ardından, AB’ye ithal edilen karbon yoğun ürünler için artık doğrudan mali yükümlülük doğacak.
Yeni dönemde AB pazarına giren ürünlerin üretimi sırasında ortaya çıkan sera gazı emisyonları, sınırda fiyatlanacak. İthalatçılar, ürünlerin içerdiği karbon miktarına karşılık gelen CBAM sertifikalarını satın almak ve teslim etmek zorunda olacak. Sertifika fiyatları, AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında oluşan karbon fiyatlarına paralel belirlenecek.
Uygulamanın ilk aşamada kapsadığı sektörler arasında demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve hidrojen yer alıyor. Bu alanlarda faaliyet gösteren ihracatçılar için karbon maliyeti artık doğrudan nihai ürün fiyatının bir parçası haline gelecek. Böylece AB içindeki üreticilerle ithalatçılar arasındaki karbon maliyeti farkının ortadan kaldırılması hedefleniyor.
AB, sınırda karbon vergisiyle “karbon kaçağı” olarak tanımlanan, üretimin çevre standartlarının daha gevşek olduğu ülkelere kaymasını önlemeyi amaçlıyor. Mekanizma, Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde 2050 karbon nötr hedefinin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor.
Türkiye açısından bakıldığında, kararın etkileri özellikle AB’ye yüksek ihracat yapan sektörlerde hissedilecek. Karbon yoğun üretim yapan firmalar, hem emisyonlarını belgelemek hem de bu emisyonlara karşılık gelen maliyeti üstlenmek durumunda kalacak. Bu durum, düşük karbonlu üretime geçemeyen şirketler için rekabet baskısını artırırken, yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandıran firmalar için görece avantaj yaratabilir.
Sınırda karbon vergisinin devreye girmesiyle birlikte küresel ticarette karbon fiyatlaması fiilen yeni bir dönem başlatıyor. Önümüzdeki yıllarda kapsamın genişletilmesi ve yeni sektörlerin dahil edilmesi beklenirken, şirketler açısından karbon verimliliği artık sadece çevresel değil, doğrudan finansal bir risk ve maliyet kalemi olarak öne çıkıyor.