0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

İsrail ekonomisi savaşta da ayakta

Savaş her ekonomiyi altüst edebilir. Ancak dışa açık, bilgiye dayalı ekonomiler bu şoklara karşı özellikle kırılgandır. Uluslararası bağlantılar zayıflar, en yetenekli insanlar ülkeden ayrılabilir. İs...
Hülya Kocaer
Eylül 27, 2026
Paylaş

Savaş her ekonomiyi altüst edebilir. Ancak dışa açık, bilgiye dayalı ekonomiler bu şoklara karşı özellikle kırılgandır. Uluslararası bağlantılar zayıflar, en yetenekli insanlar ülkeden ayrılabilir. İsrail’in son üç yıldaki çatışmaları da ülkenin refahı açısından bu nedenle pek çok soru işareti yarattı. Yetişmiş ve nitelikli kesim ülkede kalacak mı? Filistinli işçiler ise ülkeyi terk etmek zorunda mı kalacak?

Şimdilik ekonomik veriler, kuşkucuları şaşırtmaya devam ediyor. Nisan-haziran döneminde GSYH yıllıklandırılmış bazda yaklaşık yüzde 15 büyüdü. 2026’nın tamamına ilişkin büyüme tahminleri de yukarı çekildi. Seçim yaklaşırken Başbakan Binyamin Netanyahu’nun da özgüveni yerinde. Geçen ay Amerikan televizyonuna verdiği röportajda, “Ben borsacı değilim” diyen Netanyahu, “Ama İsrail’de ne varsa alın derim; çünkü İsrail yükseliyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomi, Hamas’ın Ekim 2023’te düzenlediği saldırıdan bu yana adeta savaş ekonomisi düzeninde ilerliyor. Yeni saldırı tehdidi ve daha önce tarım arazilerinde ve inşaat sektöründe çalışan 200 bin Filistinlinin ülkeden uzaklaştırılması nedeniyle GSYH kısa süreliğine daraldı. Ancak bu geri adımdan sonra ekonomik faaliyet hızla yeniden ivme kazandı. Savunma harcamaları artırıldı. Şirketler göreve çağrılan 300 bin yedek askerin yerini doldurmaya çalışırken ücretler de yükseldi.

Ekonomistler bir dönem bu ölçekteki kamu harcamalarının yatırımcıları paniğe sürüklemesinden ve özel sektörün dengesini bozmasından endişe ediyordu. Ekonominin bazı kesimleri için bu kaygılar haklı çıktı. İnşaat şirketleri Filistinli işçilerin yerini doldurmakta zorlandı. Tarım, perakende ve tüketim malları üretimi de yatırım bulmakta güçlük çekti.

Ancak İsrail ekonomisinin daha sofistike bir başka katmanı var. Son derece verimli teknoloji sektörü, 2023 öncesinde bile GSYH’nin beşte birini ve toplam ihracatın yarısını oluşturuyordu. Savaşın başlamasından bu yana ihracattaki payı daha da arttı. Ekonominin bu üst segmenti, geçen yıl toplam GSYH büyümesinin de neredeyse yarısını sağladı.

Bu sektörün başarısının iki temel kaynağı var. İlki, savaşın kendisi. İsrail’deki yüksek teknoloji şirketlerinin önemli bir bölümü siber güvenlik yazılımlarından silahlı insansız hava araçlarına kadar savunma alanına yönelik ürünler geliştiriyor. İsrail hükümeti en az 800 yerli şirketten savunma teknolojisi tedarik ediyor. Üstelik tek alıcı hükümet değil. Avrupa ülkeleri de ABD’li tedarikçilere olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla İsrail savunma teknolojilerine ilgi gösteriyor.

İkinci büyüme kaynağı ise yapay zekâ. Çok sayıda yapay zekâ modeline güç veren çipleri üreten Nvidia bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Şirket, İsrailli bilgisayar ürünleri tedarikçisi Mellanox’u 2019’da satın aldı. O tarihten bu yana İsrail, Nvidia’nın Amerika dışındaki en büyük araştırma merkezi haline geldi ve burada yaklaşık 6 bin kişi çalışıyor.

Bu iki unsurun birleşimi, İsrail ekonomisinin savaşı beklenenden çok daha iyi atlatmasını sağladı. GSYH 2024’te yüzde 1’den fazla büyüdü; bu oran resmi tahminlerin iki katıydı. 2025’te büyüme yüzde 3,5’e ulaştı. Hükümet bu yıl büyümenin yüzde 4’ü aşmasını bekliyor. İsrail hisseleri de 2025’te yüzde 51 yükselerek dünyanın en iyi performans gösteren piyasaları arasında yer aldı. Netanyahu’nun “İsrail’de ne varsa alın” tavsiyesi bir yıl önce verilmiş olsaydı, son derece kazançlı bir öneri olabilirdi.

Ne var ki yükselen yalnızca borsa değil. Hükümet savaşın acil ihtiyaçlarını geleceğin daha uzak mali yüklerinin önüne koyarken, kamu borcunun GSYH’ye oranı 2022’deki yüzde 60 seviyesinden geçen yıl yüzde 68’e çıktı. IMF, borç oranının savaş öncesi seviyesine en erken 2040’ta dönebileceğini hesaplıyor.

Üstelik bu uzun vadede başka tehditler de beliriyor. İsrail, teknoloji sektöründeki çalışanlarını kaybettikçe yenilikçilikteki gücünün bir bölümünü yitirebilir. Erkeklerde istihdam oranının düşük olduğu ultra-Ortodoks nüfus ise toplumun en hızlı büyüyen kesimi. Bu grubun 2040’a gelindiğinde nüfusun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturması bekleniyor.

Öte yandan yüksek eğitimli çok sayıda İsrailli, özellikle ülke siyaseti laiklikten daha da uzaklaşırsa, hayatını başka bir yerde kurmayı düşünüyor. Bu iç gerilimler seçim kampanyasında da kendini gösteriyor. Muhalefet, hükümetin bazı savunma harcamaları taleplerini, paranın daha önce ultra-Ortodoks partilere vaat edilmiş “koalisyon fonlarından” karşılanması şartıyla engelledi.

Savunma, yenilikçilik ve dini bağlılığın aynı anda yarattığı üçlü talepleri dengelemek hiçbir zaman kolay olmayacak. İsrail ekonomisi bugüne kadar askeri çatışmaların üstesinden şaşırtıcı ölçüde iyi geldi. Ancak ülkenin karşı karşıya olduğu başka tehlikeler de var: Daha yavaş ilerleyen, doğrudan savaşla değil, demografiyle şekillenen tehditler.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction