
Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında Hürmüz’e alternatif olarak kullandığı Doğu-Batı boru hattının saldırı sonrasında devre dışı kalmasının ardından Yanbu’da petrol yüklemeleri askıya alındı. Husilerin Yanbu’yu yeniden hedef aldığına ilişkin iddialar dolaşırken yeni saldırının boyutu henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil. Buna karşılık petrol piyasasının karşı karşıya olduğu fiziksel arz sorunu artık teyit edilmiş durumda: Suudi kargoları iptal ediliyor, Avrupa alternatif petrol arıyor ve spot fiziki petrol fiyatları 130 doların üzerine çıkıyor.
Suudi Arabistan’ın petrol sisteminde son birkaç günde yaşananları tek tek haberler olarak okumak giderek zorlaşıyor.
Çünkü Doğu-Batı boru hattı, Yanbu, Bab el-Mendeb ve Hürmüz aynı enerji krizinin parçaları haline geldi.
Ve bu zincirin son halkası Yanbu.
Reuters’ın 15 Eylül’de petrol ticareti ve denizcilik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki ana ihracat merkezi Yanbu’da ham petrol yüklemeleri askıya alındı.
Daha önemlisi Riyad bazı Avrupalı müşterilerine eylül sonu için planlanan petrol kargolarının iptal edileceğini bildirdi.
Saudi Aramco konu hakkında yorum yapmadı.
Bu gelişmenin hemen ardından Brent yaklaşık 3,07 dolar yükselerek 108,75 dolara, WTI ise 4,44 dolar artışla 105,83 dolara çıktı.
Fakat vadeli petrol fiyatından daha dikkat çekici hareket fiziki piyasada yaşandı.
Avrupa’da bazı fiziki petrol kargolarının fiyatı 130 doların üzerine çıktı.
Forties petrolü yaklaşık 136,75 dolar/varile kadar yükseldi.
Bu, petrol piyasasının yalnızca gelecekteki bir jeopolitik riski fiyatlamadığını gösteriyor.
Fiziki petrolün kendisi pahalanıyor.
YANBU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Normal koşullarda Suudi Arabistan’ın petrol ihracat sisteminin iki büyük çıkışı bulunuyor.
Doğuda Basra Körfezi.
Batıda Kızıldeniz.
Suudi petrolünün büyük bölümü geleneksel olarak Basra Körfezi’ndeki terminallerden çıkarak Hürmüz Boğazı üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyordu.
Ancak ABD-İran savaşının Hürmüz trafiğini ciddi biçimde bozmasının ardından Riyad ihracatı giderek batıya çevirdi.
Bunun için kullanılan sistem yaklaşık 1.200 kilometrelik Doğu-Batı Boru Hattı — Petroline.
Hat doğudaki petrol üretim merkezlerini Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya bağlıyor.
Suudi Arabistan böylece Hürmüz’e girmeden petrolünü dünya pazarlarına ulaştırabiliyordu.
Son aylarda bu sistem bir alternatif olmaktan çıkıp ülkenin petrol ihracatının ana güvenlik supaplarından biri haline geldi.
Suudi Enerji Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 5 milyon varil/gün petrol bu güzergâha yönlendirilmişti.
Kpler verileri sorunun boyutunu daha açık gösteriyor.
Nisan ve mayıs aylarında Suudi Arabistan’ın deniz yoluyla gerçekleştirdiği ham petrol ihracatının tamamı Yanbu üzerinden çıktı.
Haziranda Yanbu’nun payı yaklaşık %92’ye ulaştı.
Yani dünya petrol piyasasının karşı karşıya olduğu problem artık yalnızca:
“Hürmüz kapanır mı?”
sorusu değil.
Hürmüz’den kaçan petrolün kullandığı alternatif güzergâh da baskı altında.
ÖNCE BORU HATTI VURULDU
10-11 Eylül’deki saldırılar bu nedenle kritik bir kırılma yarattı.
Suudi Arabistan’ın stratejik Doğu-Batı boru hattı ve pompalama altyapısı insansız hava araçlarıyla hedef alındı.
Suudi Enerji Bakanlığı hattın güvenlik gerekçesiyle kapatıldığını açıkladı.
Riyad saldırıyı Irak kaynaklı İran bağlantılı unsurlarla ilişkilendirdi.
Hattın ne kadar süre devre dışı kalacağı konusunda ise farklı tahminler bulunuyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright akışın birkaç gün içinde yeniden başlayabileceği görüşünü dile getirirken bölgesel ve ticari kaynaklar onarımların birkaç hafta sürebileceğini belirtiyor.
Reuters’ın aktardığı tahminler birkaç gün ile beş-altı hafta arasında değişiyor.
Dolayısıyla piyasanın şu anda fiyatlamakta zorlandığı değişken tam olarak bu:
Kaç milyon varil ve ne kadar süreyle sistemin dışında kalacak?
ARDINDAN YANBU YÜKLEMELERİ DURDU
Boru hattının kapanmasının etkisi şimdi terminal tarafına ulaştı.
Reuters’ın denizcilik kaynaklarına göre Yanbu’daki petrol yüklemeleri askıya alındı.
Suudi Arabistan bazı Avrupalı müşterilerine eylül yüklemelerinin iptal edildiğini bildirdi.
Bunun ilk önemli sonuçlarından biri Polonya’da görüldü.
Polonya’nın Orlen şirketi ham petrolünün yaklaşık %40’ını Saudi Aramco’dan temin ediyor.
Şirket ve traderlar şimdi Kuzey Denizi, ABD, Kazakistan, Cezayir ve Guyana gibi alternatif kaynaklara yöneliyor.
Burada enerji krizinin ikinci aşaması başlıyor.
Çünkü Suudi petrolünün eksilmesi yalnızca Suudi petrolünün fiyatını yükseltmiyor.
Yerine kullanılabilecek bütün benzer petrol türlerinin fiyatını yukarı çekiyor.
Nitekim Avrupa fiziki piyasasında Forties fiyatının 136 doların üzerine çıkmasının arkasında tam olarak bu mekanizma bulunuyor.
HUSİ CEPHESİ GENİŞLİYOR
Aynı sırada Yemen’deki Ansar Allah/Husi güçlerinin saldırı alanı da genişliyor.
Suudi makamlarına göre Khamis Mushait, Abha ve Taif’e yönelik balistik füze ve İHA saldırılarında 13 sivil yaralandı; yedi ev ve iki araç hasar gördü.
Suudi Sivil Savunması daha sonra:
Yanbu,
Cidde,
Taif,
Abha,
Cizan
ve Al-Ula
için “potansiyel tehlike” uyarıları yayımladı.
Yanbu açısından önemli ayrıntı burada.
15 Eylül’deki uyarının ardından Suudi makamları tehlikenin geçtiğini açıkladı. Ancak Yanbu’nun erken uyarı sistemine dahil edilmesi, Husi saldırı menzilinin Suudi Arabistan’ın petrol ihracat merkezlerine kadar uzandığını bir kez daha gösteriyor.
Husi askeri ve siyasi yetkilileri de Suudi Arabistan Yemen’deki operasyonlarını sürdürdüğü sürece saldırıların genişletileceğini söylüyor.
Dolayısıyla Yanbu’ya yönelik yeni saldırı iddiaları ciddiye alınmalı.
Ancak 16 Eylül sabahı itibarıyla “Yanbu Limanı onlarca balistik füze ile yeniden vuruldu” iddiasının Reuters, AP veya Suudi makamlarınca teyit edilmiş yeni bir saldırı olarak doğrulanmadığını özellikle belirtmek gerekiyor.
Temmuz ayında ise Husiler Yanbu ve Cizan’daki Aramco tesislerine “onlarca balistik ve seyir füzesi ile İHA” kullandıklarını resmen iddia etmişti.
Bugün sosyal medyada dolaşan bazı ifadeler bu eski açıklamayla büyük ölçüde örtüşüyor.
BAB EL-MENDEB DE DENKLEMİN İÇİNDE
Suudi Arabistan açısından üçüncü risk ise petrol Yanbu’ya ulaşsa bile bitmiyor.
Yanbu’dan çıkan tankerlerin dünya pazarına ulaşması için Kızıldeniz’den geçmesi gerekiyor.
Husilerin Yemen’in batı kıyısındaki ilerleyişi ve stratejik adalar üzerindeki kontrolünü artırması, Bab el-Mendeb üzerindeki baskıyı yükseltiyor.
Başka bir ifadeyle Suudi petrolü üç ayrı coğrafi riskle karşı karşıya:
Hürmüz → Doğu-Batı Boru Hattı → Yanbu/Kızıldeniz/Bab el-Mendeb.
Bir güzergâhtaki sorun diğer güzergâhın önemini artırıyor.
Fakat alternatif güzergâhın kendisi de saldırıya uğradığında sistemin yedekliliği hızla azalıyor.
PETROLDE ASIL RAKAM: 4-5 MİLYON VARİL
Reuters’ın bugün aktardığı piyasa değerlendirmelerinde Doğu-Batı hattından geçen miktar yaklaşık 4 milyon varil/gün düzeyinde hesaplanıyor.
Suudi kaynaklarının daha önce verdiği rakam ise yaklaşık 5 milyon varil/güne kadar çıkıyor.
Dünya petrol tüketiminin yaklaşık 100 milyon varil/günün üzerinde olduğu düşünüldüğünde bu tek güzergâh küresel arzın kabaca %4-5’ine denk gelen petrolün lojistiğini etkileyebilecek büyüklükte.
Bu petrolün tamamının kalıcı olarak piyasadan çıkması gerekmiyor.
Piyasayı zorlayacak şey daha basit:
Petrolün doğru zamanda, doğru limana ve doğru rafineriye ulaşamaması.
Petrol piyasası stoktan ibaret değildir.
Tanker kapasitesi, sigorta maliyeti, navlun, terminal kapasitesi, petrolün kalitesi ve rafinerilerin hangi ham petrolü işleyebildiği de fiyatın parçasıdır.
Bu nedenle 4 milyon varillik lojistik kesinti ile 4 milyon varillik üretim kaybı aynı şey değildir; fakat ikisi de fiziki piyasada ciddi fiyat bozulması yaratabilir.
130 DOLARLIK PETROL BİZE NE SÖYLÜYOR?
Brent vadeli kontratı 108 dolar civarındayken bazı fiziki kargoların 130 doların üzerine çıkması çok önemli.
Bu fark piyasanın kısa vadede petrolü hemen teslim edebilecek satıcılara prim ödediğini gösteriyor.
Suudi kargolarının iptali Avrupa rafinerilerini:
Kuzey Denizi,
ABD,
Guyana,
Kazakistan
ve Kuzey Afrika
petrolüne yöneltiyor.
Bu da bölgesel bir savaşın küresel petrol kalite ve lojistik arbitrajını değiştirmesi anlamına geliyor.
SUUDİ ARABİSTAN’IN PETROL DENKLEMİ DEĞİŞTİ
Suudi Arabistan onlarca yıldır dünya petrol sisteminin “yedek kapasite” ülkesi olarak görülüyordu.
Arz sıkıştığında Riyad üretimi artırabilecek ülkeydi.
Bugün denklem farklı.
Mesele yalnızca Suudi Arabistan’ın yeraltından kaç varil çıkarabileceği değil.
Çıkardığı petrolü hangi güzergâhtan dünya pazarına gönderebileceği.
Hürmüz baskı altında.
Doğu-Batı Boru Hattı saldırıya uğradı.
Yanbu’daki yüklemeler durduruldu.
Husiler Kızıldeniz kıyısında ilerliyor.
Bab el-Mendeb üzerindeki güvenlik riski büyüyor.
Avrupa’ya gönderilecek bazı Suudi kargoları iptal edildi.
Fiziki petrol 130 doların üzerine çıktı.
Bu tablo petrol piyasasının jeopolitik risk priminden fiziki arz ve lojistik riskine geçtiğini gösteriyor.
Bundan sonraki kritik gösterge yalnızca Brent ekranındaki fiyat olmayacak.
Yanbu’dan kaç tanker ayrılıyor, Petroline ne zaman tam kapasiteye dönüyor ve Suudi Arabistan günlük kaç milyon varili gerçekten müşterilerine teslim edebiliyor?
Petrolün yeni fiyatını bu üç rakam belirleyecek.