0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet

YAPAY ZEKÂ EKONOMİYİ BÜYÜTECEK. PEKİ PARA KİME GİDECEK?

Anthropic’in yeni 2030 modeli Acemoğlu–The Economist tartışmasını başka bir yere taşıyor: Asıl mesele artık AI’ın büyüme yaratıp yaratmayacağı değil, büyümenin emek ile sermaye arasında nasıl paylaşıl...
Artunç Kocabalkan
Eylül 10, 2026
Paylaş

Anthropic’in yeni 2030 modeli Acemoğlu–The Economist tartışmasını başka bir yere taşıyor: Asıl mesele artık AI’ın büyüme yaratıp yaratmayacağı değil, büyümenin emek ile sermaye arasında nasıl paylaşılacağı olabilir.

Yapay zekâ tartışmasında birkaç yıldır iki ayrı soru birbirine karıştırılıyor.

Birincisi: AI gerçekten ekonomik büyümeyi ve verimliliği olağanüstü ölçüde artırabilecek mi?

İkincisi ise daha zor:

Bu büyüme gerçekleşirse kim kazanacak?

Anthropic Economics ekibinin Eylül 2026’da yayımladığı yeni “Economic Scenarios for Transformative AI” çalışması ikinci soruya oldukça çarpıcı bir cevap veriyor.

Modelin en radikal sonucunu tek cümleyle özetlemek mümkün:

Ekonomi olağanüstü ölçüde büyürken çalışanların ekonomiden aldığı pay küçülebilir.

Ve bu sonuç, son dönemde Daron Acemoğlu ile The Economist arasında yeniden alevlenen yapay zekâ-verimlilik tartışmasını farklı bir düzleme taşıyor.

Üç farklı 2030

Anthropic ekonomiyi mesleklerden ziyade “tasks”, yani görevler üzerinden modelliyor.

Bir meslek onlarca görevden oluşuyor. AI bunların bazılarını değiştirmiyor, bazılarını insanla birlikte yapıyor, bazılarını tamamen otomatikleştiriyor ve bazı durumlarda yeni görevler yaratıyor. Bu yaklaşım aslında Acemoğlu ve Pascual Restrepo’nun yıllardır geliştirdiği “task-based” teknoloji ve emek piyasası literatürüyle oldukça yakın. (Anthropic)

Model beş temel değişkene bakıyor: AI’ın hangi görevleri yapabildiği, ne kadar yaygın kullanıldığı, ne kadar özerk çalışabildiği, insan verimliliğini ne kadar artırdığı ve işini kaybeden insanların başka işlere ne kadar hızlı geçebildiği. (Anthropic)

Bunun sonucunda Anthropic üç ayrı 2030 dünyası oluşturuyor:

2030 senaryosuAI kaynaklı ek GSYHABD GSYHEmeğin payıSermayenin payı
Mütevazı+%1,6$34,1 trilyon%59,4%40,6
Belirgin+%8,3$36,3 trilyon%56,1%43,9
Ekstrem+%32,4$44,4 trilyon%45,2%54,8

Rakamların son iki sütunu meselenin özünü gösteriyor. (Anthropic)

Ekstrem senaryoda ekonomi küçülmüyor.

Tam tersine, muazzam biçimde büyüyor.

Fakat pastanın paylaşımı dramatik biçimde değişiyor.

Bugünkü yaklaşık 60/40 emek-sermaye dağılımı, modelde yaklaşık 45/55’e dönüyor. Sermayenin milli gelirdeki payı yaklaşık 15 puan yükseliyor. (Anthropic)

Bu durumda AI tartışmasının temel sorusu değişiyor:

GSYH ne kadar büyüyecek değil, o GSYH’nin sahibi kim olacak?


$10 trilyondan fazla yeni ekonomi

Ekstrem senaryonun ölçeğini anlamak önemli.

Anthropic’in 2025 fiyatlarıyla hesabında AI’sız referans patikaya göre ABD ekonomisi 2030’da yaklaşık %32,4 daha büyük hale geliyor ve $44,4 trilyona ulaşıyor. Modelin ekstrem aşamasında yıllık büyüme oranı yaklaşık %15’e kadar çıkabiliyor; böyle bir hız ekonominin yaklaşık 4,5 yılda ikiye katlanması anlamına geliyor. (Anthropic)

Bu, klasik internet devriminin ötesinde bir verimlilik şoku demek.

Fakat aynı ekonomide bilgi çalışanlarının ücretleri %10’dan fazla gerileyebiliyor. (Anthropic)

İlk bakışta paradoks gibi görünüyor:

Ekonomi %32 büyürken bazı çalışanların reel ücreti nasıl düşebilir?

Cevap üretimin faktör bileşiminde.

AI artık yalnızca çalışanların kullandığı bir araç olmaktan çıkıp çalışanların yaptığı görevlerin doğrudan üreticisine dönüşürse, ekonomik değer giderek daha fazla hesaplama gücü + model + veri merkezi + enerji + yazılım + fikri mülkiyet kombinasyonu tarafından üretiliyor.

Dolayısıyla üretim artıyor ama üretimin marjinal girdisi insan emeğinden sermayeye doğru kayıyor.

Anthropic modelinin en önemli sonucu tam olarak burada.


Kim kaybedebilir? Beklenmedik cevap: Beyaz yakalılar

Sanayi devrimlerinin klasik hikâyesinde makine fiziksel emeğin rakibiydi.

AI devriminde ilk defa sermaye doğrudan bilişsel emeğin rakibi haline geliyor.

Anthropic özellikle şu grubu öne çıkarıyor:

knowledge workers — bilgi çalışanları.

Kod yazanlar, analistler, çağrı merkezi çalışanları ve diğer dijital/bilişsel görev ağırlıklı mesleklerde otomasyon hızlandıkça çalışanların farklı mesleklere geçmek zorunda kalabileceğini modelliyor. (Anthropic)

Bu konuda gerçek dünyadan ilk sinyaller de var.

Anthropic’in Mart 2026’da yayımladığı ayrı emek piyasası araştırması, AI’a yüksek fiili maruziyeti bulunan mesleklerin BLS projeksiyonlarında daha düşük istihdam büyümesine sahip olduğunu ve özellikle genç çalışanların işe girişlerinde yavaşlamaya ilişkin ilk işaretler bulunduğunu belirtiyor. Henüz yüksek AI maruziyetinin sistematik biçimde işsizliği artırdığı sonucuna varmak içinse yeterli kanıt yok. (Anthropic)

BIS’in 2026 değerlendirmesi de AI maruziyeti yüksek ABD sektörlerinde daha yüksek verimlilik artışının, görece düşük istihdam büyümesiyle birlikte görüldüğüne dikkat çekiyor. (Bank for International Settlements)

Dolayısıyla şu anda “AI kitlesel işsizliği başlattı” demek erken.

Ama verimlilik ile istihdam arasındaki ayrışmanın ilk belirtileri araştırmalarda görünmeye başlamış durumda.


Peki kim kazanıyor?

Anthropic modelinin belki de en şaşırtıcı sonucu burada.

Bilgi çalışanları baskı altına girerken AI’a doğrudan ikame edilmesi daha zor olan bazı fiziksel ve hizmet işleri göreli olarak değer kazanabiliyor.

Örneğin AI mühendislik tasarımını, izin süreçlerini veya proje planlamasını hızlandırırsa daha fazla bina ve altyapı projesi yapılabilir.

Ama binayı hâlâ birilerinin inşa etmesi gerekir.

Bu durumda:

mühendisin bazı görevlerinin fiyatı düşerken elektrikçinin emeğinin fiyatı yükselebilir.

Anthropic açıkça, AI’ın bilgi işlerinde verimliliği artırmasının inşaat gibi fiziksel sektörlerde emek talebini artırabileceği örneğini veriyor. (Anthropic)

Dolayısıyla AI ekonomisinin kazananları yalnızca programcılar olmayabilir.

Tam tersine, programcı AI tarafından ikame edilirken elektrikçi, hemşire, teknisyen veya fiziksel altyapı çalışanı tamamlayıcı faktöre dönüşebilir.

Bu, teknoloji tarihindeki alışılmış beceri priminin kısmen tersine dönmesi anlamına gelebilir.


Acemoğlu tam olarak burada devreye giriyor

Daron Acemoğlu’nun AI konusunda uzun süredir itiraz ettiği nokta teknolojinin kendisi değil.

Teknolojinin hangi yönde geliştirildiği.

Acemoğlu ve Restrepo’nun teorik çerçevesinde otomasyon iki karşıt mekanizma yaratıyor.

Bir tarafta displacement effect var: makine insanın yaptığı görevi devralıyor.

Diğer tarafta productivity effect var: maliyet düşüyor, üretim genişliyor ve başka alanlarda emek talebi oluşuyor.

Fakat üçüncü mekanizma özellikle önemli:

yeni insan görevlerinin yaratılması.

Acemoğlu ve Restrepo’ya göre teknolojik ilerleme yalnızca mevcut insan görevlerini otomatikleştirirse emek talebi ve emeğin milli gelirden aldığı pay baskılanabilir. Yeni teknolojiler insanlara yeni üretken görevler yaratırsa denge yeniden kurulabilir. (National Bureau of Economic Research)

Bu nedenle Acemoğlu yıllardır “yanlış tür AI” riskinden bahsediyor: AI’ın insan yeteneklerini genişletmek yerine esas olarak insanı ikame etmeye yönelmesi. (National Bureau of Economic Research)

Anthropic’in yeni modeli ilginç biçimde bu mekanizmayı sayısallaştırıyor.


Ama Anthropic, Acemoğlu’ndan çok daha iyimser bir büyüme ihtimalini de masaya koyuyor

İki yaklaşımın ayrıldığı yer burası.

Acemoğlu’nun The Simple Macroeconomics of AI çalışması çok daha muhafazakâr.

Mevcut görev maruziyeti ve görev düzeyindeki maliyet tasarruflarından hareket eden çalışmasında Acemoğlu, önümüzdeki on yıldaki toplam faktör verimliliği artışının %0,66’yı geçmeyebileceğini, daha gerçekçi varsayımlarla bunun %0,53’ün altında kalabileceğini hesaplıyor. (National Bureau of Economic Research)

Bu Goldman Sachs ve McKinsey gibi kurumların çok daha yüksek AI büyüme tahminlerinden belirgin şekilde düşük. Acemoğlu’nun temel itirazı, AI’ın kolay ve ölçülebilir görevlerdeki ilk başarılarının ekonominin bütününe aynı verimlilik oranıyla taşınamayacağı. (MIT Economics)

Anthropic ise çok daha geniş bir ihtimal dağılımı kuruyor:

+%1,6 → +%8,3 → +%32,4.

Yani Anthropic aslında “Acemoğlu yanlış” demiyor.

Daha ilginç bir şey söylüyor:

Acemoğlu’nun düşük büyüme dünyası mümkün; ama AI kabiliyeti, otonomi ve benimsenme yeterince hızlanırsa çok daha büyük bir dünya da mümkün.


The Economist–Acemoğlu tartışmasının eksik parçası

Bu tartışma son haftalarda ayrıca kişiselleşti.

The Economist’in Acemoğlu’nun akademik yaklaşımına yönelik Ağustos eleştirisinin ardından Acemoğlu, yazıyı “neredeyse kişisel saldırı” ve “amatörce yazılmış” olarak nitelendirdi. İlginç biçimde Erik Brynjolfsson da AI’ın gelecekteki verimlilik etkisinin büyüklüğü konusunda Acemoğlu’yla açıkça anlaşamadığını belirtmesine rağmen Economist’in eleştirisinin hedefi ıskaladığını söyledi. (Turkey Unfolding)

Fakat yeni Anthropic çalışması bu tartışmayı daha verimli bir noktaya taşıyor.

Çünkü iki tarafın tartıştığı “AI ne kadar büyüme yaratacak?” sorusunun tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Acemoğlu’nun büyüme tahmini fazla düşük çıksa bile, dağılım konusundaki uyarısı doğru çıkabilir.

Hatta paradoksal olarak AI ne kadar başarılı olursa bu sorun o kadar büyüyebilir.


Verimlilik artışı eşitlik anlamına gelmiyor

Bunu mikroekonomik araştırmalar da gösteriyor.

Brynjolfsson, Li ve Raymond’un 5.179 müşteri hizmetleri çalışanını inceleyen ünlü saha çalışmasında üretken yapay zekâ desteği ortalama üretkenliği yaklaşık %14 artırdı.

Ancak acemi ve düşük becerili çalışanlarda artış %34’e ulaşırken deneyimli çalışanlarda etkisi çok daha küçüktü. (National Bureau of Economic Research)

BCG danışmanları üzerinde yapılan başka bir deneyde ise AI kullanan danışmanlar AI’ın yetenek sınırı içindeki görevlerde %12,2 daha fazla görev tamamladı ve yaklaşık %25 daha hızlı çalıştı. Fakat araştırmanın “jagged technological frontier” dediği olgu nedeniyle AI’ın yetenek sınırının dışındaki görevlerde sonuçlar aynı derecede olumlu değildi. (PubsOnline)

Yani AI’nın ekonomik etkisi tek bir “%X verimlilik artışı” rakamına indirgenemiyor.

Görev + sektör + çalışan + AI kabiliyeti kombinasyonuna bağlı.


Asıl kazanan sermaye olabilir

Burada Anthropic, Acemoğlu ve IMF literatürü aynı noktada birleşmeye başlıyor.

IMF’nin AI ve emek piyasası çalışmaları, AI’ın yüksek gelirli çalışanları hem daha fazla AI maruziyetine hem de daha yüksek AI tamamlayıcılığına sahip hale getirebileceğini; buna ek olarak AI yatırımlarının sermaye getirisini artırmasının servet eşitsizliğini büyütebileceğini gösteriyor. (IMF)

Çünkü AI ekonomisinin kritik üretim araçlarının mülkiyeti eşit dağılmıyor.

Model şirketleri, çipler, veri merkezleri, elektrik altyapısı, bulut sistemleri ve fikri mülkiyet hakları sermayeye ait.

Bu nedenle AI’ın üretkenliği yükseldikçe yalnızca şirket kârları değil, sermayenin ekonomik kıtlık değeri de artabilir.

IMF de bu nedenle AI çağında sermaye gelirlerinin vergilendirilmesinin daha önemli hale gelebileceğini ve sermaye gelirinin zaten emek gelirinden çok daha yoğun biçimde üst gelir gruplarında toplandığını vurguluyor. (IMF)

Anthropic’in ekstrem senaryosu bunun matematiksel uç noktasını gösteriyor:

Sermayenin milli gelirden aldığı pay %40’tan yaklaşık %55’e çıkıyor.


Ve daha uç bir akademik ihtimal var

Pascual Restrepo’nun 2025 tarihli “We Won’t Be Missed: Work and Growth in the AGI World” çalışması tartışmayı daha da ileri götürüyor.

Eğer AGI ekonomik açıdan değerli işlerin tamamını hesaplama gücüyle gerçekleştirebilir hale gelirse, Restrepo’nun uzun dönem modelinde üretimin büyümesi giderek compute kapasitesine bağlanıyor; ücretler insan emeğini yeniden üretmek için gereken hesaplama maliyetine doğru yakınsıyor ve uç durumda emeğin milli gelirdeki payı sıfıra yaklaşabiliyor. (National Bureau of Economic Research)

Bu elbette bugünün tahmini değil.

Ama önemli bir teorik sınır.

Çünkü bize şunu gösteriyor:

AI ne kadar güçlü hale gelirse, “verimlilik” ile “refahın çalışanlara dağılımı” arasındaki tarihsel bağlantı o kadar zayıflayabilir.


O halde gerçek AI tartışması ne?

Anthropic’in araştırmasının Acemoğlu–The Economist tartışmasına getirdiği en önemli katkının burada olduğunu düşünüyorum.

AI konusunda üç ayrı soru sormamız gerekiyor:

1. AI ne kadar büyüme yaratacak?

Acemoğlu düşük, teknoloji iyimserleri yüksek tahmin ediyor; Anthropic her iki ihtimali de senaryolaştırıyor.

2. AI insanı tamamlayacak mı, ikame mi edecek?

Bu, ücretleri ve istihdamı belirleyecek.

3. AI’ın ürettiği sermayenin sahibi kim olacak?

Bu ise büyümenin kim tarafından alınacağını belirleyecek.

Üçüncü soru belki de diğer ikisinden daha önemli.

Çünkü Anthropic’in ekstrem dünyasında ABD 2030’da $44 trilyonluk dev bir ekonomi olabilir.

Ama aynı dünyada bilgi çalışanlarının ücretleri düşebilir, işsizlik yükselebilir ve ekonomide yaratılan her doların çoğu ilk kez emeğe değil sermayeye gidebilir. (Anthropic)

Dolayısıyla önümüzdeki yılların en önemli ekonomik tartışması belki de “AI balon mu?” veya “AI kaç işi yok edecek?” olmayacak.

Daha temel bir meseleyle karşı karşıyayız:

Yapay zekâ bizi tarihte hiç olmadığımız kadar zenginleştirebilir.

Ama bu, toplumun çoğunluğunun aynı ölçüde zenginleşeceği anlamına gelmiyor.

Sanayi devriminin temel ekonomik çatışması emek ile makine arasındaydı.

AI çağının çatışması biraz farklı olabilir:

AI’ın ürettiği servet ile AI’ın sahibi olmayan insanlar arasında.

Anthropic’in yeni modeli, Acemoğlu’nun yıllardır sorduğu soruyu daha keskin hale getiriyor.

Mesele artık yalnızca yapay zekânın ne kadar büyüme yaratacağı değil. O büyümenin mülkiyetinin kimde olacağı.

Anthropic – Scenarios for our Economic Future

Daron Acemoğlu – The Simple Macroeconomics of AI, NBER

IMF – Gen-AI: Artificial Intelligence and the Future of Work

Brynjolfsson, Li & Raymond – Generative AI at Work

Restrepo – We Won’t Be Missed: Work and Growth in the AGI World

Bu yeni çalışma bence Acemoğlu’nu çürüten bir çalışma diye değil, büyüme konusunda Acemoğlu’ndan çok daha iyimser olduğu halde dağılım konusunda onun tezine yaklaşan bir çalışma .

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction