
Wall Street haftaya pek de iyi başlamadı.
Dow Jones %1,18 gerilerken S&P 500 %0,58, Nasdaq ise %0,32 düştü.
İlk bakışta klasik bir risk-off günü gibi görünüyor.
Ama piyasanın altında çok daha ilginç bir denklem oluşuyor:
Petrol yükseliyor.
Enflasyon korkusu geri geliyor.
Tahvil faizleri yükseliyor.
Fed’in faiz artırma ihtimali yeniden fiyatlanıyor.
Japon yeni güçleniyor.
Ve bütün bunlar aynı anda oluyorsa, artık yalnızca hisse senetlerine bakmak yeterli değil.
Reuters verilerine göre Brent petrol yeniden 99 dolar civarına gelirken ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,8’e yaklaştı. Dow’un Nasdaq’tan belirgin şekilde daha kötü performans göstermesi de Ozan Tarman’ın piyasa notunda vurguladığı “rates higher, equities lower” temasını destekliyor. (Reuters)
ŞİMDİ HER ŞEY ABD ENFLASYONUNA BAKIYOR
Takvim son derece kritik.
Perşembe ABD ÜFE, cuma ise TÜFE açıklanacak. Ardından 15-16 Eylül FOMC toplantısı geliyor.
Piyasa artık birkaç ay önce tartıştığımız “Fed ne zaman faiz indirecek?” dünyasında değil.
Tartışma tersine döndü:
Fed yeniden faiz artırmak zorunda kalabilir mi?
Petrolün 100 dolara dayanması bu soruyu daha önemli hale getiriyor.
Piyasa fiyatlamasında eylül toplantısında faiz artırımı ihtimalinin yaklaşık %60 seviyesine kadar çıkmış olması da bunun artık uç bir senaryo olmadığını gösteriyor. (MarketWatch)
Üstelik mesele yalnızca Fed değil.
ECB’nin 10 Eylül toplantısında faizi 25 baz puan artırması Reuters’ın 65 ekonomistle yaptığı ankette ana senaryo durumunda.
Yani küresel para politikasında birkaç ay önce beklenen gevşeme senaryosu yerine yeniden “higher for longer, hatta belki higher again” dünyasına giriyoruz. (Reuters)
AMA BENCE ASIL İZLENMESİ GEREKEN YER JAPONYA
Burada çok daha büyük bir hikâye var.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in yen konusunda söylediği söz son derece sıra dışı:
“Piyasanın sahip olmadığı bilgilere sahibim.”
Bessent ayrıca Japon hükümeti ve Bank of Japan’ın daha güçlü bir yene yol açacak adımlar atacağına inandığını söyledi.
Bu sıradan bir kur yorumu değil.
Çünkü ABD ile Japonya 31 Temmuz’da nadir görülen ortak bir yen alım müdahalesi gerçekleştirmişti. Bessent şimdi açık biçimde BOJ’un faiz artırması ihtimaline işaret ediyor.
Reuters’a göre BOJ’un 17-18 Eylül toplantısında faiz artırması artık güçlü biçimde fiyatlanıyor. (Investing.com)
BOJ üyesi Hajime Takata’nın açıklamaları da aynı yönde.
Takata, Japonya’nın %2 enflasyon hedefine yaklaştığını ve fiyatlarda aşırı ısınma risklerinin ortaya çıkmaya başladığını söylüyor.
Sonuç?
Yen son iki yılın en güçlü rallilerinden birini gerçekleştiriyor. (Reuters)
Burada dosyadaki 133,80 seviyesini doğru okumak gerekiyor.
Bu mevcut USD/JPY seviyesi değil. Kur yaklaşık 154 civarında. Dolayısıyla 133,80 ancak çok daha agresif bir yen değerlenmesi senaryosunun referans/hedef seviyesi olarak değerlendirilebilir.
Ama böyle bir hareket gerçekleşirse sorun yalnızca Japonya olmaz.
YEN GÜÇLENİRSE WALL STREET NEDEN KORKMALI?
Çünkü yıllardır küresel finans sisteminin en büyük fonlama kaynaklarından biri Japon yeni.
Basit mekanizma şu:
Ucuz yenle borçlan → dolara geç → ABD tahvili, teknoloji hissesi ve diğer riskli varlıkları satın al.
Bu carry trade yıllardır küresel likiditenin görünmeyen motorlarından biri.
Fakat yen hızla değer kazanırsa denklem tersine dönüyor.
Pozisyonları kapatmak isteyen yatırımcı:
ABD varlığını satıyor → dolarını satıyor → yen satın alıyor → borcunu kapatıyor.
Yen güçlendikçe pozisyon kapanıyor.
Pozisyon kapandıkça yen daha da güçleniyor.
Bu nedenle güçlü yen özellikle yüksek değerlemeli teknoloji ve AI hisseleri açısından potansiyel bir likidite riski yaratıyor. MarketWatch da son yen hareketinin teknoloji ve AI hisseleri üzerindeki carry-trade riskini yeniden gündeme getirdiğine dikkat çekiyor. (MarketWatch)
2024 yazında bunun küçük bir provasını zaten görmüştük.
Şimdi ölçek daha büyük olabilir.
BİR DE BESSENT’IN İKİNCİ CEPHESİ VAR: ABD TAHVİLLERİ
Bessent yalnızca yen piyasasında aktif değil.
ABD Hazinesi uzun vadeli tahvil piyasasında da alışılmadık derecede aktif hale geliyor.
19 Ağustos’ta açıklanan kararla 10-20 yıl ve 20-30 yıl vadeli nominal tahvillerde likidite amaçlı buyback büyüklüğü işlem başına maksimum 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarıldı.
Yeni uygulama 9 Eylül’de başlıyor ve 4 Kasım’a kadar devam edecek. (PublicNow)
Neden?
Çünkü uzun vadeli ABD faizlerinin yükselişi artık yalnızca Wall Street’i değil, doğrudan ABD Hazinesi’ni de rahatsız ediyor.
30 yıllık tahvil faizi ağustosta %5,34’e kadar çıkarak 19 yılın zirvesini gördü.
Citi’den Dan Gottlander buybacklerin uzun vadeli faizler üzerinde ciddi etki yaratabileceğini söylerken önemli bir noktayı da hatırlatıyor:
Buyback bütçe açığını ortadan kaldırmıyor.
Hazine uzun tahvili geri alıyorsa finansmanı başka vadelerden sağlamak zorunda.
Yani:
Tahvilin vadesini değiştirebilirsiniz; borcu yok edemezsiniz. (Investing.com)
Ve tam burada küresel piyasanın belki de en büyük çelişkisi ortaya çıkıyor.
Fed enflasyon nedeniyle faiz artırmak zorunda kalabilir.
Ama ABD Hazinesi yükselen uzun vadeli faizleri aşağı çekmeye çalışıyor.
BOJ faiz artırmaya hazırlanıyor.
ABD ise daha güçlü yen istiyor.
Petrol 100 dolara yaklaşıyor.
ECB faiz artırmaya hazırlanıyor.
Ve bütün bunların ortasında hisse senetleri hâlâ tarihi olarak yüksek değerlemelere yakın işlem görüyor.
BU HAFTANIN GERÇEK SORUSU CPI DEĞİL
Cuma açıklanacak ABD enflasyonu elbette önemli.
Ama asıl soru daha büyük:
Dünyanın son 15 yıldır alıştığı ucuz para ve ucuz fonlama düzeni gerçekten sona mı eriyor?
Çünkü eğer ABD tahvil faizleri yüksek kalırken Japonya faiz artırıyor ve yen güçlenmeye devam ediyorsa, dünyanın en büyük carry trade mekanizmalarından biri yavaş yavaş tersine dönmeye başlayabilir.
O zaman mesele yalnızca Dow’un bir günde %1 düşmesi olmaz.
Mesele küresel likiditenin nereden geleceği olur.
Bu yüzden önümüzdeki günlerde üç göstergeyi birlikte izlemek gerekiyor:
ABD 10 yıllık tahvil faizi.
USD/JPY.
Brent petrol.
Petrol 100 doların üzerinde kalır, ABD 10 yıllıkları %5’e yaklaşır ve USD/JPY hızla aşağı gelmeye devam ederse piyasanın mesajı giderek netleşir:
Faiz yukarı. Yen yukarı. Likidite aşağı.
Ve o denklemde hisse senetlerinin aynı hızla yukarı gitmesi giderek zorlaşır.