
Cumartesi sabahı piyasalar kapalı. Dolayısıyla bugün ekranda yeni bir Wall Street veya Asya seansı yok; elimizde cuma kapanışlarının tamamı ve önümüzdeki haftaya devreden pozisyonlar var. ABD piyasaları ayrıca pazartesi Labor Day nedeniyle kapalı olacak.
Ve cuma kapanışından kalan mesaj oldukça açık:
ABD ekonomisi Fed’in faiz artırmasına engel olacak kadar zayıf değil.
Ama Fed’in gerçekten artırıp artırmayacağını artık istihdam değil, enflasyon belirleyecek.
Ağustos tarım dışı istihdamı yalnız 56 bin beklenirken 162 bin arttı. Temmuz verisi -23 binden +21 bine revize edildi. İşsizlik %4,1’de kaldı. İşgücüne katılım yükseldi. Buna karşılık ücretlerin yıllık artışı %3,1’e geriledi.
Yani rapor tek yönlü şahin değildi.
İstihdam güçlü.
Ama ücret enflasyonu hızlanmıyor.
Tam da Christopher Waller’ın perşembe günü söylediği yere geldik: dezenflasyon devam ediyorsa Fed biraz daha bekleyebilir.
Bu nedenle cuma günü yaşanan ilk sert reaksiyondan sonra piyasa biraz sakinleşti.
Fed’in eylülde 25 baz puan artırma ihtimali perşembe günü %49,4 civarındayken cuma kapanışına doğru yaklaşık %58-61 bandına yükseldi. Reuters’ın farklı zaman damgalarındaki fiyatlamaları bu aralığı doğruluyor.
Başka bir ifadeyle:
Fed faiz artışı artık uç senaryo değil. Ama henüz kesin senaryo da değil.
Cuma kapanışında:
Dow Jones: 53.413,60 — -%0,51
S&P 500: 7.718,41 — -%0,38
Nasdaq Composite: 26.506,99 — -%0,29
Reuters ile AP kapanış rakamları yön ve büyüklük açısından birbirini doğruluyor.
S&P 500 yine de haftayı yaklaşık %0,1, Nasdaq %0,4 artıda bitirdi; Dow yaklaşık %0,3 geriledi.
Buradaki asıl önemli gelişme endekslerin yarım puan düşmesi değil.
ABD hisse fonlarından 2 Eylül’de biten haftada 11,12 milyar dolar çıkış oldu. Para piyasası fonlarına ise yaklaşık 48,8 milyar dolar girdi.
Bu bana çok daha fazla şey söylüyor.
Yatırımcı henüz büyük bir borsa çöküşü beklemiyor.
Ama %4-5 civarında risksiz dolar getirisi varken hisse senedi riskini taşımak için giderek daha fazla gerekçe istiyor.
FT’nin son günlerde ısrarla üzerinde durduğu küresel tahvil satışının arkasındaki problem de bu. G7 ülkelerinin yükselen tahvil faizleri nedeniyle borçlanma maliyetleri on milyarlarca dolar artmış durumda.
NFP açıklandıktan hemen sonra iki yıllık ABD tahvil faizi yaklaşık 8 baz puan yükseldi; hareket daha sonra bir miktar geri verildi.
Reuters’ın gün içi ölçümünde:
2 yıllık: yaklaşık %4,38
10 yıllık: yaklaşık %4,78
30 yıllık: yaklaşık %5,24
seviyeleri görüldü.
Bu seviyeler hâlâ çok yüksek.
Ve uzun vadeli tahvil problemi yalnız Fed değil.
Financial Times küresel tahvil satışının İngiltere’den Japonya’ya yayıldığını; Japon uzun vadeli getirilerinin 1990’lardan beri görülmeyen seviyelere çıktığını vurguluyor.
Wall Street Journal ise tahvil faizlerini yukarı taşıyan dört ana kuvveti savaş, mali açıklar, yeni Fed rejimi ve AI şirketlerinin dev borçlanma ihtiyacı olarak sıralıyor.
Bu bizim son haftalardaki ana tezimizle örtüşüyor:
Dünyanın yeni kıtlığı yalnız enerji değil. Sermaye de kıtlaşıyor.
Dolayısıyla Fed politika faizini artırmasa bile uzun vadeli faizlerin otomatik olarak eski dünyaya dönmesi gerekmiyor.
Reel faiz açısından da bu altın için kritik. Gün içi resmi TIPS kapanışlarının yayımlanma zamanlaması nedeniyle doğrulanmamış bir cumartesi rakamı kullanmıyorum; ancak nominal 10 yıllığın %4,8 civarında kalması, reel iskonto oranının hâlâ altın ve yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri açısından ciddi rakip olduğunu gösteriyor.
Cuma sabahı spot altın yaklaşık 4.470-4.485 dolar bölgesindeydi.
162 binlik NFP geldikten sonra 4.400 doların altına kadar sert bir hareket gördük.
Reuters’ın veri sonrası ölçümünde spot altın 4.419,09 dolar, aralık vadeli kontrat 4.476,60 dolar seviyesindeydi.
Wall Street Journal kapanışta altın vadeli kontratının 4.429,80 dolar olduğunu ve günü %1,4, haftayı %1,1 ekside tamamladığını bildiriyor. Gümüş vadeli kontratı ise 66,047 dolar ile günü %1,4 düşüşle kapattı.
Bu çok önemli.
Altın NFP’ye ilk anda sert tepki verdi ama 4.400 dolar bölgesinde alıcı buldu.
Neden?
Çünkü altının karşısında artık iki kuvvet var.
Birinci kuvvet:
Güçlü NFP → Fed artırımı → reel faiz ↑ → dolar ↑ → altın ↓.
İkinci kuvvet:
Petrol ↑ → enflasyon riski ↑ → jeopolitik risk ↑ → mali sürdürülebilirlik endişesi ↑ → altın ↑.
Bu yüzden altın artık basit bir “Fed faiz indirirse yükselir” işlemi değil.
Altın, reel faiz ile parasal sistem riskinin kavga ettiği varlık haline geldi.
FT’nin bu hafta verdiği başka bir haber de bunu sembolik olarak destekliyor: Hollanda Merkez Bankası jeopolitik gerekçelerle yaklaşık 78 ton altını New York’tan Londra’ya taşıyor.
Bu fiyat tahmini değil.
Ama merkez bankalarının altına yalnız getiri aracı değil, bilanço ve jeopolitik sigorta olarak baktığını gösteren önemli bir gelişme.
Gümüş cuma vadeli kapanışında 66,047 dolar civarındaydı.
Altındaki para politikası hikâyesinin tamamı gümüş için de geçerli.
Fakat gümüşün ekstra problemi sanayi metali olması.
Yüksek petrol + yüksek faiz + yavaşlayan küresel büyüme gümüşe iki taraftan baskı yapabilir.
Bu nedenle mevcut ortamda altın-gümüş ayrışmasını izlemek önemli.
Altın jeopolitik/parasal sigorta talebi alabilirken gümüş ekonomik aktivite endişesine daha hassas kalabilir.
Burada gün içi zirve ile kapanışı ayırmak gerekiyor.
Brent hafta içinde 97 doların üzerine çıktı fakat cuma günü 92,68 dolardan kapandı.
WTI kapanışı 91,48 dolar.
Brent haftalık %7,6, WTI ise yaklaşık %10 yükseldi.
Bu düzeltme önemli.
Çünkü piyasanın hafta sonuna taşıdığı petrol fiyatı 95-97 dolar değil; yaklaşık 92-93 dolar.
Fakat enflasyon açısından sorun ortadan kalkmış değil.
ABD’de dizel fiyatı galon başına 5,85 dolar ile rekor seviyeye çıktı.
Ve Hürmüz hâlâ normal çalışmıyor.
Perşembe günü boğazdan yalnız dört emtia gemisi geçti; 10 günlük ortalama yaklaşık 15.
İran’ın anlamlı ham petrol ihracatının Hürmüz üzerinden yaklaşık yedi haftadır kesilmiş olması da savaşın enerji ticaretindeki etkisinin artık teorik olmadığını gösteriyor.
Dolayısıyla gelecek hafta için Brent’te benim eşiklerim:
90 dolar altı: rahatlama.
90-95 dolar: mevcut enflasyon risk primi.
95-100 dolar: merkez bankaları için ciddi sorun.
100 dolar üzeri: Fed, ECB ve TCMB’nin bütün faiz patikalarının yeniden hesaplanması.
DXY NFP sonrası yükseldi ancak kazancının bir kısmını geri verdi.
Reuters’ın son ölçümünde dolar endeksi 99,17, EUR/USD 1,1611, USD/JPY ise 156,19 civarındaydı.
Burada Japonya’yı atlamamak gerekiyor.
Yen haftayı güçlü geçirdi çünkü piyasa BOJ’dan daha hızlı faiz artışı bekliyor. Japon yatırımcıların yükselen JGB getirileri nedeniyle ABD tahvillerinden Japon tahvillerine dönüp dönmeyeceği artık küresel sermaye piyasasının temel sorularından biri.
Japon uzun vadeli tahvil faizlerinin %3’ü aşması küçümsenecek bir gelişme değil.
On yıllarca dünyanın ucuz finansman kaynağı olan Japonya artık küresel sermayeyi geri çağırabilecek bir getiri sunmaya başlıyor.
Bu ABD tahvilleri için Fed’den bağımsız ikinci baskı.
Bitcoin cuma günü Waller sonrası iyimserlikle 82.240 dolara kadar çıktı.
NFP sonrasında yaklaşık %2 düşerek 80 bin doların altına indi. Gün sonuna yakın fiyatlamalar yaklaşık 79.500-79.800 dolar bölgesindeydi.
Burada Bitcoin’in davranışı çok temiz:
Likidite fiyatlanıyor.
Fed bekler → reel faiz düşer → Bitcoin yükselir.
Fed artırır → reel faiz yükselir → Bitcoin baskılanır.
Bitcoin’in 82 bin dolar civarında güçlü dirençle karşılaşması bu nedenle şaşırtıcı değil.
Bugün cumartesi olduğu için Tokyo, Hong Kong, Şanghay ve Seul’de yeni seans yok.
Cuma günü Asya piyasaları ABD istihdam verisinden önce kapandı.
Bu ayrım önemli.
Nikkei %1,26 yükselerek 65.020,94 puandan kapandı.
Güney Kore KOSPI da çip hisselerinin desteğiyle yükseldi; ancak haftalık bazda yüksek küresel tahvil faizlerinin baskısıyla kayıp bölgesinde kaldı.
Çin blue-chip hisseleri cuma sabahı yaklaşık %1 yükselmişti.
Dolayısıyla pazartesi Asya açılışı NFP sonrasındaki ilk gerçek fiyatlama olacak.
Özellikle Japonya’da iki kuvvet çarpışacak:
Wall Street’teki faiz baskısı negatif.
BOJ faiz artışı beklentisi ve güçlü yen Japon finansalları açısından farklı bir dinamik yaratıyor.
BIST 100 cuma günü %0,57 yükselerek 14.012,42 puandan kapandı.
Toplam işlem hacmi 190,1 milyar TL oldu.
Bankacılık endeksi %0,77, holding endeksi %0,93 yükseldi.
Fakat haftalık tablo kötü:
BIST 100 haftayı %4,30 kayıpla tamamladı. Haftalık bant 13.876,66–14.662,89 oldu.
Teknik olarak kısa vadede:
14.100–14.200 direnç.
13.900–13.800 destek.
Fakat benim için gelecek hafta BIST’in teknik seviyesinden daha önemli üç değişken var:
TCMB. Fed beklentisi. Petrol.
Türkiye’de enflasyon aşağı geliyor.
İç talep zayıflıyor.
Hizmet enflasyonunun ana eğiliminde iyileşme var.
Bu nedenle %37 politika faizinin giderek daha fazla tartışılması normal.
Fakat cuma günü ABD’den gelen 162 binlik NFP TCMB açısından iyi haber değil.
Çünkü:
Fed artırımı ihtimali ↑
ABD faizi ↑
Doların taşıma getirisi ↑
Gelişmekte olan ülke sermaye maliyeti ↑
ve bütün bunların üzerine:
Brent haftada %7,6 ↑.
Türkiye enerji ithalatçısı.
Dolayısıyla Fed + petrol aynı anda ters yönde giderse TCMB’nin faiz indirim alanı daralıyor.
Bu nedenle gelecek haftaki TCMB toplantısında ekonomik olarak faiz indirimi tartışılabilir olsa bile, beklemenin opsiyon değeri cuma günü arttı.
NFP sonrasında Citigroup Fed’den beklediği ilk faiz indirimini Haziran 2027’ye erteledi.
Citi artık 2027’de haziran, eylül ve aralıkta üç adet 25 baz puanlık indirim bekliyor.
Bu önemli çünkü Citi uzun süredir Fed konusunda daha güvercin taraftaydı.
Fakat Citi bile NFP sonrasında “yakında indirim” tezinden geri çekiliyor.
Bu yine de eylül artırımını garanti etmiyor.
Çünkü Waller’ın argümanı hâlâ masada:
Ücret artışı yıllık %3,1’e geriledi.
Ve önümüzdeki hafta açıklanacak çekirdek CPI için Reuters ekonomist beklentisi yıllık %2,4, temmuzdaki %2,5’in altında.
Dolayısıyla Fed’in karar ağacı giderek netleşiyor:
CPI düşük → Waller kazanır → bekle.
CPI beklenti civarı → çok yakın karar.
CPI sıcak → Warsh kazanır → +25 bp.
| Gösterge | Son doğrulanmış kapanış/seviye |
|---|---|
| S&P 500 | 7.718,41 / -%0,38 |
| Nasdaq | 26.506,99 / -%0,29 |
| Dow | 53.413,60 / -%0,51 |
| ABD 2Y | ~%4,38 |
| ABD 10Y | ~%4,78 |
| ABD 30Y | ~%5,24 |
| DXY | ~99,17 |
| Altın vadeli | $4.429,80 |
| Spot altın, Reuters son ölçüm | $4.419 civarı |
| Gümüş vadeli | $66,047 |
| Brent | $92,68 |
| WTI | $91,48 |
| Bitcoin | ~$79.500–79.800 |
| Nikkei | 65.020,94 / +%1,26 |
| BIST 100 | 14.012,42 / +%0,57 |
| Fed eylül +25 bp fiyatlaması | ~%58–61 |
Cuma kapanışları ve son doğrulanmış piyasa fiyatlamaları esas alınmıştır; cumartesi sabahı kapalı piyasalara sahte “canlı fiyat” atfedilmemiştir.
| Senaryo | Fed | ABD 10Y | Dolar | Altın | Nasdaq | BIST |
|---|---|---|---|---|---|---|
| CPI belirgin düşük + Brent <90$ | Bekle | ↓↓ | ↓ | ↑↑ | ↑↑ | ↑ |
| CPI beklenti civarı + Brent 90–95$ | 50/50 | yüksek | yatay | oynak | yatay | seçici |
| CPI sıcak | +25 bp öne çıkar | ↑ | ↑ | ilk tepki ↓ | ↓ | ↓ |
| CPI sıcak + Brent >100$ | +25 bp güçlü | ↑↑ | ↑↑ | önce ↓, sonra güvenli liman | ↓↓ | ↓↓ |
| CPI düşük + petrol gevşer | Waller senaryosu | ↓ | ↓ | ↑ | ↑ | TCMB alanı genişler |
Cuma günü 162 binlik istihdam rakamının bize söylediği şey “Fed kesin faiz artıracak” değil.
Daha önemli bir şey söyledi:
Fed artık işgücü piyasasını faiz artırmamak için kolayca mazeret olarak kullanamaz.
Ekonomi 162 bin istihdam yaratabiliyor.
İşsizlik %4,1.
Wall Street rekor seviyelerin yalnız yaklaşık %1 altında.
Petrol 92,68 dolar ve haftada %7,6 yükselmiş.
ABD 10 yıllık faizi yaklaşık %4,8.
Dolayısıyla artık Fed’in önündeki tek büyük soru enflasyon.
Ve piyasanın önündeki paradoks şu:
Enflasyon düşerse Fed bekleyebilir ve altın yeniden 4.500 dolara saldırabilir.
Enflasyon yükselirse Fed artırabilir, reel faiz yükselir ve ilk darbeyi yine altın ile yüksek değerlemeli riskli varlıklar yiyebilir.
Fakat petrol 100 doların üzerine giderse oyun yeniden değişir.
O zaman mesele yalnız Fed’in politika faizi değildir.
Büyüme aşağı giderken enflasyon yukarı gider.
Tahvil faizleri yüksek kalır.
Devletlerin borçlanma maliyeti artar.
Ve altın yeniden faiz işleminden çıkarak sistem sigortasına dönüşür.
Türkiye için de gelecek haftanın sorusu aynı:
Faiz gerçekten fahiş mi?
Bence giderek daha fazla öyle.
Ama ikinci soru daha önemli:
Dış dünya TCMB’nin bunu indirmesine izin verecek mi?
NFP bu alanı biraz daralttı.
Petrol biraz daha daralttı.
Şimdi CPI karar verecek.
FAİZ FAHİŞ Mİ? DOLAR PATLAYACAK MI? YOKSA FED DAHA FAZLA FAİZ Mİ ARTIRACAK?
Cuma günü Amerika 56 bin beklenen istihdama 162 bin yazdı.
Fed artırım ihtimali yeniden %60 civarında.
ABD 10 yıllık %4,8.
Petrol haftada %7,6 yukarı.
Altın 4.475$’ı gördükten sonra 4.400$ bölgesine çekildi.
Bitcoin 82.240$’dan 80 binin altına indi.
Türkiye’de ise hâlâ aynı tartışma: “%37 faiz çok yüksek ama indirirsek dolar patlar.”
İşin güzel tarafı şu:
Fed de artık aynı sorunun Amerikan versiyonunu tartışıyor.
Faizi yüksek tut → ekonomiyi sık.
İndir → enflasyonu uyandır.
Artır → tahvil piyasasını daha da pahalılaştır.
Üstelik masanın ortasında 90 doların üzerinde petrol var.
NFP artık geride kaldı.
Şimdi tek bir veri hem Fed’in faizini hem TCMB’nin faiz indirme alanını değiştirebilir: ABD enflasyonu.
Önümüzdeki hafta yalnız CPI açıklanmayacak.
Paranın fiyatı yeniden belirlenecek.
5 EYLÜL 2026 CUMARTESİ
Bugünkü kapakta rakam kalabalığı kullanmazdım. Ana hikâye Fed-TCMB-petrol üçgeni.
Kesin kapak metni:
FAİZ FAHİŞ Mİ?
DOLAR PATLAYACAK MI?
Alt vurgu:
FED FAİZ ARTIRACAK MI?
Üst bant:
EKONOMİST TV | ARTUNÇ KOCABALKAN
Alt tarih:
5 EYLÜL 2026 CUMARTESİ
Görsel hiyerarşi sade olmalı: Artunç Kocabalkan solda; sağ tarafta yalnız üç küçük piyasa işareti — ALTIN $4.430 | ABD 10Y %4,8 | BRENT $92,7. Arka planda grafik, dolar banknotu, Powell/Warsh kolajı veya gereksiz piyasa ekranı kullanmazdım; başlığın kendisi yeterince güçlü.
Bu çalışmada erişilebilir içerik içinde hangi eski görselin orijinal Artunç Kocabalkan fotoğrafı olduğunu güvenilir biçimde ayırt edemediğim için yüzü uydurarak kapak üretmedim.
Cumartesi sabahı piyasalar kapalı. Dolayısıyla bugün ekranda yeni bir Wall Street veya Asya seansı yok; elimizde cuma kapanışlarının tamamı ve önümüzdeki haftaya devreden pozisyonlar var. ABD piyasaları ayrıca pazartesi Labor Day nedeniyle kapalı olacak.
Ve cuma kapanışından kalan mesaj oldukça açık:
ABD ekonomisi Fed’in faiz artırmasına engel olacak kadar zayıf değil.
Ama Fed’in gerçekten artırıp artırmayacağını artık istihdam değil, enflasyon belirleyecek.
Ağustos tarım dışı istihdamı yalnız 56 bin beklenirken 162 bin arttı. Temmuz verisi -23 binden +21 bine revize edildi. İşsizlik %4,1’de kaldı. İşgücüne katılım yükseldi. Buna karşılık ücretlerin yıllık artışı %3,1’e geriledi.
Yani rapor tek yönlü şahin değildi.
İstihdam güçlü.
Ama ücret enflasyonu hızlanmıyor.
Tam da Christopher Waller’ın perşembe günü söylediği yere geldik: dezenflasyon devam ediyorsa Fed biraz daha bekleyebilir.
Bu nedenle cuma günü yaşanan ilk sert reaksiyondan sonra piyasa biraz sakinleşti.
Fed’in eylülde 25 baz puan artırma ihtimali perşembe günü %49,4 civarındayken cuma kapanışına doğru yaklaşık %58-61 bandına yükseldi. Reuters’ın farklı zaman damgalarındaki fiyatlamaları bu aralığı doğruluyor.
Başka bir ifadeyle:
Fed faiz artışı artık uç senaryo değil. Ama henüz kesin senaryo da değil.
Cuma kapanışında:
Dow Jones: 53.413,60 — -%0,51
S&P 500: 7.718,41 — -%0,38
Nasdaq Composite: 26.506,99 — -%0,29
Reuters ile AP kapanış rakamları yön ve büyüklük açısından birbirini doğruluyor.
S&P 500 yine de haftayı yaklaşık %0,1, Nasdaq %0,4 artıda bitirdi; Dow yaklaşık %0,3 geriledi.
Buradaki asıl önemli gelişme endekslerin yarım puan düşmesi değil.
ABD hisse fonlarından 2 Eylül’de biten haftada 11,12 milyar dolar çıkış oldu. Para piyasası fonlarına ise yaklaşık 48,8 milyar dolar girdi.
Bu bana çok daha fazla şey söylüyor.
Yatırımcı henüz büyük bir borsa çöküşü beklemiyor.
Ama %4-5 civarında risksiz dolar getirisi varken hisse senedi riskini taşımak için giderek daha fazla gerekçe istiyor.
FT’nin son günlerde ısrarla üzerinde durduğu küresel tahvil satışının arkasındaki problem de bu. G7 ülkelerinin yükselen tahvil faizleri nedeniyle borçlanma maliyetleri on milyarlarca dolar artmış durumda.
NFP açıklandıktan hemen sonra iki yıllık ABD tahvil faizi yaklaşık 8 baz puan yükseldi; hareket daha sonra bir miktar geri verildi.
Reuters’ın gün içi ölçümünde:
2 yıllık: yaklaşık %4,38
10 yıllık: yaklaşık %4,78
30 yıllık: yaklaşık %5,24
seviyeleri görüldü.
Bu seviyeler hâlâ çok yüksek.
Ve uzun vadeli tahvil problemi yalnız Fed değil.
Financial Times küresel tahvil satışının İngiltere’den Japonya’ya yayıldığını; Japon uzun vadeli getirilerinin 1990’lardan beri görülmeyen seviyelere çıktığını vurguluyor.
Wall Street Journal ise tahvil faizlerini yukarı taşıyan dört ana kuvveti savaş, mali açıklar, yeni Fed rejimi ve AI şirketlerinin dev borçlanma ihtiyacı olarak sıralıyor.
Bu bizim son haftalardaki ana tezimizle örtüşüyor:
Dünyanın yeni kıtlığı yalnız enerji değil. Sermaye de kıtlaşıyor.
Dolayısıyla Fed politika faizini artırmasa bile uzun vadeli faizlerin otomatik olarak eski dünyaya dönmesi gerekmiyor.
Reel faiz açısından da bu altın için kritik. Gün içi resmi TIPS kapanışlarının yayımlanma zamanlaması nedeniyle doğrulanmamış bir cumartesi rakamı kullanmıyorum; ancak nominal 10 yıllığın %4,8 civarında kalması, reel iskonto oranının hâlâ altın ve yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri açısından ciddi rakip olduğunu gösteriyor.
Cuma sabahı spot altın yaklaşık 4.470-4.485 dolar bölgesindeydi.
162 binlik NFP geldikten sonra 4.400 doların altına kadar sert bir hareket gördük.
Reuters’ın veri sonrası ölçümünde spot altın 4.419,09 dolar, aralık vadeli kontrat 4.476,60 dolar seviyesindeydi.
Wall Street Journal kapanışta altın vadeli kontratının 4.429,80 dolar olduğunu ve günü %1,4, haftayı %1,1 ekside tamamladığını bildiriyor. Gümüş vadeli kontratı ise 66,047 dolar ile günü %1,4 düşüşle kapattı.
Bu çok önemli.
Altın NFP’ye ilk anda sert tepki verdi ama 4.400 dolar bölgesinde alıcı buldu.
Neden?
Çünkü altının karşısında artık iki kuvvet var.
Birinci kuvvet:
Güçlü NFP → Fed artırımı → reel faiz ↑ → dolar ↑ → altın ↓.
İkinci kuvvet:
Petrol ↑ → enflasyon riski ↑ → jeopolitik risk ↑ → mali sürdürülebilirlik endişesi ↑ → altın ↑.
Bu yüzden altın artık basit bir “Fed faiz indirirse yükselir” işlemi değil.
Altın, reel faiz ile parasal sistem riskinin kavga ettiği varlık haline geldi.
FT’nin bu hafta verdiği başka bir haber de bunu sembolik olarak destekliyor: Hollanda Merkez Bankası jeopolitik gerekçelerle yaklaşık 78 ton altını New York’tan Londra’ya taşıyor.
Bu fiyat tahmini değil.
Ama merkez bankalarının altına yalnız getiri aracı değil, bilanço ve jeopolitik sigorta olarak baktığını gösteren önemli bir gelişme.
Gümüş cuma vadeli kapanışında 66,047 dolar civarındaydı.
Altındaki para politikası hikâyesinin tamamı gümüş için de geçerli.
Fakat gümüşün ekstra problemi sanayi metali olması.
Yüksek petrol + yüksek faiz + yavaşlayan küresel büyüme gümüşe iki taraftan baskı yapabilir.
Bu nedenle mevcut ortamda altın-gümüş ayrışmasını izlemek önemli.
Altın jeopolitik/parasal sigorta talebi alabilirken gümüş ekonomik aktivite endişesine daha hassas kalabilir.
Burada gün içi zirve ile kapanışı ayırmak gerekiyor.
Brent hafta içinde 97 doların üzerine çıktı fakat cuma günü 92,68 dolardan kapandı.
WTI kapanışı 91,48 dolar.
Brent haftalık %7,6, WTI ise yaklaşık %10 yükseldi.
Bu düzeltme önemli.
Çünkü piyasanın hafta sonuna taşıdığı petrol fiyatı 95-97 dolar değil; yaklaşık 92-93 dolar.
Fakat enflasyon açısından sorun ortadan kalkmış değil.
ABD’de dizel fiyatı galon başına 5,85 dolar ile rekor seviyeye çıktı.
Ve Hürmüz hâlâ normal çalışmıyor.
Perşembe günü boğazdan yalnız dört emtia gemisi geçti; 10 günlük ortalama yaklaşık 15.
İran’ın anlamlı ham petrol ihracatının Hürmüz üzerinden yaklaşık yedi haftadır kesilmiş olması da savaşın enerji ticaretindeki etkisinin artık teorik olmadığını gösteriyor.
Dolayısıyla gelecek hafta için Brent’te benim eşiklerim:
90 dolar altı: rahatlama.
90-95 dolar: mevcut enflasyon risk primi.
95-100 dolar: merkez bankaları için ciddi sorun.
100 dolar üzeri: Fed, ECB ve TCMB’nin bütün faiz patikalarının yeniden hesaplanması.
DXY NFP sonrası yükseldi ancak kazancının bir kısmını geri verdi.
Reuters’ın son ölçümünde dolar endeksi 99,17, EUR/USD 1,1611, USD/JPY ise 156,19 civarındaydı.
Burada Japonya’yı atlamamak gerekiyor.
Yen haftayı güçlü geçirdi çünkü piyasa BOJ’dan daha hızlı faiz artışı bekliyor. Japon yatırımcıların yükselen JGB getirileri nedeniyle ABD tahvillerinden Japon tahvillerine dönüp dönmeyeceği artık küresel sermaye piyasasının temel sorularından biri.
Japon uzun vadeli tahvil faizlerinin %3’ü aşması küçümsenecek bir gelişme değil.
On yıllarca dünyanın ucuz finansman kaynağı olan Japonya artık küresel sermayeyi geri çağırabilecek bir getiri sunmaya başlıyor.
Bu ABD tahvilleri için Fed’den bağımsız ikinci baskı.
Bitcoin cuma günü Waller sonrası iyimserlikle 82.240 dolara kadar çıktı.
NFP sonrasında yaklaşık %2 düşerek 80 bin doların altına indi. Gün sonuna yakın fiyatlamalar yaklaşık 79.500-79.800 dolar bölgesindeydi.
Burada Bitcoin’in davranışı çok temiz:
Likidite fiyatlanıyor.
Fed bekler → reel faiz düşer → Bitcoin yükselir.
Fed artırır → reel faiz yükselir → Bitcoin baskılanır.
Bitcoin’in 82 bin dolar civarında güçlü dirençle karşılaşması bu nedenle şaşırtıcı değil.
Bugün cumartesi olduğu için Tokyo, Hong Kong, Şanghay ve Seul’de yeni seans yok.
Cuma günü Asya piyasaları ABD istihdam verisinden önce kapandı.
Bu ayrım önemli.
Nikkei %1,26 yükselerek 65.020,94 puandan kapandı.
Güney Kore KOSPI da çip hisselerinin desteğiyle yükseldi; ancak haftalık bazda yüksek küresel tahvil faizlerinin baskısıyla kayıp bölgesinde kaldı.
Çin blue-chip hisseleri cuma sabahı yaklaşık %1 yükselmişti.
Dolayısıyla pazartesi Asya açılışı NFP sonrasındaki ilk gerçek fiyatlama olacak.
Özellikle Japonya’da iki kuvvet çarpışacak:
Wall Street’teki faiz baskısı negatif.
BOJ faiz artışı beklentisi ve güçlü yen Japon finansalları açısından farklı bir dinamik yaratıyor.
BIST 100 cuma günü %0,57 yükselerek 14.012,42 puandan kapandı.
Toplam işlem hacmi 190,1 milyar TL oldu.
Bankacılık endeksi %0,77, holding endeksi %0,93 yükseldi.
Fakat haftalık tablo kötü:
BIST 100 haftayı %4,30 kayıpla tamamladı. Haftalık bant 13.876,66–14.662,89 oldu.
Teknik olarak kısa vadede:
14.100–14.200 direnç.
13.900–13.800 destek.
Fakat benim için gelecek hafta BIST’in teknik seviyesinden daha önemli üç değişken var:
TCMB. Fed beklentisi. Petrol.
Türkiye’de enflasyon aşağı geliyor.
İç talep zayıflıyor.
Hizmet enflasyonunun ana eğiliminde iyileşme var.
Bu nedenle %37 politika faizinin giderek daha fazla tartışılması normal.
Fakat cuma günü ABD’den gelen 162 binlik NFP TCMB açısından iyi haber değil.
Çünkü:
Fed artırımı ihtimali ↑
ABD faizi ↑
Doların taşıma getirisi ↑
Gelişmekte olan ülke sermaye maliyeti ↑
ve bütün bunların üzerine:
Brent haftada %7,6 ↑.
Türkiye enerji ithalatçısı.
Dolayısıyla Fed + petrol aynı anda ters yönde giderse TCMB’nin faiz indirim alanı daralıyor.
Bu nedenle gelecek haftaki TCMB toplantısında ekonomik olarak faiz indirimi tartışılabilir olsa bile, beklemenin opsiyon değeri cuma günü arttı.
NFP sonrasında Citigroup Fed’den beklediği ilk faiz indirimini Haziran 2027’ye erteledi.
Citi artık 2027’de haziran, eylül ve aralıkta üç adet 25 baz puanlık indirim bekliyor.
Bu önemli çünkü Citi uzun süredir Fed konusunda daha güvercin taraftaydı.
Fakat Citi bile NFP sonrasında “yakında indirim” tezinden geri çekiliyor.
Bu yine de eylül artırımını garanti etmiyor.
Çünkü Waller’ın argümanı hâlâ masada:
Ücret artışı yıllık %3,1’e geriledi.
Ve önümüzdeki hafta açıklanacak çekirdek CPI için Reuters ekonomist beklentisi yıllık %2,4, temmuzdaki %2,5’in altında.
Dolayısıyla Fed’in karar ağacı giderek netleşiyor:
CPI düşük → Waller kazanır → bekle.
CPI beklenti civarı → çok yakın karar.
CPI sıcak → Warsh kazanır → +25 bp.
| Gösterge | Son doğrulanmış kapanış/seviye |
|---|---|
| S&P 500 | 7.718,41 / -%0,38 |
| Nasdaq | 26.506,99 / -%0,29 |
| Dow | 53.413,60 / -%0,51 |
| ABD 2Y | ~%4,38 |
| ABD 10Y | ~%4,78 |
| ABD 30Y | ~%5,24 |
| DXY | ~99,17 |
| Altın vadeli | $4.429,80 |
| Spot altın, Reuters son ölçüm | $4.419 civarı |
| Gümüş vadeli | $66,047 |
| Brent | $92,68 |
| WTI | $91,48 |
| Bitcoin | ~$79.500–79.800 |
| Nikkei | 65.020,94 / +%1,26 |
| BIST 100 | 14.012,42 / +%0,57 |
| Fed eylül +25 bp fiyatlaması | ~%58–61 |
Cuma kapanışları ve son doğrulanmış piyasa fiyatlamaları esas alınmıştır; cumartesi sabahı kapalı piyasalara sahte “canlı fiyat” atfedilmemiştir.
| Senaryo | Fed | ABD 10Y | Dolar | Altın | Nasdaq | BIST |
|---|---|---|---|---|---|---|
| CPI belirgin düşük + Brent <90$ | Bekle | ↓↓ | ↓ | ↑↑ | ↑↑ | ↑ |
| CPI beklenti civarı + Brent 90–95$ | 50/50 | yüksek | yatay | oynak | yatay | seçici |
| CPI sıcak | +25 bp öne çıkar | ↑ | ↑ | ilk tepki ↓ | ↓ | ↓ |
| CPI sıcak + Brent >100$ | +25 bp güçlü | ↑↑ | ↑↑ | önce ↓, sonra güvenli liman | ↓↓ | ↓↓ |
| CPI düşük + petrol gevşer | Waller senaryosu | ↓ | ↓ | ↑ | ↑ | TCMB alanı genişler |
Cuma günü 162 binlik istihdam rakamının bize söylediği şey “Fed kesin faiz artıracak” değil.
Daha önemli bir şey söyledi:
Fed artık işgücü piyasasını faiz artırmamak için kolayca mazeret olarak kullanamaz.
Ekonomi 162 bin istihdam yaratabiliyor.
İşsizlik %4,1.
Wall Street rekor seviyelerin yalnız yaklaşık %1 altında.
Petrol 92,68 dolar ve haftada %7,6 yükselmiş.
ABD 10 yıllık faizi yaklaşık %4,8.
Dolayısıyla artık Fed’in önündeki tek büyük soru enflasyon.
Ve piyasanın önündeki paradoks şu:
Enflasyon düşerse Fed bekleyebilir ve altın yeniden 4.500 dolara saldırabilir.
Enflasyon yükselirse Fed artırabilir, reel faiz yükselir ve ilk darbeyi yine altın ile yüksek değerlemeli riskli varlıklar yiyebilir.
Fakat petrol 100 doların üzerine giderse oyun yeniden değişir.
O zaman mesele yalnız Fed’in politika faizi değildir.
Büyüme aşağı giderken enflasyon yukarı gider.
Tahvil faizleri yüksek kalır.
Devletlerin borçlanma maliyeti artar.
Ve altın yeniden faiz işleminden çıkarak sistem sigortasına dönüşür.
Türkiye için de gelecek haftanın sorusu aynı:
Faiz gerçekten fahiş mi?
Bence giderek daha fazla öyle.
Ama ikinci soru daha önemli:
Dış dünya TCMB’nin bunu indirmesine izin verecek mi?
NFP bu alanı biraz daralttı.
Petrol biraz daha daralttı.
Şimdi CPI karar verecek.
FAİZ FAHİŞ Mİ? DOLAR PATLAYACAK MI? YOKSA FED DAHA FAZLA FAİZ Mİ ARTIRACAK?
Cuma günü Amerika 56 bin beklenen istihdama 162 bin yazdı.
Fed artırım ihtimali yeniden %60 civarında.
ABD 10 yıllık %4,8.
Petrol haftada %7,6 yukarı.
Altın 4.475$’ı gördükten sonra 4.400$ bölgesine çekildi.
Bitcoin 82.240$’dan 80 binin altına indi.
Türkiye’de ise hâlâ aynı tartışma: “%37 faiz çok yüksek ama indirirsek dolar patlar.”
İşin güzel tarafı şu:
Fed de artık aynı sorunun Amerikan versiyonunu tartışıyor.
Faizi yüksek tut → ekonomiyi sık.
İndir → enflasyonu uyandır.
Artır → tahvil piyasasını daha da pahalılaştır.
Üstelik masanın ortasında 90 doların üzerinde petrol var.
NFP artık geride kaldı.
Şimdi tek bir veri hem Fed’in faizini hem TCMB’nin faiz indirme alanını değiştirebilir: ABD enflasyonu.
Önümüzdeki hafta yalnız CPI açıklanmayacak.
Paranın fiyatı yeniden belirlenecek.
5 EYLÜL 2026 CUMARTESİ
Bugünkü kapakta rakam kalabalığı kullanmazdım. Ana hikâye Fed-TCMB-petrol üçgeni.
Kesin kapak metni:
FAİZ FAHİŞ Mİ?
DOLAR PATLAYACAK MI?
Alt vurgu:
FED FAİZ ARTIRACAK MI?
Üst bant:
EKONOMİST TV | ARTUNÇ KOCABALKAN
Alt tarih:
5 EYLÜL 2026 CUMARTESİ
Görsel hiyerarşi sade olmalı: Artunç Kocabalkan solda; sağ tarafta yalnız üç küçük piyasa işareti — ALTIN $4.430 | ABD 10Y %4,8 | BRENT $92,7. Arka planda grafik, dolar banknotu, Powell/Warsh kolajı veya gereksiz piyasa ekranı kullanmazdım; başlığın kendisi yeterince güçlü.
Bu çalışmada erişilebilir içerik içinde hangi eski görselin orijinal Artunç Kocabalkan fotoğrafı olduğunu güvenilir biçimde ayırt edemediğim için yüzü uydurarak kapak üretmedim.
Cumartesi sabahı piyasalar kapalı. Dolayısıyla bugün ekranda yeni bir Wall Street veya Asya seansı yok; elimizde cuma kapanışlarının tamamı ve önümüzdeki haftaya devreden pozisyonlar var. ABD piyasaları ayrıca pazartesi Labor Day nedeniyle kapalı olacak.
Ve cuma kapanışından kalan mesaj oldukça açık:
ABD ekonomisi Fed’in faiz artırmasına engel olacak kadar zayıf değil.
Ama Fed’in gerçekten artırıp artırmayacağını artık istihdam değil, enflasyon belirleyecek.
Ağustos tarım dışı istihdamı yalnız 56 bin beklenirken 162 bin arttı. Temmuz verisi -23 binden +21 bine revize edildi. İşsizlik %4,1’de kaldı. İşgücüne katılım yükseldi. Buna karşılık ücretlerin yıllık artışı %3,1’e geriledi.
Yani rapor tek yönlü şahin değildi.
İstihdam güçlü.
Ama ücret enflasyonu hızlanmıyor.
Tam da Christopher Waller’ın perşembe günü söylediği yere geldik: dezenflasyon devam ediyorsa Fed biraz daha bekleyebilir.
Bu nedenle cuma günü yaşanan ilk sert reaksiyondan sonra piyasa biraz sakinleşti.
Fed’in eylülde 25 baz puan artırma ihtimali perşembe günü %49,4 civarındayken cuma kapanışına doğru yaklaşık %58-61 bandına yükseldi. Reuters’ın farklı zaman damgalarındaki fiyatlamaları bu aralığı doğruluyor.
Başka bir ifadeyle:
Fed faiz artışı artık uç senaryo değil. Ama henüz kesin senaryo da değil.
Cuma kapanışında:
Dow Jones: 53.413,60 — -%0,51
S&P 500: 7.718,41 — -%0,38
Nasdaq Composite: 26.506,99 — -%0,29
Reuters ile AP kapanış rakamları yön ve büyüklük açısından birbirini doğruluyor.
S&P 500 yine de haftayı yaklaşık %0,1, Nasdaq %0,4 artıda bitirdi; Dow yaklaşık %0,3 geriledi.
Buradaki asıl önemli gelişme endekslerin yarım puan düşmesi değil.
ABD hisse fonlarından 2 Eylül’de biten haftada 11,12 milyar dolar çıkış oldu. Para piyasası fonlarına ise yaklaşık 48,8 milyar dolar girdi.
Bu bana çok daha fazla şey söylüyor.
Yatırımcı henüz büyük bir borsa çöküşü beklemiyor.
Ama %4-5 civarında risksiz dolar getirisi varken hisse senedi riskini taşımak için giderek daha fazla gerekçe istiyor.
FT’nin son günlerde ısrarla üzerinde durduğu küresel tahvil satışının arkasındaki problem de bu. G7 ülkelerinin yükselen tahvil faizleri nedeniyle borçlanma maliyetleri on milyarlarca dolar artmış durumda.
NFP açıklandıktan hemen sonra iki yıllık ABD tahvil faizi yaklaşık 8 baz puan yükseldi; hareket daha sonra bir miktar geri verildi.
Reuters’ın gün içi ölçümünde:
2 yıllık: yaklaşık %4,38
10 yıllık: yaklaşık %4,78
30 yıllık: yaklaşık %5,24
seviyeleri görüldü.
Bu seviyeler hâlâ çok yüksek.
Ve uzun vadeli tahvil problemi yalnız Fed değil.
Financial Times küresel tahvil satışının İngiltere’den Japonya’ya yayıldığını; Japon uzun vadeli getirilerinin 1990’lardan beri görülmeyen seviyelere çıktığını vurguluyor.
Wall Street Journal ise tahvil faizlerini yukarı taşıyan dört ana kuvveti savaş, mali açıklar, yeni Fed rejimi ve AI şirketlerinin dev borçlanma ihtiyacı olarak sıralıyor.
Bu bizim son haftalardaki ana tezimizle örtüşüyor:
Dünyanın yeni kıtlığı yalnız enerji değil. Sermaye de kıtlaşıyor.
Dolayısıyla Fed politika faizini artırmasa bile uzun vadeli faizlerin otomatik olarak eski dünyaya dönmesi gerekmiyor.
Reel faiz açısından da bu altın için kritik. Gün içi resmi TIPS kapanışlarının yayımlanma zamanlaması nedeniyle doğrulanmamış bir cumartesi rakamı kullanmıyorum; ancak nominal 10 yıllığın %4,8 civarında kalması, reel iskonto oranının hâlâ altın ve yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri açısından ciddi rakip olduğunu gösteriyor.
Cuma sabahı spot altın yaklaşık 4.470-4.485 dolar bölgesindeydi.
162 binlik NFP geldikten sonra 4.400 doların altına kadar sert bir hareket gördük.
Reuters’ın veri sonrası ölçümünde spot altın 4.419,09 dolar, aralık vadeli kontrat 4.476,60 dolar seviyesindeydi.
Wall Street Journal kapanışta altın vadeli kontratının 4.429,80 dolar olduğunu ve günü %1,4, haftayı %1,1 ekside tamamladığını bildiriyor. Gümüş vadeli kontratı ise 66,047 dolar ile günü %1,4 düşüşle kapattı.
Bu çok önemli.
Altın NFP’ye ilk anda sert tepki verdi ama 4.400 dolar bölgesinde alıcı buldu.
Neden?
Çünkü altının karşısında artık iki kuvvet var.
Birinci kuvvet:
Güçlü NFP → Fed artırımı → reel faiz ↑ → dolar ↑ → altın ↓.
İkinci kuvvet:
Petrol ↑ → enflasyon riski ↑ → jeopolitik risk ↑ → mali sürdürülebilirlik endişesi ↑ → altın ↑.
Bu yüzden altın artık basit bir “Fed faiz indirirse yükselir” işlemi değil.
Altın, reel faiz ile parasal sistem riskinin kavga ettiği varlık haline geldi.
FT’nin bu hafta verdiği başka bir haber de bunu sembolik olarak destekliyor: Hollanda Merkez Bankası jeopolitik gerekçelerle yaklaşık 78 ton altını New York’tan Londra’ya taşıyor.
Bu fiyat tahmini değil.
Ama merkez bankalarının altına yalnız getiri aracı değil, bilanço ve jeopolitik sigorta olarak baktığını gösteren önemli bir gelişme.
Gümüş cuma vadeli kapanışında 66,047 dolar civarındaydı.
Altındaki para politikası hikâyesinin tamamı gümüş için de geçerli.
Fakat gümüşün ekstra problemi sanayi metali olması.
Yüksek petrol + yüksek faiz + yavaşlayan küresel büyüme gümüşe iki taraftan baskı yapabilir.
Bu nedenle mevcut ortamda altın-gümüş ayrışmasını izlemek önemli.
Altın jeopolitik/parasal sigorta talebi alabilirken gümüş ekonomik aktivite endişesine daha hassas kalabilir.
Burada gün içi zirve ile kapanışı ayırmak gerekiyor.
Brent hafta içinde 97 doların üzerine çıktı fakat cuma günü 92,68 dolardan kapandı.
WTI kapanışı 91,48 dolar.
Brent haftalık %7,6, WTI ise yaklaşık %10 yükseldi.
Bu düzeltme önemli.
Çünkü piyasanın hafta sonuna taşıdığı petrol fiyatı 95-97 dolar değil; yaklaşık 92-93 dolar.
Fakat enflasyon açısından sorun ortadan kalkmış değil.
ABD’de dizel fiyatı galon başına 5,85 dolar ile rekor seviyeye çıktı.
Ve Hürmüz hâlâ normal çalışmıyor.
Perşembe günü boğazdan yalnız dört emtia gemisi geçti; 10 günlük ortalama yaklaşık 15.
İran’ın anlamlı ham petrol ihracatının Hürmüz üzerinden yaklaşık yedi haftadır kesilmiş olması da savaşın enerji ticaretindeki etkisinin artık teorik olmadığını gösteriyor.
Dolayısıyla gelecek hafta için Brent’te benim eşiklerim:
90 dolar altı: rahatlama.
90-95 dolar: mevcut enflasyon risk primi.
95-100 dolar: merkez bankaları için ciddi sorun.
100 dolar üzeri: Fed, ECB ve TCMB’nin bütün faiz patikalarının yeniden hesaplanması.
DXY NFP sonrası yükseldi ancak kazancının bir kısmını geri verdi.
Reuters’ın son ölçümünde dolar endeksi 99,17, EUR/USD 1,1611, USD/JPY ise 156,19 civarındaydı.
Burada Japonya’yı atlamamak gerekiyor.
Yen haftayı güçlü geçirdi çünkü piyasa BOJ’dan daha hızlı faiz artışı bekliyor. Japon yatırımcıların yükselen JGB getirileri nedeniyle ABD tahvillerinden Japon tahvillerine dönüp dönmeyeceği artık küresel sermaye piyasasının temel sorularından biri.
Japon uzun vadeli tahvil faizlerinin %3’ü aşması küçümsenecek bir gelişme değil.
On yıllarca dünyanın ucuz finansman kaynağı olan Japonya artık küresel sermayeyi geri çağırabilecek bir getiri sunmaya başlıyor.
Bu ABD tahvilleri için Fed’den bağımsız ikinci baskı.
Bitcoin cuma günü Waller sonrası iyimserlikle 82.240 dolara kadar çıktı.
NFP sonrasında yaklaşık %2 düşerek 80 bin doların altına indi. Gün sonuna yakın fiyatlamalar yaklaşık 79.500-79.800 dolar bölgesindeydi.
Burada Bitcoin’in davranışı çok temiz:
Likidite fiyatlanıyor.
Fed bekler → reel faiz düşer → Bitcoin yükselir.
Fed artırır → reel faiz yükselir → Bitcoin baskılanır.
Bitcoin’in 82 bin dolar civarında güçlü dirençle karşılaşması bu nedenle şaşırtıcı değil.
Bugün cumartesi olduğu için Tokyo, Hong Kong, Şanghay ve Seul’de yeni seans yok.
Cuma günü Asya piyasaları ABD istihdam verisinden önce kapandı.
Bu ayrım önemli.
Nikkei %1,26 yükselerek 65.020,94 puandan kapandı.
Güney Kore KOSPI da çip hisselerinin desteğiyle yükseldi; ancak haftalık bazda yüksek küresel tahvil faizlerinin baskısıyla kayıp bölgesinde kaldı.
Çin blue-chip hisseleri cuma sabahı yaklaşık %1 yükselmişti.
Dolayısıyla pazartesi Asya açılışı NFP sonrasındaki ilk gerçek fiyatlama olacak.
Özellikle Japonya’da iki kuvvet çarpışacak:
Wall Street’teki faiz baskısı negatif.
BOJ faiz artışı beklentisi ve güçlü yen Japon finansalları açısından farklı bir dinamik yaratıyor.
BIST 100 cuma günü %0,57 yükselerek 14.012,42 puandan kapandı.
Toplam işlem hacmi 190,1 milyar TL oldu.
Bankacılık endeksi %0,77, holding endeksi %0,93 yükseldi.
Fakat haftalık tablo kötü:
BIST 100 haftayı %4,30 kayıpla tamamladı. Haftalık bant 13.876,66–14.662,89 oldu.
Teknik olarak kısa vadede:
14.100–14.200 direnç.
13.900–13.800 destek.
Fakat benim için gelecek hafta BIST’in teknik seviyesinden daha önemli üç değişken var:
TCMB. Fed beklentisi. Petrol.
Türkiye’de enflasyon aşağı geliyor.
İç talep zayıflıyor.
Hizmet enflasyonunun ana eğiliminde iyileşme var.
Bu nedenle %37 politika faizinin giderek daha fazla tartışılması normal.
Fakat cuma günü ABD’den gelen 162 binlik NFP TCMB açısından iyi haber değil.
Çünkü:
Fed artırımı ihtimali ↑
ABD faizi ↑
Doların taşıma getirisi ↑
Gelişmekte olan ülke sermaye maliyeti ↑
ve bütün bunların üzerine:
Brent haftada %7,6 ↑.
Türkiye enerji ithalatçısı.
Dolayısıyla Fed + petrol aynı anda ters yönde giderse TCMB’nin faiz indirim alanı daralıyor.
Bu nedenle gelecek haftaki TCMB toplantısında ekonomik olarak faiz indirimi tartışılabilir olsa bile, beklemenin opsiyon değeri cuma günü arttı.
NFP sonrasında Citigroup Fed’den beklediği ilk faiz indirimini Haziran 2027’ye erteledi.
Citi artık 2027’de haziran, eylül ve aralıkta üç adet 25 baz puanlık indirim bekliyor.
Bu önemli çünkü Citi uzun süredir Fed konusunda daha güvercin taraftaydı.
Fakat Citi bile NFP sonrasında “yakında indirim” tezinden geri çekiliyor.
Bu yine de eylül artırımını garanti etmiyor.
Çünkü Waller’ın argümanı hâlâ masada:
Ücret artışı yıllık %3,1’e geriledi.
Ve önümüzdeki hafta açıklanacak çekirdek CPI için Reuters ekonomist beklentisi yıllık %2,4, temmuzdaki %2,5’in altında.
Dolayısıyla Fed’in karar ağacı giderek netleşiyor:
CPI düşük → Waller kazanır → bekle.
CPI beklenti civarı → çok yakın karar.
CPI sıcak → Warsh kazanır → +25 bp.
| Gösterge | Son doğrulanmış kapanış/seviye |
|---|---|
| S&P 500 | 7.718,41 / -%0,38 |
| Nasdaq | 26.506,99 / -%0,29 |
| Dow | 53.413,60 / -%0,51 |
| ABD 2Y | ~%4,38 |
| ABD 10Y | ~%4,78 |
| ABD 30Y | ~%5,24 |
| DXY | ~99,17 |
| Altın vadeli | $4.429,80 |
| Spot altın, Reuters son ölçüm | $4.419 civarı |
| Gümüş vadeli | $66,047 |
| Brent | $92,68 |
| WTI | $91,48 |
| Bitcoin | ~$79.500–79.800 |
| Nikkei | 65.020,94 / +%1,26 |
| BIST 100 | 14.012,42 / +%0,57 |
| Fed eylül +25 bp fiyatlaması | ~%58–61 |
Cuma kapanışları ve son doğrulanmış piyasa fiyatlamaları esas alınmıştır; cumartesi sabahı kapalı piyasalara sahte “canlı fiyat” atfedilmemiştir.
| Senaryo | Fed | ABD 10Y | Dolar | Altın | Nasdaq | BIST |
|---|---|---|---|---|---|---|
| CPI belirgin düşük + Brent <90$ | Bekle | ↓↓ | ↓ | ↑↑ | ↑↑ | ↑ |
| CPI beklenti civarı + Brent 90–95$ | 50/50 | yüksek | yatay | oynak | yatay | seçici |
| CPI sıcak | +25 bp öne çıkar | ↑ | ↑ | ilk tepki ↓ | ↓ | ↓ |
| CPI sıcak + Brent >100$ | +25 bp güçlü | ↑↑ | ↑↑ | önce ↓, sonra güvenli liman | ↓↓ | ↓↓ |
| CPI düşük + petrol gevşer | Waller senaryosu | ↓ | ↓ | ↑ | ↑ | TCMB alanı genişler |
Cuma günü 162 binlik istihdam rakamının bize söylediği şey “Fed kesin faiz artıracak” değil.
Daha önemli bir şey söyledi:
Fed artık işgücü piyasasını faiz artırmamak için kolayca mazeret olarak kullanamaz.
Ekonomi 162 bin istihdam yaratabiliyor.
İşsizlik %4,1.
Wall Street rekor seviyelerin yalnız yaklaşık %1 altında.
Petrol 92,68 dolar ve haftada %7,6 yükselmiş.
ABD 10 yıllık faizi yaklaşık %4,8.
Dolayısıyla artık Fed’in önündeki tek büyük soru enflasyon.
Ve piyasanın önündeki paradoks şu:
Enflasyon düşerse Fed bekleyebilir ve altın yeniden 4.500 dolara saldırabilir.
Enflasyon yükselirse Fed artırabilir, reel faiz yükselir ve ilk darbeyi yine altın ile yüksek değerlemeli riskli varlıklar yiyebilir.
Fakat petrol 100 doların üzerine giderse oyun yeniden değişir.
O zaman mesele yalnız Fed’in politika faizi değildir.
Büyüme aşağı giderken enflasyon yukarı gider.
Tahvil faizleri yüksek kalır.
Devletlerin borçlanma maliyeti artar.
Ve altın yeniden faiz işleminden çıkarak sistem sigortasına dönüşür.
Türkiye için de gelecek haftanın sorusu aynı:
Faiz gerçekten fahiş mi?
Bence giderek daha fazla öyle.
Ama ikinci soru daha önemli:
Dış dünya TCMB’nin bunu indirmesine izin verecek mi?
NFP bu alanı biraz daralttı.
Petrol biraz daha daralttı.
Şimdi CPI karar verecek.
FAİZ FAHİŞ Mİ? DOLAR PATLAYACAK MI? YOKSA FED DAHA FAZLA FAİZ Mİ ARTIRACAK?
Cuma günü Amerika 56 bin beklenen istihdama 162 bin yazdı.
Fed artırım ihtimali yeniden %60 civarında.
ABD 10 yıllık %4,8.
Petrol haftada %7,6 yukarı.
Altın 4.475$’ı gördükten sonra 4.400$ bölgesine çekildi.
Bitcoin 82.240$’dan 80 binin altına indi.
Türkiye’de ise hâlâ aynı tartışma: “%37 faiz çok yüksek ama indirirsek dolar patlar.”
İşin güzel tarafı şu:
Fed de artık aynı sorunun Amerikan versiyonunu tartışıyor.
Faizi yüksek tut → ekonomiyi sık.
İndir → enflasyonu uyandır.
Artır → tahvil piyasasını daha da pahalılaştır.
Üstelik masanın ortasında 90 doların üzerinde petrol var.
NFP artık geride kaldı.
Şimdi tek bir veri hem Fed’in faizini hem TCMB’nin faiz indirme alanını değiştirebilir: ABD enflasyonu.
Önümüzdeki hafta yalnız CPI açıklanmayacak.
Paranın fiyatı yeniden belirlenecek.