
Bloomberg Economics ekonomisti Selva Baziki’nin çalışması, 2026 ABD–İran savaşı sırasında altın ile petrol arasındaki tarihi ilişkinin neden bozulduğunu inceliyor. Bulgular, altındaki sert gerilemenin gelişen ülke merkez bankalarının toplu rezerv satışından değil, savaşın yükselttiği ABD tahvil faizleri ve reel getirilerden kaynaklandığına işaret ediyor. Türkiye ise rezervlerinden altın satan belirgin istisna olarak öne çıkıyor.
Jeopolitik krizlerde piyasanın ezberi bellidir: Petrol, arz güvenliği endişesiyle yükselirken altın da güvenli liman talebiyle değer kazanır.
Haziran 2025’teki 12 günlük İran–İsrail savaşında da bu ilişki büyük ölçüde korunmuştu. Petrol ile altın çatışmanın kritik günlerinde birlikte yükselmişti.
Ancak 2026’daki ABD–İran savaşı aynı sonucu üretmedi.
Selva Baziki’nin Bloomberg Economics verilerine dayandırdığı çalışmaya göre çatışmanın en yoğun döneminde:
Başka bir ifadeyle savaş, petrol için güçlü bir arz şoku yaratırken altın için kalıcı bir güvenli liman rallisi oluşturamadı.
Altındaki düşüşü açıklamak için öne sürülen ilk tez, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının artan enerji faturalarını ve savunma harcamalarını karşılamak amacıyla rezervlerindeki altını sattığı yönündeydi.
Ancak Baziki’nin IMF ve Bloomberg Economics verilerinden hareketle yaptığı inceleme bu tezi desteklemiyor.
Dünyanın en yüksek altın rezervine sahip on gelişen ekonomisinin toplam stoklarında, incelenen dönemde toplu ve olağanüstü bir “yangın satışı” görülmüyor. Çin ve Polonya başta olmak üzere bazı merkez bankaları alımlarını sürdürürken, gelişen ülkelerin büyük kısmında altın rezervleri yatay kaldı.
Dünya Altın Konseyi’nin IMF ve merkez bankası verileriyle hazırladığı istatistikler de merkez bankalarının altından sistematik biçimde çıkmadığını gösteriyor. Konsey, küresel merkez bankası talebinin 2026’nın geri kalanında da altın piyasasının önemli desteklerinden biri olmasını bekliyor. Dünya Altın Konseyi
Dolayısıyla altının 5.200 dolardan 4.000 dolar çevresine gerilemesini, gelişen ülkelerin toplu rezerv satışıyla açıklamak mümkün görünmüyor.
Baziki’nin çalışmasında belirgin istisna Türkiye.
Grafiklere göre TCMB’nin altın rezervlerinde özellikle mart döneminde düşüş görülürken, aynı dönemde Türkiye’den sıcak para çıkışlarının hızlandığı tahmin ediliyor.
Buradaki kritik ayrım şu: Altın rezervlerinin kullanılması, doğrudan savaşın enerji ithalatını veya savunma harcamalarını finanse etmekten ziyade, Türkiye’den çıkan portföy akımlarının döviz piyasası üzerindeki baskısını dengeleme amacı taşıyor.
TCMB verileri de jeopolitik şok sırasında rezervlerde çok güçlü bir düşüş yaşandığını doğruluyor. Brüt rezervler 23 Ocak–6 Mart döneminde 18,1 milyar dolar, 13 Mart–17 Nisan döneminde ise 15,2 milyar dolar azaldı. TCMB Başkanı Fatih Karahan, brüt rezervlerin 27 Mart’ta 155 milyar dolara kadar gerilediğini ve daha sonra toparlandığını açıkladı. TCMB Para Politikası Kurulu özeti, Fatih Karahan’ın açıklaması
TCMB’nin Finansal İstikrar Raporu da şubat sonrasında artan jeopolitik belirsizliğin Türk lirası varlıklarda satış baskısı yarattığını ve döviz işlemlerinin Merkez Bankası’nın döviz pozisyonunu azalttığını belirtiyor. TCMB Finansal İstikrar Raporu
Bu nedenle Türkiye’nin altın rezervindeki değişimi bütün gelişen ülkelere yayılmış küresel bir satış dalgası olarak değil, Türkiye’ye özgü sermaye çıkışı ve kur istikrarı ihtiyacı üzerinden okumak gerekiyor.
Baziki’nin çalışmasının temel sonucu şu:
Altını aşağı çeken savaş değil, savaşın faizler üzerindeki etkisi oldu.
ABD–İran savaşı petrol fiyatlarını yükseltti. Daha pahalı enerji:
Altın faiz ödemeyen bir varlık. Reel faiz yükseldiğinde yatırımcı, güvenli liman tercihini altından faiz getiren ABD tahvillerine kaydırabiliyor. Böylece jeopolitik korkunun altına sağladığı destek, tahvil piyasasındaki daha yüksek getirinin yarattığı fırsat maliyeti tarafından bastırılıyor.
Dünya Altın Konseyi de altının temel fiyatlama unsurlarından birini “fırsat maliyeti” olarak tanımlıyor: Tahvil faizlerinin düşmesi ve doların zayıflaması altını desteklerken, faizlerin yükselmesi ve doların güçlenmesi altının cazibesini azaltıyor. Dünya Altın Konseyi 2026 görünümü
2026 verileri bu mekanizmayı açık biçimde gösteriyor. ABD’nin yedi yıllık reel tahvil getirisi martta yüzde 1,61 iken temmuzda yüzde 2,20’ye çıktı. 19 Ağustos itibarıyla on yıllık ABD reel faizi yüzde 2,35, nominal on yıllık tahvil getirisi ise yüzde 4,65 seviyesinde bulunuyor. St. Louis Fed – reel faiz, St. Louis Fed – nominal faiz
Bu yükseliş, altındaki gerilemenin zamanlamasıyla dikkat çekici biçimde örtüşüyor.
Çalışmadan çıkan en önemli sonuç, “savaş varsa altın yükselir” denklemine koşulsuz biçimde güvenilemeyeceği.
Jeopolitik krizlerin altın üzerindeki etkisini anlayabilmek için en az dört değişkeni birlikte izlemek gerekiyor:
Savaş korkusu güvenli liman talebini artırabilir. Fakat aynı savaş petrolü, enflasyonu, bütçe açığını ve reel faizleri çok daha hızlı yükseltiyorsa altın düşebilir.
Bu tablo altının uzun vadeli yapısal yükseliş tezinin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, dolar sistemine yönelik jeopolitik kaygılar, yüksek kamu borçları ve Asya kaynaklı fiziki talep altını desteklemeye devam ediyor. Dünya Altın Konseyi de 2026’nın ikinci yarısında yatırım talebinin büyümenin ana kaynağı olmasını ve merkez bankalarının önemli alıcılar olarak kalmasını bekliyor. Dünya Altın Konseyi
Fakat kısa vadede altının yönünü yalnızca savaş manşetlerinde aramak eksik kalır.
Altın savaşın kendisini değil, savaşın para politikasını nasıl değiştireceğini fiyatlıyor. Petrol korkuyu, tahvil piyasası ise bu korkunun maliyetini ölçüyor. Bu defa tahvil faizlerinin sesi daha yüksek çıktı.
Kaynak ve çalışma: Selva Baziki, Bloomberg Economics. Grafikler: Bloomberg, Bloomberg Economics, IMF, TCMB ve BDDK verileri.
SEO başlığı: ABD–İran Savaşında Altın Neden Düştü? Selva Baziki’den Reel Faiz Analizi
Meta açıklama: Selva Baziki’nin Bloomberg Economics çalışması, savaş sırasında petrol yükselirken altının neden düştüğünü ve TCMB’nin altın rezervlerindeki değişimi inceliyor.
URL önerisi: /abd-iran-savasi-altin-neden-dustu-reel-faiz-tcmb
Viral X
Savaş çıktı. Petrol 73 dolardan 120 dolara koştu. Ama altın 5.200 dolardan 4.000 dolar çevresine düştü.
Neden?
“Merkez bankaları altın sattı” cevabı doğru değil. Çin ve Polonya almaya devam etti; gelişen ülkelerde toplu satış yoktu. Belirgin istisna Türkiye’ydi: TCMB, savaş giderlerini değil, sıcak para çıkışının kur üzerindeki baskısını dengeledi.
Altını düşüren asıl güç savaştan daha büyüktü:
Petrol ↑
Enflasyon beklentisi ↑
Fed indirimi beklentisi ↓
Tahvil faizi ↑
Reel getiri ↑
Altının fırsat maliyeti ↑
Savaş her zaman altını yükseltmez.
Bazen korkuyu petrol fiyatlar, faturayı tahvil piyasası çıkarır.
Selva Baziki/Bloomberg Economics çalışmasının söylediği tam olarak bu.