0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet

TRUMP FAİZ İSTİYOR, BESSENT TAHVİL ALIYOR: ABD İRAN SAVAŞINDA FİNANSAL BİR KÖŞEYE Mİ SIKIŞIYOR?

40 trilyon dolarlık borç, Hürmüz, 95 dolarlık petrol ve 19 yılın zirvesine çıkan uzun faizler aynı anda Washington’un hareket alanını daraltıyor. Altının 5.400 dolara gitmesi artık neden bir “uç senar...
Artunç Kocabalkan
Ağustos 20, 2026
Paylaş

40 trilyon dolarlık borç, Hürmüz, 95 dolarlık petrol ve 19 yılın zirvesine çıkan uzun faizler aynı anda Washington’un hareket alanını daraltıyor. Altının 5.400 dolara gitmesi artık neden bir “uç senaryo” olmaktan çıkıyor?

20 Ağustos 2026 | BS Ekonomi – FT Full Throttle

SEO Meta Açıklama: ABD Hazinesi uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkardı. Buna rağmen 30 yıllık Treasury faizi yeniden %5,24’e yükseldi. ABD borcu 40 trilyon doları geçti, Brent 94 doların üzerinde, Hürmüz trafiği normalleşmiyor ve Fed tutanakları enflasyon kaygısının arttığını gösteriyor. Washington İran savaşı nedeniyle finansal olarak köşeye mi sıkışıyor? Altında 5.400 dolar senaryosu hangi koşullarda gerçek olabilir?


Donald Trump dün çok dikkat çekici bir şey söyledi:

Faizler düşmeli.

Bunu büyümeyi hızlandırmak, Amerikan ekonomisinin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak ve borcun daha kolay ödenmesini sağlamak üzerinden savundu.

Normalde bu sözleri sıradan bir siyasi düşük faiz çağrısı olarak okuyabilirsiniz.

Ama bu kez zamanlama farklı.

Çünkü Trump düşük faiz isterken:

ABD’nin toplam kamu borcu 40 trilyon doları geçti.

30 yıllık Treasury faizi %5,33’e kadar çıkarak 2007’den beri en yüksek seviyeyi gördü.

Brent 94 doların üzerine çıktı.

Hürmüz hâlâ normal çalışmıyor.

Ve ABD Hazinesi uzun vadeli tahvil piyasasına müdahale etmek zorunda kaldı.

İşte bu nedenle bugün sorulması gereken soru:

“Trump neden düşük faiz istiyor?”

değil.

Asıl soru:

ABD artık düşük faize neden ihtiyaç duyuyor?


1 — ÖNCE OLAYLARI DOĞRU SIRAYA KOYALIM

Son birkaç haftanın piyasa hikâyesini tek bir zincir halinde okumak gerekiyor.

İran savaşı uzadı.

Hürmüz’deki gemi trafiği düştü.

Petrol yeniden yükseldi.

Enerji fiyatları enflasyon beklentisini yukarı taşıdı.

Uzun vadeli devlet tahvilleri satıldı.

ABD 30 yıllık tahvil faizi %5,337’ye ulaştı.

Ardından Scott Bessent yönetimindeki ABD Hazinesi sürpriz biçimde devreye girdi.

Treasury’nin resmî açıklamasına göre 10–20 ve 20–30 yıl vadeli nominal tahviller için likidite destekli geri alımların operasyon başına azami büyüklüğü 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarıldı. Uygulama 9 Eylül’de başlayacak. (U.S. Department of the Treasury)

İlk piyasa reaksiyonu:

Tahviller yükseldi.

Uzun faiz düştü.

Dolar geriledi.

Altın bir günde %4’ün üzerinde sıçradı. (Reuters)

Ancak 24 saat sonra sorun yeniden ortaya çıktı.

Financial Times’a göre 30 yıllık faiz yeniden %5,24 civarına çıktı ve Bessent’in müdahalesiyle oluşan düşüşün önemli bölümü geri verildi. (Financial Times)

Wall Street Journal da aynı noktaya dikkat çekiyor:

Geri alımlar tahvil faizlerini geçici olarak aşağı çekebilir ama mali açığın temel sorununu çözemez. (The Wall Street Journal)

Bu nedenle bugünkü hikâyenin ilk sonucu:

Washington piyasaya müdahale etti ama piyasa henüz ikna olmadı.


2 — 40 TRİLYON DOLARLIK EŞİK NEDEN ÖNEMLİ?

Reuters’ın 19 Ağustos verisine göre ABD toplam kamu borcu tarihinde ilk kez 40 trilyon doların üzerine çıktı. (Reuters)

FT bunun son bir yılda yaklaşık 3 trilyon dolar artış anlamına geldiğini ve pandemi dönemi dışında tarihin en hızlı borç artışlarından biri olduğunu vurguluyor. (Financial Times)

Fakat “40 trilyon dolar” tek başına doğru gösterge değildir.

Asıl ekonomik gösterge:

Kamunun elindeki federal borç.

WSJ bunu yaklaşık 32,3 trilyon dolar, ekonominin büyüklüğüne yakın bir seviye olarak veriyor. (The Wall Street Journal)

Ve CBO’nun resmi projeksiyonu daha da önemli.

Congressional Budget Office’e göre:

2026 bütçe açığı 1,9 trilyon dolar.

Açığın GSYH’ye oranı %5,8.

Kamu elindeki borç 2026’da GSYH’nin %101’i.

2036’da %120’ye çıkacak.

Net faiz harcamalarının GSYH’ye oranı ise %3,3’ten %4,6’ya yükselecek. (Congressional Budget Office)

CBO’nun daha ürkütücü rakamı:

2036’da federal hükümetin yıllık net faiz gideri yaklaşık 2,1 trilyon dolar olabilir. (Congressional Budget Office)

Bu nedenle mesele:

ABD borcunu ödeyebilir mi?

sorusu değildir.

ABD nominal olarak dolar basabilen bir devlettir.

Asıl mesele:

Bu borcu hangi reel faizle çevirecek?


3 — TRUMP’IN ÇIKMAZI FED DEĞİL, TAHVİL PİYASASI

Başkan Fed’e baskı yapabilir.

Fed politika faizini indirebilir.

Ama Başkan:

30 yıllık tahvil yatırımcısına hangi getiriyi kabul edeceğini dikte edemez.

Uzun faiz yalnız Fed fonlama faizinden oluşmaz.

Şunları da içerir:

  • enflasyon beklentisi,
  • borç arzı,
  • vadeli risk primi,
  • mali sürdürülebilirlik,
  • yabancı yatırımcı talebi,
  • likidite,
  • ABD varlıklarına güven.

WSJ’nin bugün kullandığı çok çarpıcı kavram burada önemli.

Gazete, Treasury piyasasının geleneksel “safe haven premium”unun aşındığını ve bazı ekonomistlerin artık Amerikan tahvillerinin bir “absorption premium” taşıdığını söylediğini aktarıyor.

Yani yatırımcı:

“Bu dünyanın en güvenli tahvili olduğu için daha düşük getiri kabul ederim”

demek yerine giderek:

“Bu kadar büyük arzı absorbe etmek için bana daha fazla getiri ver”

diyor olabilir. (The Wall Street Journal)

Eğer bu yapısal hale gelirse, bu gerçekten önemli bir rejim değişimidir.


4 — BESSENT GERÇEKTEN NE YAPIYOR?

Burada kavramları doğru kullanalım.

Bu QE değil.

Fed bilanço büyütmüyor.

Hazine’nin resmî amacı da faiz hedeflemek değil.

Treasury bunu:

“long-end liquidity support”

olarak tanımlıyor. (U.S. Department of the Treasury)

Ancak FT’nin Alphaville yorumu çok daha ilginç.

FT, piyasanın bu hamleyi fiilen bir tür gayriresmî getiri eğrisi kontrolü veya “Operation Twist benzeri” politika olarak görmeye başladığını yazıyor. (Financial Times)

Reuters da kararın mevcut çeyrekte en az 14 milyar dolarlık ek geri alım anlamına geleceğini fakat bunun dev Treasury piyasası karşısında küçük kaldığını belirtiyor. (Reuters)

İşte sorun burada.

Bir tarafta:

5,7 trilyon dolara yakın uzun vadeli 10–30 yıl Treasury stoku.

Diğer tarafta:

Operasyon başına 4 milyar dolar geri alım.

Dolayısıyla Bessent piyasanın yönünü değiştirmeye çalışabilir.

Ama yapısal arzı ortadan kaldırmıyor.


5 — ÜSTELİK FED BESSENT’İN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMIYOR

Fed’in 28–29 Temmuz toplantısının dün yayımlanan tutanakları önemli.

Fed faizini %3,50–3,75 aralığında tuttu.

Ancak üç üye 25 baz puan faiz artışı istedi.

Reuters’a göre tutanaklarda “several” üyeler daha sıkı politika yönünde görüş bildirirken, “many” üyeler enflasyon %2’ye doğru gerilemezse faiz artışının gerekli olabileceğini düşündü. (Reuters)

Bu çok kritik.

Çünkü Hazine:

uzun faizi aşağı çekmeye

çalışırken Fed:

enflasyon nedeniyle kısa faizi yükseltmek zorunda kalabileceğini

söylüyor.

Reuters bugün ayrıca Treasury’nin büyüttüğü geri alımların Fed’in para politikası iletişimini karmaşıklaştırabileceğini tartışıyor. (Reuters)

Bu iki kurum henüz çatışmıyor.

Ama amaç fonksiyonları giderek farklılaşıyor.


6 — VE İRAN SAVAŞI DENKLEMİ BOZUYOR

Bütün bu mali tablo İran savaşı olmadan bile zordu.

İran/Hürmüz sorunu onu daha da zorlaştırıyor.

Reuters’ın temel enerji analizine göre dünya petrol arzının yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. (Reuters)

WSJ’nin 20 Ağustos haberinde Morgan Stanley verilerine dayanarak verdiği rakam daha çarpıcı:

16 Ağustos’a kadar Hürmüz’deki ham petrol akışının yaklaşık 2,2 milyon varil/gün azaldığı tahmin ediliyor.

Günlük tanker geçişleri savaş öncesindeki seviyelerin dramatik biçimde altında. (The Wall Street Journal)

Ayrıca WSJ İran’ın gemilere yönelik saldırılarının arttığını ve ABD’nin askerî itidalinin giderek daha fazla test edildiğini yazıyor. (The Wall Street Journal)

Burada önemli nokta:

İran’ın ABD’yi konvansiyonel anlamda askerî olarak yenmesi gerekmiyor.

ABD’nin ekonomik maliyetini artırması yeterli olabilir.


7 — İRAN’IN ASİMETRİK AVANTAJI PETROL OLABİLİR

Denklem şu:

Hürmüz’de risk artar.

⬇️

Tanker sigortaları ve navlun artar.

⬇️

Fiziksel petrol arzı azalır.

⬇️

Brent yükselir.

⬇️

ABD enflasyonu yeniden yükselir.

⬇️

Fed faiz indiremez.

⬇️

Treasury faizleri yükselir.

⬇️

ABD mortgage ve kamu finansman maliyeti yükselir.

Bu anlamda İran’ın stratejik etkisi savaş alanında değil:

ABD’nin iskonto oranında ortaya çıkabilir.

Bence bugün piyasada yeterince konuşulmayan nokta bu.


8 — ABD’NİN MÜHİMMAT SORUNU DA VAR

FT bugün ayrı bir analizde ABD’nin mühimmat krizinin İran savaşından önce başladığını ancak savaşın bunu belirgin biçimde ağırlaştırdığını yazıyor.

FT’nin aktardığı tahminlere göre:

THAAD stoklarının yaklaşık %80’i, Patriot interceptor stoklarının yaklaşık yarısı ve Tomahawk stoklarının yaklaşık yarısı kullanılmış olabilir. (Financial Times)

Bu rakamların tamamı doğrudan Pentagon stok açıklaması değil; dolayısıyla kesin resmî stok seviyesi olarak okunmamalı.

Ama FT’nin temel tezi güçlü:

Amerika’nın problemi yalnız ne kadar para harcadığı değil.

Savunma sanayisinin bu mühimmatı ne kadar hızlı yeniden üretebildiği.

1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi bile bugün harcanan bir füzenin yarın yerine konabileceği anlamına gelmiyor.

Bu, ABD’nin askerî hareket alanının ekonomik hareket alanıyla birlikte daralabileceğini gösteriyor.


9 — TRUMP BU YÜZDEN EKONOMİK SAVAŞI BÜYÜTÜYOR OLABİLİR

Trump bugün İran’a karşı yeni bir “Economic D-Day” tehdidinde bulundu.

WSJ’ye göre Washington yalnız İran’ı değil, İran’a finansal destek sağlayan ülkeleri ve kurumları da hedefleyen ağır ekonomik önlemler hazırlıyor. (The Wall Street Journal)

Bu önemli.

Çünkü ekonomik yaptırımların artırılması iki farklı şekilde okunabilir.

Birinci okuma:

ABD askeri baskıyı ekonomik baskıyla tamamlıyor.

İkinci okuma:

Washington daha maliyetli askerî tırmanma yerine ekonomik savaşı büyütmeye çalışıyor.

Eğer ikinci okuma doğruysa, bu da hareket alanının daraldığı tezini destekler.


10 — AMA EKONOMİK SAVAŞIN DA BİR MALİYETİ VAR

İran petrolünü daha fazla piyasadan çıkarırsanız İran’a zarar verirsiniz.

Ama aynı zamanda:

global petrol arzını azaltırsınız.

Petrol yükselir.

ABD’de benzin artar.

Enflasyon yükselir.

Ve Fed’in işi zorlaşır.

Trump’ın İran politikası bu nedenle kendi içinde bir paradoks taşıyor.

Trump aynı anda:

İran ekonomisini boğmak,

petrolü düşük tutmak,

faizi düşürmek,

Amerikan tahvillerini cazip tutmak

istiyor.

Bugünkü küresel dengede bu dört hedef birbirine giderek daha fazla ters düşüyor.


11 — ALTIN BU HİKÂYEYİ NEDEN BU KADAR HIZLI SATIN ALDI?

Altın çarşamba günü %4’ün üzerinde yükseldi. (Reuters)

Bunun basit açıklaması:

Tahvil faizi düştü.

Dolar düştü.

Altın yükseldi.

Ama bence yeterli değil.

Çünkü piyasa aynı zamanda şu ihtimali de satın alıyor:

ABD uzun faizleri kontrol altında tutmak zorunda kalırsa negatif reel getiri ve finansal baskılama riski artabilir.

Ve bu altın açısından güçlü bir yapısal hikâye.


12 — ALTININ ALTINDA ARTIK MERKEZ BANKALARI DA VAR

World Gold Council’ın Q2 2026 raporu burada çok önemli.

Q2’de merkez bankalarının net altın alımı:

289 ton.

Bir önceki yılın aynı dönemine göre %62 artış.

Q1’e göre yaklaşık beş kat artış. (World Gold Council)

Çin Merkez Bankası Q2’de yaklaşık 33 ton, ilk altı ayda 40 ton altın ekledi.

Polonya ilk yarıda 82 ton aldı.

Çin’in bildirilen toplam rezervi yaklaşık 2.346 tona çıktı. (World Gold Council)

Daha önemlisi WGC’nin merkez bankası anketi:

%89’u dünya merkez bankalarının altın rezervlerinin önümüzdeki 12 ayda artacağını düşünüyor.

Rekor %45’i kendi rezervini artırmayı planlıyor. (World Gold Council)

Yani altın yalnız hedge fonların yaptığı spekülatif işlem değil.

Rezerv sistemi değişiyor.


13 — ÇİN BURADA NEDEN ÖNEMLİ?

Çünkü altın tartışması aslında bir rezerv kompozisyonu tartışması.

ABD’nin avantajı:

Dolar dünyanın rezerv para birimi.

Treasury dünyanın ana rezerv tahvili.

Fakat Çin gibi büyük rezerv sahibi ülkeler altına yönelirken şunu yapıyor:

ABD tahvil sisteminden tamamen çıkmıyorlar.

Ama alternatif rezerv ağırlığını artırıyorlar.

Bu bir “dolar yarın çökecek” hikâyesi değil.

Daha sofistike bir süreç:

Marjinal rezerv dolar yerine altına gidebilir.

Ve fiyatı belirleyen de çoğu zaman toplam stok değil, marjinal talep olur.


14 — ALTIN ARZI DA SINIRSIZ DEĞİL

WGC’ye göre Q2 maden üretimi yalnız %2 artarak 966 tona yükseldi.

Geri dönüşüm ise yüksek fiyatlara rağmen yıllık %6 geriledi. (World Gold Council)

Bu önemli.

Merkez bankası talebi güçlü.

Jeopolitik talep güçlü.

Rezerv çeşitlendirmesi güçlü.

Ama altın üretimini bir merkez bankasının bilançosu gibi bir gecede %20 büyütemezsiniz.

Altının yapısal avantajı burada.


15 — 5.400 DOLAR ARTIK HAYAL DEĞİL Mİ?

Reuters bugün Morgan Stanley’nin altının 2027’de veya daha erken 5.000 doların üzerine çıkabileceğini düşündüğünü aktarıyor. (Reuters)

Bizim 5.400 senaryomuz bundan yaklaşık %8 daha yüksek.

4.500 dolar başlangıç kabul edildiğinde 5.400 yaklaşık:

%20 yükseliş.

Bu olağanüstü ama finansal piyasa tarihinde kesinlikle imkânsız bir hareket değil.

Ancak 5.400’ü klasik hedef fiyat olarak görmek yanlış olur.

Bu benim için:

REJİM HEDEFİ.

Bunun oluşması için birkaç olayın birlikte gerçekleşmesi gerekir.


16 — 5.400 SENARYOSUNUN MATEMATİĞİ

A) Brent 100–110 dolar

Hürmüz çözülmezse enerji enflasyonu kalıcı hale gelir.

B) ABD 30 yıllık faiz %5,50 çevresine gider

Tahvil piyasasında stres büyür.

C) Treasury müdahalelerini artırır

Bessent daha büyük geri alımlar veya daha kısa vadeli ihraç tercihleriyle uzun tarafı baskılamaya çalışabilir.

D) Fed sıkışır

Enflasyon nedeniyle faiz artışı gerekirken finansal istikrar nedeniyle artış yapmak zorlaşır.

E) Dolar zayıflar

Nominal faiz yüksek olmasına rağmen mali risk primi doları baskılayabilir.

F) Merkez bankaları altın almayı sürdürür

WGC verileri bunun hâlihazırda güçlü olduğunu gösteriyor. (World Gold Council)

Bu kombinasyonda:

4.500

⬇️

4.650

⬇️

4.800

⬇️

5.000

⬇️

5.200

⬇️

5.400

artık irrasyonel bir grafik değil.


17 — DAHA KÖTÜSÜ NE?

Altının 5.400 olması aslında iyi haber değildir.

Çünkü altında böyle bir hareket şu dünyanın fiyatı olabilir:

Petrol 100 doların üzerinde.

ABD uzun vadeli tahvilleri sorunlu.

Fed sıkışmış.

Hazine müdahale ediyor.

Doların rezerv primi tartışılıyor.

Jeopolitik savaş uzuyor.

Dolayısıyla yatırımcı:

“Altın 5.400 olursa ne kadar kazanırım?”

sorusundan önce:

“Altını 5.400’e götüren dünyada diğer varlıklarım ne durumda olur?”

diye sormalı.


18 — NASDAQ İÇİN EN BÜYÜK RİSK PETROL DEĞİL, İSKONTO ORANI

Nasdaq şirketleri uzun duration varlıklardır.

Bugünkü piyasa değerleri gelecekte üretecekleri nakit akımlarının bugüne indirgenmiş değeridir.

İskonto oranı yükselirse teknoloji değerlemeleri matematiksel olarak baskılanır.

Bu yüzden:

Brent 100

ABD 30Y %5,5

kombinasyonu Nasdaq açısından kötü.

Özellikle AI veri merkezi yatırımlarının devasa borç ve sermaye harcamaları gerektirdiği dönemde uzun vadeli finansman maliyetinin yükselmesi önemlidir.

FT de uzun vadeli tahvil arzındaki baskının yalnız hükümetten değil, AI yatırımlarını finanse eden büyük teknoloji şirketlerinin artan borçlanmasından da geldiğini belirtiyor. (Financial Times)

Yani Treasury piyasasında devlet ile teknoloji sektörü aynı sermaye havuzu için yarışmaya başlayabilir.

Bu kavram klasik:

crowding out.

Ama AI çağında yeniden karşımıza çıkıyor.


19 — “ABD TAHVİLİ ARTIK GÜVENLİ LİMAN DEĞİL” DEMEK İÇİN ERKEN

Burada da abartmayalım.

Treasury hâlâ dünyanın:

en büyük,

en likit,

en yaygın rezerv,

en önemli teminat piyasası.

Dolayısıyla “Treasury bitti” demek doğru değil.

Ama WSJ’nin bugün yaptığı tartışma önemli:

Treasury’nin güvenli liman primi azalıyor olabilir. (The Wall Street Journal)

Bu tamamen farklı bir şey.

ABD borcuna talep devam edebilir.

Ama yatırımcı daha yüksek getiri isteyebilir.

Bu durumda problem default değildir.

Problem:

borcun fiyatı.


20 — ÜÇ REJİM SENARYOSU

SENARYO A — NORMALLEŞME

Hürmüz yeniden açılır.

Brent 80–85.

ABD 30Y %4,75–5,00.

Dolar stabil.

Altın: 4.250–4.500.

Nasdaq: Güçlü.

BIST: Risk-on.


SENARYO B — KONTROLLÜ FİNANSAL STRES

Hürmüz düşük kapasite.

Brent 90–100.

30Y %5,1–5,4.

Treasury dönem dönem müdahale eder.

Fed bekler.

Altın: 4.500–5.000.

Nasdaq: Dalgalı.

BIST: Hisse seçimi.

Benim şu anki ana senaryom bu.


SENARYO C — POLİTİKA TUZAĞI

Brent 110+.

30Y %5,5+.

Fed enflasyon nedeniyle faiz artırmak zorunda.

Treasury tahvil piyasasını daha agresif destekliyor.

Dolar zayıflıyor.

Merkez bankası altın talebi büyüyor.

Altın: 5.000–5.400+.

Nasdaq’ta ciddi değerleme baskısı.

EM piyasalarında yüksek volatilite.

Bu düşük olasılıklı ancak son derece yüksek etkili senaryo.


ARTUNÇ KOCABALKAN YORUMU

Bence bu haftanın en önemli haberi altının 4.500 dolar olması değil.

Petrolün 94 dolar olması da değil.

ABD Hazinesi’nin tahvil piyasasına müdahale etmek zorunda hissetmesi.

Çünkü önce 30 yıllık faiz %5,33’e çıktı.

Sonra Bessent geri alımları iki katına çıkardı.

Faiz düştü.

Dolar düştü.

Altın %4 yükseldi.

Bir gün sonra faiz yeniden %5,24.

Piyasa bize çok net bir şey söylüyor:

Sorun likidite olabilir ama yalnız likidite değil.

ABD’nin borcu 40 trilyon dolar.

CBO diyor ki borç/GSYH 2036’da %120.

Net faiz gideri 2,1 trilyon dolar olabilir. (Congressional Budget Office)

Fed diyor ki:

Enflasyon düşmezse faiz artırmamız gerekebilir. (Reuters)

Trump diyor ki:

Faizleri düşürün.

Bessent ise:

Uzun tahvili alıyor.

İran ise Hürmüz’de petrol akışını bozuyor.

Şimdi bu beş cümleyi yan yana koyun.

Asıl mesele İran’ın ABD’yi savaş meydanında yenmesi değil.

ABD’nin kendi politika hedeflerinin birbirini yenmeye başlaması.

Trump İran’ı boğmak istiyor.

Ama petrolü yükseltmeden.

Fed enflasyonu düşürmek istiyor.

Ama finansal piyasayı bozmadan.

Bessent uzun faizi düşürmek istiyor.

Ama 40 trilyon dolarlık borca rağmen.

İşte buna:

POLİTİKA TUZAĞI

denir.

Ve altın bence artık yalnız savaş satın almıyor.

Washington’un hata yapma ihtimalini satın alıyor.

Bu yüzden 5.400 dolar benim için hedef değil.

Bir uyarı seviyesi.

Eğer altın 5.400’e giderse:

Muhtemelen petrol 100 doların üzerinde olacaktır.

Muhtemelen Treasury piyasasında ciddi stres olacaktır.

Muhtemelen Fed ile Hazine farklı yönlere çekilecektir.

Ve muhtemelen dünyada herkes yine aynı soruyu soracaktır:

“Dünyanın risksiz varlığı gerçekten ne kadar risksiz?”

İşte asıl Gold Swan burada olabilir.

Trump:

“Faizleri düşürün.”

Fed tutanakları:

“Enflasyon düşmezse faiz artırmamız gerekebilir.”

Bessent:

Uzun vadeli tahvil geri alımlarını 2 milyar $’dan en az 4 milyar $’a çıkarıyor.

İran:

Hürmüz hâlâ normal değil.

Piyasa:

Brent 94 $
ABD 30Y %5,24
ABD borcu 40 trilyon $
Altın 4.500 $

Bunlar beş ayrı haber değil.

Tek bir politika tuzağı.

ABD İran’a baskıyı artırdıkça petrol yükseliyor.

Petrol yükseldikçe enflasyon yükseliyor.

Enflasyon yükseldikçe Fed faiz indiremez.

Fed indiremeyince uzun tahvil daha pahalı finansman istiyor.

Tahvil faizi yükseldikçe 40 trilyon dolarlık borcun maliyeti ağırlaşıyor.

Sonra Hazine tahvil piyasasına müdahale ediyor.

Ve altın yükseliyor.

İran’ın ABD’yi savaş meydanında yenmesi gerekmiyor.

Washington’un kendi hedeflerini birbirine karşı çevirmesi yeterli.

Altında 5.400 $ benim için fiyat hedefi değil.

Bir rejim hedefi.

O gün geldiğinde soru:

“Altından ne kadar kazandık?”

olmayacak.

Asıl soru:

“Dünyanın risksiz varlığı hâlâ ne kadar risksiz?”

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction