
Piyasalar bugün yine aynı soruların peşinde.
Oysa bunların tamamı daha büyük bir dönüşümün yan etkisi olabilir.
Asıl soru artık şudur:
Dünya neye dönüşüyor?
Harvard, MIT ve dünyanın en büyük yapay zekâ laboratuvarlarından araştırmacılar geçtiğimiz günlerde dikkat çekici bir çalışma yayımladı.
MatrAIx
Araştırmanın amacı basit:
Gerçek insanlarla anket yapmak yerine onların dijital avatarlarını oluşturmak.
Tam 8,3 milyar sanal persona.
Her biri yaklaşık 1.290 farklı özellik taşıyor.
Yaş…
Gelir…
Psikoloji…
Alışveriş davranışı…
Risk algısı…
Fiyat artınca vazgeçip vazgeçmeyeceği…
Bekleme süresine tahammülü…
Hatta kötü çalışan bir yapay zekâya ikinci şansı verip vermeyeceği bile simüle ediliyor. (arXiv)
Bu araştırmanın amacı insanı kopyalamak değil.
İnsanı öngörebilmek.
https://bsekonomi.com/wp-content/uploads/2026/08/image-852×1024.png
Bir ürün çıkacak.
Eskiden bin kişi bulunurdu.
Anket yapılırdı.
Aylar sürerdi.
Şimdi ise milyonlarca dijital kullanıcı birkaç saat içinde aynı ürünü test edebilecek.
Fiyat artırılırsa kim vazgeçiyor?
Reklam nasıl etkiliyor?
Hangi renk daha çok satıyor?
Hangi siyasi olay tüketimi değiştiriyor?
Hepsi önce dijital dünyada denenecek. (arXiv)
Aslında üç şey.
Elektrik.
Çip.
Bellek.
Bugün veri merkezlerinin en büyük maliyeti yazılım değil.
Enerji.
NVIDIA’nın değeri de yalnızca ekran kartı satması değil.
Enerjiyi hesaplama gücüne çevirebilmesi.
Larry Fink’in son dönemde söylediği “Dünya enerji açısından kısa, bilgi işlem açısından kısa” ifadesi bu yüzden önemlidir.
Yeni ekonominin petrolü veri değildir.
Elektriktir.
Çünkü elektriğin de bir maliyeti var.
Bakırın çıkarılması…
Çip fabrikalarının kurulması…
Veri merkezlerinin inşası…
LNG taşınması…
Hepsi enerjiyle oluyor.
Bu yüzden petrol yalnızca otomobil yakıtı değildir.
AI ekonomisinin görünmeyen altyapısıdır.
Bu cümle aslında yeni dönemin özeti olabilir.
Geçmişte insanlar enerji tüketirdi.
Şimdi algoritmalar tüketiyor.
Eskiden fabrikalar elektrik isterdi.
Şimdi veri merkezleri şehir kadar elektrik istiyor.
Eskiden nüfus arttıkça buğday gerekiyordu.
Şimdi yapay zekâ büyüdükçe çip gerekiyor.
Yani ekonomik sistem ilk kez insanı değil…
Makineyi beslemeye başlıyor.
Çünkü dünya yalnızca teknoloji satın almıyor.
Belirsizlik de satın alıyor.
Jeopolitik risk.
Borç.
Bütçe açıkları.
Rezerv çeşitlendirmesi.
Merkez bankalarının altın alımları.
Yapay zekâ yatırımları.
Enerji savaşları.
Hepsi aynı anda yaşanıyor.
Altın yalnızca enflasyondan korunma aracı değil.
Sisteme karşı sigorta hâline geliyor.
Çünkü sermaye bugün en çok şu üç alana akıyor:
Dolayısıyla endeks yükselirken ekonominin her alanı aynı ölçüde güçlenmiyor.
Kazananlar çok büyük kazanıyor.
Kaybedenler sistem dışında kalıyor.
Bu da endeksleri yukarı taşırken gelir dağılımını daha da bozuyor.
Sanayi kapitalizmi:
İşçi üretirdi.
Bilgi ekonomisi:
Yazılımcı üretirdi.
AI ekonomisi:
Avatarlar karar veriyor.
Algoritmalar satın alıyor.
Yapay zekâ tüketiciyi simüle ediyor.
İnsan ise giderek sistemin doğruladığı bir veri noktasına dönüşüyor.
Çinlilerin earth rare metallerde kontrolü ele geçirdiğini, Afrika’da madenleri işlettiğini, stok yaptığını vb belki 15 yıldır okuyorum. Şimdi abd füze bile üretemiyor ve bunlar çok akıllı.
HAYIR
Önümüzdeki yıllarda konuşacağımız konu yalnızca:
olmayacak.
Asıl soru şu olacak:
Kararları insanlar mı veriyor…
Yoksa insanların dijital kopyaları mı?
Bugün piyasalarda gördüğümüz birçok hareket belki de yeni bir ekonomik çağın ilk sinyalleridir.
Altın…
Çip…
Elektrik…
Veri merkezleri…
Enerji…
Bunların hiçbiri artık birbirinden bağımsız okunamaz.
Çünkü dünya artık yalnızca ekonomisini değil, insan davranışını da simüle etmeye hazırlanıyor. MatrAIx araştırması da bunu mümkün kılmayı hedefleyen deneysel bir altyapı sunuyor; ancak araştırmacılar bunun gerçek insan çalışmalarının yerini tamamen almadığını, önemli kararların yine gerçek kullanıcılarla doğrulanması gerektiğini özellikle vurguluyor. (arXiv)