
Ozan Tarman’ın paylaştığı son değerlendirme ile Kashkari’nin açıklamaları birlikte okunduğunda ortaya çıkan resim oldukça netleşiyor. Dosyada da vurgulandığı gibi; ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,61 civarında sakin seyrediyor, piyasalar tarım dışı istihdam, işsizlik başvuruları ve TÜFE verisini bekliyor. Aynı anda altın yeniden güç kazanırken, hisse senetleri özellikle teknoloji tarafında soluklanıyor ve Eylül ayında yeniden sert bir faiz tartışmasının başlayabileceği konuşuluyor.
Bu nedenle yazının merkezine yalnızca Fed’i değil, dört büyük savaş alanını koymak gerekiyor:
2026’nın ikinci yarısına girerken piyasalar çok ilginç bir dengeye ulaştı.
Bir tarafta ABD endeksleri tarihî zirvelere yakın.
Diğer tarafta altın yeniden yükseliş trendine girdi.
Tahvil faizleri yüksek kalmasına rağmen panik üretmiyor.
Dolar ise eskisi kadar güçlü görünmüyor.
Normal şartlarda bunların aynı anda gerçekleşmesi beklenmez.
İşte bu nedenle bugün yaşananlar klasik ekonomik döngülerden çok daha farklı okunmalı.
Fed’in temel problemi artık yalnızca enflasyon değil.
Asıl sorun;
finansal koşulların yeniden gevşemesi.
Borsa rekor kırıyor.
Kredi spreadleri daralıyor.
Risk iştahı artıyor.
Bu da Fed’in uyguladığı sıkı para politikasının etkisini azaltıyor.
Tam bu noktada Kashkari yeniden sahneye çıkıyor.
“Faizleri yeniden artırmalıyız.”
Bu açıklama piyasaya verilmiş psikolojik bir mesajdır.
Ancak aynı dosyada yer alan değerlendirme de önemli bir denge kuruyor:
Eğer Cuma günü gelecek Tarım Dışı İstihdam ve gelecek haftaki TÜFE beklentilerden zayıf gelirse, yalnızca şahin açıklamalar piyasayı ikna etmeye yetmeyebilir.
Yani Fed söylemi ile veri arasında ciddi bir mücadele başlayacak.
Klasik teori der ki;
yüksek faiz
yüksek dolar
düşük altın.
Bugün ise tam tersini görüyoruz.
Bunun nedeni faiz değil;
güven.
Piyasa artık yalnızca faiz oranını değil,
ABD’nin borç dinamiklerini,
jeopolitiği,
rezerv para sistemini,
merkez bankalarının altın talebini,
ve doların uzun vadeli konumunu fiyatlıyor.
Ozan Tarman’ın notlarında da dikkat çekildiği gibi, altın uzun pozisyon fikri Temmuz faiz toplantısından önce yeniden güç kazanmıştı ve bugün yeniden “monster trade” olarak konuşuluyor.
Bu artık kısa vadeli bir spekülasyon değil.
Stratejik rezerv değişimi.
Faiz yüksek.
Ama dolar eski gücünde değil.
Sebep yalnızca Fed değil.
Dosyada da belirtildiği gibi;
ABD-İran anlaşmasına yönelik iyimserlik,
zayıflayan istihdam verileri,
ve EUR/USD’nin yeniden yukarı dönme ihtimali doları baskılıyor.
Ayrıca küresel rezerv çeşitlendirme eğilimi de dolar talebini sınırlıyor.
ABD 10 yıllık faizinin %4,60 civarında dengelenmesi aslında çok kritik.
Çünkü piyasa;
Fed’in yeniden sert sıkılaşacağına tam olarak inanmıyor.
Ancak enflasyon tamamen bittiğine de inanmıyor.
Bu nedenle tahvil piyasası;
bekleme modunda.
Gerçek yönü;
Tarım Dışı İstihdam,
TÜFE,
PCE,
ve Jackson Hole belirleyecek.
Piyasaların gözden kaçırdığı konu ise enerji.
Dosyada;
İran ile Umman arasında deniz koridoru konusunda ilerleme,
Hürmüz’de geçici düzenleme ihtimali,
Kızıldeniz riskinin azalması,
petrol fiyatlarının gevşemesi,
ve bunun gelişmekte olan ülke varlıklarını desteklediği belirtiliyor.
Enerji fiyatları düşerse;
Fed üzerindeki enflasyon baskısı azalır.
Bu da faiz artışı ihtimalini zayıflatır.
Türkiye açısından tablo dikkat çekici.
Orta Doğu’da tansiyonun düşmesi ve enerji maliyetlerinin gerilemesi;
destekleyebilir.
Dosyada Türkiye tahvillerine yönelik uluslararası yatırımcı ilgisinin sürdüğü, ancak yeni yükseliş için İran-ABD hattında kalıcı bir normalleşme veya enerji fiyatlarında ilave düşüş beklendiği vurgulanıyor.
Piyasaların önündeki asıl soru artık “Fed faiz artıracak mı?” değil.
Asıl soru şudur:
Yeni küresel fiyatlama modeli; yüksek faiz, güçlü altın, dengeli tahvil faizi ve seçici risk iştahının aynı anda yaşandığı yeni bir rejime mi geçiyor?
Önümüzdeki birkaç hafta; ABD istihdam verileri, enflasyon rakamları, Jackson Hole mesajları ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler bu sorunun cevabını belirleyecek. Eğer veriler enflasyonda yeniden hızlanmayı doğrulamazsa, şahin söylemler tek başına piyasaları yönlendirmekte yetersiz kalabilir; buna karşılık jeopolitik tansiyonun yeniden yükselmesi veya enerji fiyatlarında yeni bir sıçrama, mevcut dengeyi hızla bozabilir. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca Fed açıklamalarını değil, tahvil piyasasını, enerji akışını ve küresel sermaye hareketlerini birlikte izlemesi gereken bir döneme giriliyor.