
Türkiye ekonomisi, son açıklanan enflasyon verisinin ardından yeniden kritik bir dönemece girdi.
Bir tarafta baz etkisinin desteğiyle yıllık enflasyonda düşüş devam ediyor.
Diğer tarafta ise hizmet enflasyonu, gıda fiyatları, petrol piyasasında yeniden yükselen jeopolitik riskler ve küresel enerji maliyetleri Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecini düşündüğünden daha karmaşık hale getiriyor.
Asıl soru artık şu:
TCMB faiz indirimlerine planlandığı gibi devam edecek mi, yoksa yaz aylarında başlayan gevşeme döngüsü daha temkinli bir patikaya mı evrilecek?
Bu soru yalnızca Türkiye’de değil, Londra’dan New York’a kadar hemen hemen bütün yatırım bankalarının Türkiye raporlarında öne çıkmaya başladı.
İlk bakışta rakam olumlu.
Yıllık enflasyon aşağı geliyor.
Ancak para politikası açısından önemli olan yalnızca yıllık rakam değil.
Merkez Bankası özellikle şu göstergeleri izliyor:
TCMB son iki yıldır özellikle aylık eğilime odaklanıyor.
Çünkü yıllık rakam baz etkisi nedeniyle yanıltıcı olabiliyor.
Bu nedenle son veri faiz indirimi için tek başına yeterli görülmüyor.
Son aylarda en dikkat çekici gelişmelerden biri gıda fiyatlarında yaşanıyor.
Ali Çufadar’ın paylaştığı grafik bunu oldukça net gösteriyor.
2025 sonbaharında belirgin biçimde gerileyen gıda enflasyonu yeniden yukarı dönmüş durumda.
Bu eğilim tesadüf değil.
Arkasında birçok neden bulunuyor.
• kuraklık
• arz sorunları
• lojistik maliyetleri
• tarımsal planlama eksiklikleri
• enerji fiyatları
• gübre maliyetleri
• nakliye
Özellikle sebze-meyve tarafındaki oynaklık yeniden yükselmiş durumda.
Merkez Bankası açısından bunun önemi büyük.
Çünkü gıda enflasyonu beklentileri bozabiliyor.
Beklentiler bozulduğu anda para politikasının etkinliği azalıyor.
Enflasyon tartışmasının en kritik değişkenlerinden biri ise petrol.
Son haftalarda Brent fiyatı yeniden yükseliş eğilimine girdi.
Bunun temel nedenleri:
Türkiye enerji ithalatçısı.
Dolayısıyla petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış;
yeniden yukarı taşıyabiliyor.
Bu nedenle Merkez Bankası yalnızca TÜİK verisine değil, Brent grafiğine de bakıyor.
Bu üç senaryo arasında ciddi fark bulunuyor.
TCMB açısından rahatlatıcı.
Faiz indirimleri devam edebilir.
Temkinli yaklaşım gerekir.
İndirimler yavaşlayabilir.
Para politikasının tamamen yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Çünkü enerji fiyatları doğrudan enflasyona döner.
Uluslararası yatırım bankalarının tamamının dikkat çektiği ortak konu hizmet enflasyonu.
Lokanta.
Otel.
Sağlık.
Eğitim.
Kira.
Ulaştırma.
Bu kalemlerde düşüş mal enflasyonuna göre çok daha yavaş gerçekleşiyor.
TCMB de son Enflasyon Raporu’nda bunu açık biçimde vurguluyor.
Asıl mücadele artık hizmet tarafında.
Çekirdek göstergeler son aylarda iyileşiyor.
Ancak henüz Merkez Bankası’nın rahat hareket edeceği seviyeye gelmiş değil.
Özellikle aylık eğilim kritik.
Yüzde 2’nin üzerinde kalıcı aylık çekirdek enflasyon görülmesi halinde faiz indirimleri daha yavaş ilerleyebilir.
Son aylarda kur oldukça kontrollü.
Bu durum enflasyon açısından destekleyici.
Ancak TCMB yalnızca bugünkü kura bakmıyor.
Şunlara bakıyor:
Kurda oluşabilecek yeni bir oynaklık faiz patikasını tamamen değiştirebilir.
Son aylarda yabancı yatırımcı algısında önemli iyileşme yaşandı.
Özellikle:
olumlu fiyatlandı.
Ancak yabancı yatırımcıların ortak görüşü şu:
Faiz indirimi mümkün.
Ama dezenflasyon sürecini bozacak kadar hızlı olmamalı.
Bu nedenle piyasaların dikkat ettiği konu artık “faiz indirimi olacak mı?” değil;
“Ne hızda olacak?”
Bugünkü veriler tek başına bakıldığında TCMB’nin faiz indirim döngüsünü tamamen durdurmasını gerektirecek kadar olumsuz görünmüyor.
Ancak aynı zamanda daha agresif bir faiz indirim sürecini de desteklemiyor.
Yani piyasa açısından yeni dönem muhtemelen;
“faiz indirimi devam edecek, ancak her toplantıda veriler yeniden değerlendirilecek”
şeklinde okunuyor.
Faiz indiriminin devam edip etmeyeceği sorusuna bugün tek başına TÜİK verisi cevap vermiyor.
Londra’daki tahvil yatırımcısı ile İstanbul’daki banka analistinin baktığı göstergeler artık büyük ölçüde aynı:
TCMB de son iletişiminde, enflasyonun ana eğilimindeki geçici yükseliş risklerine özellikle dikkat çekiyor. Temmuz ayında enerji fiyatları ve bazı kalemlerde görülen fiyat artışlarının aylık enflasyonu geçici olarak yukarı taşıyabileceği vurgulanıyor.
Goldman Sachs’ın son değerlendirmelerinde öne çıkan mesaj, dezenflasyon süreci devam etse bile faiz indirimlerinin hızının veri akışına bağlı olacağı yönünde.
Banka özellikle şu dört riski öne çıkarıyor:
Goldman’ın yaklaşımı oldukça net:
Faiz indirimi mümkündür.
Ancak enflasyon yeniden yukarı sürpriz yaparsa indirim temposu yavaşlatılmalıdır.
Benzer değerlendirmelerde güçlü büyüme ve beklenenden yüksek enflasyon nedeniyle daha sınırlı indirim beklentilerinin öne çıktığı görüldü.
JPMorgan uzun süredir Türkiye raporlarında aynı noktaya vurgu yapıyor.
Merkez Bankası artık otomatik pilotta değil.
Her PPK toplantısı yeni bir karar noktası.
Enflasyonda yukarı yönlü sürprizlerin özellikle:
kaynaklı gelmesi halinde faiz indirim hızının azaltılabileceği belirtiliyor. Reuters’ın aktardığı JPMorgan değerlendirmelerinde de yüksek gelen enflasyonun daha temkinli bir faiz patikasını desteklediği ifade ediliyor.
Morgan Stanley’nin Türkiye analizlerinde öne çıkan tema şu:
Enflasyon düşüyor.
Ancak sürdürülebilir olması gerekiyor.
Banka özellikle reel faiz avantajının korunmasını yabancı sermaye açısından kritik görüyor.
Carry trade’in devam edebilmesi için TL’nin cazibesinin korunması gerektiği düşünülüyor.
BofA son dönemde özellikle şu dengeye dikkat çekiyor.
Çok hızlı faiz indirimi;
Çok geç faiz indirimi ise;
Dolayısıyla optimum politika;
kademeli gevşeme.
Citi’nin değerlendirmelerinde özellikle beklenti yönetimi ön plana çıkıyor.
Faiz kadar önemli olan unsur:
Merkez Bankası’nın iletişimi.
Piyasalar artık yalnızca karar metnine değil;
bakıyor.
HSBC ekonomistleri Türkiye’de dezenflasyonun devam edebilmesi için üç şartın önemini vurguluyor.
Bu üç unsur korunursa faiz indirim döngüsü daha uzun ömürlü olabilir.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının odağı politika faizinin seviyesinden çok, para politikasının öngörülebilirliği.
Öne çıkan başlıklar:
Faiz indirimi, bu çerçeveyi bozmadığı sürece tek başına olumsuz bir sinyal olarak görülmüyor.
Uluslararası finans medyasında Türkiye haberlerinde son aylarda öne çıkan ifade şu:
Disinflation with caution.
Yani;
“dezenflasyon sürüyor ancak kırılgan.”
Reuters ve piyasa haberlerinde, enerji fiyatları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümünü yeniden etkileyebileceği, bu nedenle TCMB’nin veri odaklı kalmayı sürdürdüğü vurgulanıyor.
Faiz indiriminin devam etmesi halinde;
Eğer faiz indirimleri enflasyon beklentilerini bozarsa;
yeniden gündeme gelebilir.
Dolayısıyla banka hisseleri için yalnızca faiz indiriminin kendisi değil, indirimin güvenilirliği daha önemli.
Piyasa açısından üç sektör öne çıkıyor.
İlk olumlu fiyatlayacak grup.
Konut kredileri nedeniyle destek görebilir.
Finansman maliyetlerinin gerilemesi olumlu olabilir.
Buna karşılık yüksek enerji maliyetleri;
gibi sektörlerin marjlarını baskılayabilir.
TCMB faiz indirimlerine devam eder.
Ancak 250-300 baz puanlık agresif adımlar yerine daha ölçülü bir patika tercih edilir.
Piyasanın bugün en fazla fiyatladığı senaryo budur.
Petrol 90-100 dolar bandına çıkar.
Gıda yeniden bozulur.
Kur baskısı oluşur.
Bu durumda TCMB bir veya birkaç toplantıda beklemeyi tercih edebilir.
Aylık enflasyon yeniden belirgin şekilde yavaşlar.
Çekirdek göstergeler iyileşir.
Hizmet enflasyonu çözülmeye başlar.
Bu durumda yıl sonuna kadar ilave faiz indirimleri için alan açılabilir.
Geçen yılın sorusu:
“TCMB faiz indirecek mi?”
Bugünün sorusu ise çok farklı:
“TCMB, enflasyondaki kazanımları riske atmadan ne kadar hızlı faiz indirebilir?”
Bu nedenle önümüzdeki dönemde tek bir enflasyon verisi değil; aylık fiyat eğilimleri, enerji piyasaları, hizmet enflasyonu, kur dinamikleri ve küresel finansal koşullar birlikte okunacak. Merkez Bankası’nın bundan sonraki iletişiminde de “veri odaklı” yaklaşımın korunması, piyasa fiyatlamaları açısından politika faizinin seviyesi kadar belirleyici olmaya devam edecek.