
Temmuz 2026 geride kaldı.
Ancak geride kalan yalnızca bir takvim ayı değil.
Belki de 2026’nın geri kalanını belirleyecek yeni fiyatlama rejiminin ilk büyük provasıydı.
Çünkü bu ay boyunca yatırımcılar aynı anda dört farklı şoku fiyatladı.
Normal şartlarda bunların herhangi biri tek başına piyasaları ciddi biçimde sarsabilecek büyüklükte gelişmelerdi.
Fakat Temmuz ayında bunların tamamı aynı anda yaşandı.
Ortaya ise son yılların en ilginç piyasa görüntülerinden biri çıktı.
Microsoft bilançosu sonrasında başlayan iyimserlik Amazon ile devam etti.
AWS tarafındaki güçlü büyüme…
AI yatırımlarının gelir üretmeye başladığını göstermesi…
ve nakit akışındaki iyileşme…
teknoloji sektörüne yeniden para girişini sağladı. (Reuters)
Apple ise tam tersi taraftaydı.
Beklentilerin altında kalan ileriye dönük görünüm…
tedarik sorunları…
AI yarışındaki göreceli zayıflık…
yatırımcıların hisseyi sert biçimde satmasına neden oldu. (The Wall Street Journal)
Normal şartlarda Apple’ın bu büyüklükte düşüşü Nasdaq üzerinde çok daha ağır baskı oluşturabilirdi.
Ancak bu kez Amazon ve Microsoft bu baskıyı tamamen absorbe etti.
Bu bize çok önemli bir şey söylüyor.
Artık teknoloji sektörü tek parça hareket etmiyor.
Piyasa “AI kazananları” ile “AI geride kalanları” ayrımını çok daha sert yapmaya başladı.
İşte asıl hikâye burada başlıyor.
Hisseler yükselirken…
tahviller satılıyor.
Bu klasik bir risk-on görüntüsü değil.
Çünkü uzun vadeli faizlerin yükselmesi şirketlerin iskonto oranlarını artırıyor.
Özellikle büyüme hisseleri için bu normalde olumsuzdur.
Buna rağmen teknoloji hisseleri yükselmeye devam ediyor.
Bu ise yatırımcıların kısa vadede bilançolara…
uzun vadede ise AI büyümesine odaklandığını gösteriyor.
Ancak tahvil piyasası farklı düşünüyor.
Tahvil yatırımcıları hâlâ şu riskleri fiyatlıyor:
Bu nedenle 10 yıllık tahvil yeniden %4,74 seviyesine yükseldi. 30 yıllık faiz ise yaklaşık yirmi yılın zirvelerine ulaştı. (Reuters)
Bu hafta en çok konuşulan sorulardan biri buydu.
Fed’in faizi artırmaması…
özellikle teknoloji hisselerine kısa vadede nefes aldırdı.
Ozan Tarman’ın da dikkat çektiği gibi…
eğer faiz artırımı gelseydi…
bugün hisse senedi piyasasında çok daha sert satışlar görebilirdik.
Ancak bu karar…
sorunları çözmedi.
Sadece öteledi.
Çünkü artık faiz artışı yerine…
uzun vadeli tahvil faizleri aynı işi yapmaya başladı.
Yani finansal koşulları sıkılaştıran yalnızca Fed değil.
Piyasa kendi faizini kendi oluşturuyor.
Bu da Fed’in işini daha karmaşık hale getiriyor.
Tarım dışı istihdam.
Non-Farm Payrolls.
Çünkü son üç Ağustos ayında olduğu gibi…
çok zayıf bir istihdam verisi gelmesi durumunda…
piyasalar yeniden büyüme korkusunu fiyatlayabilir.
Tersi durumda ise…
yüksek faiz + güçlü ekonomi senaryosu…
uzun vadeli tahvilleri yeniden baskı altına alabilir.
Dolayısıyla cuma günü açıklanacak veri…
yalnızca istihdam verisi olmayacak.
Temmuz boyunca kurulan bütün fiyatlama dengesinin ilk gerçek testi olacak.
İlginç olan noktalardan biri de bu.
Tahvil faizleri yükselmesine rağmen…
Euro/Dolar hâlâ yaklaşık 1,15 seviyelerinde.
Bu da doların beklenen kadar güçlenemediğini gösteriyor.
Sebebi ise yalnızca Fed değil.
Avrupa tarafındaki sermaye akımları…
Japonya’nın kur politikası…
ve küresel rezerv dağılımındaki değişimler de bu dengeyi etkiliyor.
USD/JPY’nin yaklaşık 158 seviyelerinde kalması da ABD ile Japonya arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıyor. (Reuters)
Temmuz boyunca İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı gelişmeler enerji piyasasının merkezindeydi.
Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi…
Fed’in enflasyonla mücadelesini zorlaştırıyor.
Tahvil faizlerindeki yükselişin önemli nedenlerinden biri de bu.
Enerji fiyatları düşmeden…
faizlerde kalıcı rahatlama görmek kolay olmayabilir. (Reuters)
Piyasa şu anda iki farklı dünyanın arasında sıkışmış durumda.
Bir tarafta;
Diğer tarafta ise;
Temmuz ayı bu iki hikâyenin aynı anda yaşayabileceğini gösterdi.
Ancak Ağustos ayında bunlardan yalnızca biri baskın tema hâline gelebilir.
Eğer tahvil faizleri yükselmeye devam ederse…
teknoloji hisselerinin bilançolarla oluşturduğu iyimserliği taşımak giderek zorlaşacaktır.
Buna karşılık uzun vadeli faizlerde geri çekilme ve istihdam verilerinde kontrollü bir yavaşlama görülürse, Temmuz sonunda başlayan teknoloji rallisi yeni bir ivme kazanabilir.
Temmuz 2026, yalnızca “borsalar yükseldi” ya da “Fed faizi sabit tuttu” diye özetlenebilecek bir ay değildi.
Bu ay, piyasanın ilk kez aynı anda şu dört soruya cevap aradığı dönem oldu:
Ağustos ayında açıklanacak makro veriler ve özellikle istihdam rakamları, bu soruların hangisinin piyasalara yön vereceğini belirleyecek. Temmuz geride kaldı; ancak asıl fiyatlama savaşı şimdi başlıyor. (Reuters)