0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet

İRAN’DA GERÇEKTEN NELER OLUYOR? TRUMP, İSRAİL, HÜRMÜZ VE YENİ ORTADOĞU DÜZENİ

İran-İsrail gerilimi nereye gidiyor? Trump’ın stratejisi, İsrail’in güvenlik politikası, Hürmüz Boğazı’nın önemi ve küresel piyasalara etkileri. FT Deep Thinking analizinde doğrulanm...
İRAN DA ERÇEKTEN NELER OLUYOR?
Artunç Kocabalkan
Temmuz 25, 2026
Paylaş

“Tarihin bazı dönemlerinde savaşlar toprak kazanmak için yapılır. Bazı dönemlerde enerji için. Bazılarında ise yeni bir dünya düzeninin kurallarını yazmak için… Bugün Ortadoğu’da yaşananlar hangi kategoriye giriyor?”


İRAN’DA GERÇEKTEN NELER OLUYOR?

Trump, İsrail, Hürmüz ve Yeni Ortadoğu Düzeni

“Tarih boyunca büyük savaşlar hiçbir zaman yalnızca görünen sebepler yüzünden çıkmadı. Arkalarında her zaman enerji, ekonomi, jeopolitik ve güç dengesi vardı. Bugün İran etrafında yaşananlara da yalnızca füze saldırıları üzerinden bakmak, satranç tahtasına değil yalnızca son hamleye odaklanmak olur.”


Savaşın Adı İran Değil, Yeni Dünya Düzeni

Son haftalarda dünya yeniden İran’a kilitlendi.

İngiltere’nin diplomatik personelini azaltması…

Fransa ve Almanya hakkında ortaya atılan diplomatik tahliye iddiaları…

ABD’nin askeri hazırlıkları…

İsrail’in artan operasyonları…

Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim…

Sosyal medyada dolaşan rejim değişikliği senaryoları…

Tüm bunlar doğal olarak tek bir soruyu gündeme getiriyor:

İran’da gerçekten ne oluyor?

Bugün yaşananları yalnızca İran ile İsrail arasında yeni bir savaş olarak okumak büyük resmi kaçırmak olur.

Çünkü Ortadoğu artık yalnızca Ortadoğu değildir.

Bugün Basra Körfezi’nde yaşanan her gelişme Londra’daki enflasyonu, Frankfurt’taki faiz kararını, Şanghay’daki enerji planlamasını ve New York borsasındaki risk iştahını doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle İran dosyası artık yalnızca askeri değil; aynı zamanda ekonomik, teknolojik ve jeopolitik bir dosyadır.


Trump Gerçekten Savaş mı İstiyor?

Donald Trump seçim kampanyalarında yıllarca aynı cümleyi kullandı:

“Ben Amerika’yı yeni savaşlara sokmayan başkandım.”

Bu söylem tesadüf değildi.

Afganistan…

Irak…

Libya…

Amerikan kamuoyu artık trilyonlarca dolar harcanan uzun savaşlardan yorulmuştu.

Trump tam da bu yorgunluğun üzerine siyaset inşa etti.

Ancak ikinci başkanlık döneminde karşısındaki dünya çok daha karmaşık.

Rusya-Ukrayna savaşı sürüyor.

Çin ile teknoloji savaşı derinleşiyor.

Kızıldeniz ve Hürmüz küresel ticaretin en hassas noktaları hâline geliyor.

İran’ın nükleer programı ise Washington açısından yeniden öncelikli dosyalardan biri oluyor.

İşte bu nedenle Trump’ın son açıklamalarına dikkatle bakıldığında ilginç bir strateji görülüyor.

Bir tarafta çok sert askeri söylemler…

Diğer tarafta diplomatik görüşmelerin sürdüğüne ilişkin mesajlar…

Bu aslında klasik Amerikan “zorlayıcı diplomasi” modelidir.

Yani önce baskıyı artır.

Karşı tarafı yalnızlaştır.

Ekonomik maliyetini yükselt.

Ardından masaya otur.

Dolayısıyla bugün Washington’un amacı doğrudan geniş çaplı bir kara savaşı başlatmaktan çok, İran üzerinde maksimum baskı kurarak istediği sonucu diplomasi masasında elde etmek olabilir.


İsrail Açısından İran Dosyası

İsrail için İran yalnızca bölgesel bir rakip değildir.

Uzun yıllardır resmi güvenlik belgelerinde “varoluşsal tehdit” olarak tanımlanmaktadır.

Bunun temel nedeni yalnızca İran’ın askeri kapasitesi değildir.

Asıl mesele;

• balistik füze programı,

• nükleer teknoloji,

• vekil güçler,

• bölgesel nüfuz ağıdır.

İsrail yönetimi açısından bu kapasitenin daha da büyümesi kabul edilebilir görülmüyor.

Bu nedenle son yıllarda gerçekleştirilen birçok operasyonun ortak hedefi İran’ın askeri kabiliyetini sınırlamak oldu.

Ancak burada iç politika boyutu da unutulmamalı.

İsrail’de güvenlik başlığı yalnızca dış politika değildir.

Aynı zamanda seçimlerin, koalisyonların ve hükümetlerin kaderini belirleyen en önemli siyasi başlıklardan biridir.

Tarih gösteriyor ki güvenlik krizleri yaşandığında seçmen davranışı önemli ölçüde değişebiliyor.

Dolayısıyla İran dosyası Tel Aviv açısından yalnızca dış politika meselesi değildir.

İç siyasetin de merkezindedir.


İran Neden Geri Adım Atmıyor?

Dışarıdan bakıldığında İran ekonomisi yıllardır yaptırımlar altında.

Yüksek enflasyon…

Zayıf para birimi…

Sermaye çıkışları…

İşsizlik…

Ancak buna rağmen İran’ın güvenlik politikalarında köklü bir değişiklik görülmüyor.

Çünkü Tahran yönetimi açısından mesele ekonomik maliyet hesabından daha büyük.

İran yönetimi, geri adım atmanın yalnızca bugünkü pazarlığı değil, gelecekteki caydırıcılık kapasitesini de zayıflatacağını düşünüyor.

Bu nedenle Lübnan’dan Yemen’e, Irak’tan Suriye’ye kadar uzanan bölgesel etki alanını kendi ulusal savunmasının ileri hattı olarak görüyor.

Batı ise tam tersine bu ağı İran’ın bölgesel nüfuz mekanizması olarak değerlendiriyor.

İki tarafın güvenlik algıları birbirinden tamamen farklı olduğu için ortak zeminde buluşmak her geçen gün zorlaşıyor.


Hürmüz Boğazı: Dünyanın Enerji Kalbi

Haritaya bakıldığında oldukça dar görünen Hürmüz Boğazı, küresel ekonomi açısından devasa bir öneme sahip.

Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümü bu koridordan geçiyor.

LNG sevkiyatlarının büyük kısmı yine bu hatta bağlı.

Bu nedenle burada yaşanabilecek uzun süreli bir kriz;

petrol fiyatlarını,

navlun maliyetlerini,

küresel enflasyonu,

merkez bankalarının faiz kararlarını,

hatta gıda fiyatlarını bile etkileyebilir.

İşte bu yüzden yatırımcılar artık yalnızca Fed toplantılarını değil, Hürmüz Boğazı’ndan gelen haberleri de aynı dikkatle takip ediyor.

Çünkü enerji çağında deniz yolları yalnızca lojistik değil, jeopolitik güç anlamına geliyor.


Sosyal Medya Bilgi Savaşı

Son günlerde X başta olmak üzere sosyal medya platformlarında yüzlerce farklı iddia dolaşıyor.

Diplomat tahliyeleri…

İran liderliğine operasyon…

Rejim değişikliği…

Yeni bombardıman hazırlıkları…

Elektronik harp uçakları…

Bu iddiaların bir kısmı gerçek gelişmelerden beslenirken, bir kısmı bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.

Jeopolitik krizlerde bilgi savaşı, askeri savaş kadar önemlidir.

Algı yönetimi…

Psikolojik operasyonlar…

Yanlış bilgi…

Eksik bilgi…

Hepsi aynı anda devreye girer.

Bu nedenle yatırımcı açısından en kritik konu haberi ilk görmek değil, doğru kaynaktan doğrulamaktır.

Çünkü piyasalar çoğu zaman ilk söylentiye değil, doğrulanmış bilgiye kalıcı tepki verir.


Yeni Soğuk Savaşın Ortadoğu Cephesi

Belki de bugün yaşananların en önemli tarafı budur.

Ortadoğu artık yalnızca Ortadoğu değildir.

ABD ile Çin arasındaki rekabet…

Rusya’nın Batı ile mücadelesi…

Enerji güvenliği…

Yapay zekâ yarışında veri merkezlerinin enerji ihtiyacı…

Tedarik zincirleri…

Hepsi aynı denklem içerisinde yer alıyor.

İran dosyası bu büyük satranç tahtasının yalnızca bir taşıdır.

Ancak bazen satrançta oyunun kaderini bir taş değiştirir.

Belki de bugün yaşanan tam olarak budur.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction