
Bugünkü tabloya bakıldığında İran’ın hedefi askeri zafer değil.
Asıl amaç;
George Friedman’ın yıllardır dile getirdiği temel tez tam olarak budur:
Büyük güçler doğrudan yenilmeyebilir; fakat maliyetleri artırılarak stratejik geri çekilmeye zorlanabilir.
İran tam da bunu deniyor.
Bu nedenle;
öncelikli hedef haline geliyor.
Washington’ın son hamleleri artık sadece “caydırıcılık” değil.
Reuters’ın doğruladığı son gelişmeye göre ABD, İran limanlarına yönelik kapsamlı bir deniz ablukasını uygulamaya başladı. Bu, İran’ın petrol ihracatını ve deniz ticaretini ciddi biçimde baskılamayı amaçlıyor.
Financial Times’ın değerlendirmesine göre ABD’nin hedefi üç aşamalı:
Dünyadaki petrol ticaretinin önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Bu nedenle İran’ın buradaki her hamlesi;
üzerinde zincirleme etki oluşturuyor.
Guardian ve Financial Times’ın aktardığına göre taraflar artık boğazın fiilen açık mı kapalı mı olduğu konusunda bile birbirini yalanlıyor. Bu belirsizlik bile piyasalarda ciddi fiyatlama yaratıyor.
Paul Krugman uzun yıllardır jeopolitik şokların enflasyon üzerindeki ikinci tur etkilerine dikkat çekiyor.
Bugünkü tabloda da asıl risk yalnızca petrolün yükselmesi değil;
üzerindeki baskının yeniden artması.
Bu nedenle savaş artık yalnızca askeri değil aynı zamanda küresel para politikası sorunu haline geliyor.
Financial Times analizlerinde ortak vurgu şu:
Tarafların hiçbiri tam ölçekli bölgesel savaşı istemiyor.
Fakat her iki taraf da karşı tarafın geri adım atacağını varsayarak kontrollü tırmandırma stratejisi uyguluyor.
Tarih ise bu tip stratejilerin çoğu zaman hesaplanamayan kazalarla kontrolden çıkabildiğini gösteriyor.
Washington güvenlik çevrelerinde öne çıkan değerlendirmeler:
Bu nedenle amaç, hızlı askeri zaferden çok İran’ın uzun vadeli kapasitesini aşındırmak olarak değerlendiriliyor.
Karşılıklı sınırlı saldırılar sürer.
Petrol yüksek kalır.
Piyasalarda dalgalanma devam eder.
Katar, Pakistan ve bölgesel aktörlerin arabuluculuğuyla yeniden ateşkes süreci başlayabilir. Son günlerde arabuluculuk girişimleri devam ediyor.
En riskli senaryo.
Körfez ülkelerinin doğrudan çatışmaya çekilmesi halinde;
Mevcut veriler, savaşın kısa vadede tam kapsamlı kara savaşına dönüşmesinden ziyade ekonomik yıpratma, deniz yollarının kontrolü ve enerji güvenliği ekseninde ilerlediğine işaret ediyor. İran maliyet üretmeye, ABD ise İran’ın askeri ve ekonomik kapasitesini uzun süre baskılamaya çalışıyor. Ancak enerji arzı üzerindeki her yeni şok, küresel enflasyon ve finansal piyasalar açısından çatışmanın etkisini bölgesel sınırların çok ötesine taşıyor.