
Bu yazıyı FT seviyesine çıkarmak istiyorsan iki şeyi eklemek gerekiyor:
Kapak olarak ben tek bir petrol fotoğrafı yerine şunu seçerdim:
Bu dört görsel aslında yazının tamamını anlatıyor:
Tek başına petrol fotoğrafı hikâyenin sadece %25’ini anlatıyor.
Andy Burnham’ın yükselişi, Kevin Warsh’ın şahin Fed yaklaşımı, ABD-İran görüşmelerindeki ilerleme ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin kritik seviyesi küresel piyasaların yeni yönünü belirliyor.
Pazartesi sabahı ekranlara ilk bakan yatırımcıların gördüğü şey petrol değildi.
İran değildi.
İngiltere de değildi.
Aslında piyasalar üç farklı hikâyenin birleşiminden doğan yeni bir makro rejimi fiyatlamaya başladı.
Birinci hikâye:
ABD ile İran arasındaki diplomatik ilerleme.
İkinci hikâye:
Kevin Warsh sonrası Fed’in yeniden şahinleşmesi.
Üçüncü hikâye:
İngiltere’de Starmer döneminin sona ermesi ve Burnham sürecinin başlaması.
Bu üç gelişme birbirinden bağımsız görünse de hepsi aynı değişken üzerinde birleşiyor:
Uzun vadeli faizler.
Son 10 gündür uluslararası medyada dikkat çeken gelişme İsviçre’de yürütülen ABD-İran görüşmeleri oldu.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Pakistan ve Katar arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde taraflar 60 günlük bir yol haritası üzerinde ilerleme sağladı. İran’ın IAEA denetimlerini kabul etmesi ve Hürmüz geçişlerinin açık tutulması karşılığında Washington da bazı yaptırımlarda geçici gevşemeye gitti. (Reuters)
Bu yüzden petrol piyasası son haftalarda savaş riskini değil, barış ihtimalini fiyatlamaya başladı.
Reuters’a göre Brent petrol anlaşma haberleri sonrasında %3’ün üzerinde geriledi. (Reuters)
Buradaki kritik nokta şu:
Piyasa İran’ı değil Hürmüz’ü fiyatlıyor.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz’den geçiyor.
Hürmüz açık kaldığı sürece petrol fiyatlarında kalıcı panik üretmek zor.
Wall Street’in dikkat ettiği yer başka.
Tahvil piyasası.
Çünkü İran savaşı sırasında yatırımcılar güvenli liman olarak tahvil almak yerine tahvil satmaya başladı.
Bu alışılmadık bir durum.
Reuters’ın mayıs sonundaki analizinde de vurguladığı gibi ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,50 bölgesine yükselmesi hisse senetleri için kritik eşik olarak görülüyor. (Reuters)
Societe Generale ve birçok makro fon yöneticisine göre %4,5 üzerindeki kalıcı hareketler hisse senedi değerlemelerini baskılamaya başlıyor. (Reuters)
Ozan Tarman’ın notundaki %4,68 seviyesi bu yüzden önemli.
Bu artık teknik analiz seviyesi değil.
Makro stres seviyesi.
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ilk toplantısı piyasalarda beklenenden daha büyük etki yarattı.
Faiz değişmedi.
Ama dil değişti.
Warsh, Powell döneminin aksine ileriye dönük yönlendirmeyi azaltmaya başladı.
Dot Plot sisteminden uzaklaştı.
Fed iletişimini yeniden tasarlayacağını açıkladı. (Reuters)
Reuters’ın analizine göre piyasalar toplantıyı “şahin dönüş” olarak okudu. (Reuters)
Aslında Warsh’ın vermek istediği mesaj oldukça net:
Enflasyon bitmeden Fed rahatlamayacak.
Bu yüzden Deutsche Bank artık 2026 sonuna kadar iki faiz artışı bekliyor.
Bu beklenti birkaç ay önce yoktu.
Oyun değişiyor.
Normal şartlarda İngiltere iç siyaseti Wall Street’in ilk gündem maddesi olmaz.
Fakat 2022’de yaşanan Liz Truss krizinden sonra durum değişti.
Piyasa artık İngiliz başbakanlarını ideolojileriyle değil tahvil piyasasına verecekleri hasarla değerlendiriyor.
Reuters ve Guardian’ın aktardığı haberlere göre Starmer görevden çekilmeye hazırlanırken Burnham’ın ön plana çıktığı görülüyor. (Reuters)
Piyasanın sorduğu soru şu:
Burnham kimi Maliye Bakanı yapacak?
Çünkü yeni hükümetin ilk bütçesi İngiliz tahvilleri için belirleyici olacak.
2024:
Faiz indirimi
2025:
Yapay zekâ
2026’nın ikinci yarısı:
Uzun vadeli faizler
Şu anda Goldman Sachs, Deutsche Bank, BofA ve büyük makro fonların konuştuğu konu aynı:
ABD 10 yıllıkları yeniden %4,7’ye gider mi?
Çünkü bu olursa:
Pazartesi
Salı
Çarşamba
Perşembe
Cuma
Piyasalar açısından haftanın gerçek finali Core PCE olacak. Çünkü Warsh döneminde ilk kez Fed’in enflasyon konusundaki kararlılığı test edilecek. (Reuters)
Piyasa şu an üç şeye aynı anda inanıyor:
İlk iki madde risk iştahını destekliyor.
Üçüncü madde ise onu sınırlıyor.
Bu nedenle önümüzdeki haftalarda asıl soru petrolün nereye gideceği değil.
ABD 10 yıllık tahvil faizinin yeniden %4,68 bölgesine gidip gitmeyeceği.
Eğer giderse yaz rallisi kısa sürebilir.
Gitmezse 2026 yazı, beklenenden çok daha güçlü bir risk rallisine sahne olabilir.