
Geçtiğimiz hafta sonuna kadar piyasalarda hakim olan tema; İran krizi, Hürmüz Boğazı riski, yükselen petrol fiyatları ve yeniden hızlanan enflasyon endişeleriydi.
Ancak bu hafta açılış itibarıyla tablo adeta 180 derece değişti.
Vadeli piyasalarda Nasdaq yaklaşık 650 puan, S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık %1,5, Avrupa endeksleri ise güçlü yükselişlerle haftaya başladı. Aynı anda petrol fiyatlarında geri çekilme yaşanırken dolar endeksinde de yeni bir güçlenme görülmemesi dikkat çekiyor.
Bu fiyatlamanın arkasındaki ana hikâye ise oldukça net:
ABD-İran arasında bir anlaşmanın yakın olduğu beklentisi.
Normal şartlarda Orta Doğu’da yaşanan her jeopolitik risk petrolü yukarı taşır.
Ancak son günlerde profesyonel fon yöneticileri ve emtia masalarının dikkat çektiği önemli bir nokta vardı:
Petrol piyasası hiçbir zaman büyük bir savaş senaryosunu tam anlamıyla fiyatlamadı.
Bu nedenle şimdi anlaşma ihtimali ortaya çıkınca piyasalar hızlı şekilde risk iştahına dönüyor.
Bloomberg ve CNBC’de hafta sonu boyunca öne çıkan değerlendirmelerde de piyasanın İran dosyasını kapatıp yeniden büyüme hikâyesine dönmek istediği vurgulanıyordu.
Birçok yatırımcı şu an İran anlaşmasına odaklanmış durumda.
Ancak büyük fonların gözünde haftanın en kritik olayı:
Yeni FED Başkanı Kevin Warsh ilk kez piyasalara kapsamlı mesaj verecek.
Piyasanın beklentisi:
Buna rağmen İran kaynaklı enerji risklerinin azalması Warsh’ın aşırı sert görünmesini zorlaştırıyor.
Bu nedenle piyasa şu an:
“Şahin FED + düşen petrol” kombinasyonunu satın alıyor.
Kurumsal tarafta özellikle dikkat çeken gelişme:
Bu fonlar aynı anda;
dağılımı yaparlar.
Haftanın açılışında bu tarafta ciddi alım iştahı olduğu belirtiliyor. Özellikle hareketin tahvilden çok hisse senedi tarafında yoğunlaşması yatırımcıların büyüme senaryosuna yeniden döndüğünü gösteriyor.
Asya stratejistleri özellikle İran anlaşmasının ardından:
ön plana çıkabileceğini belirtiyor.
Çünkü daha düşük petrol fiyatı:
✔ Enflasyonu düşürüyor
✔ Cari açığı azaltıyor
✔ Merkez bankalarına hareket alanı sağlıyor
✔ Büyümeyi destekliyor
Özellikle Hindistan, Güney Kore ve bazı Güneydoğu Asya ülkeleri bu senaryonun kazananları arasında gösteriliyor.
Piyasalar İran ve FED’e odaklanırken gözden kaçan bir başka başlık var:
Piyasa beklentisi:
25 baz puan faiz artırımı.
Bu gerçekleşirse:
Son yıllarda küresel piyasalara akan ucuz Japon sermayesi düşünüldüğünde bu kararın etkisi FED kadar önemli olabilir.
Avrupa tarafında ise yatırımcılar:
kombinasyonunu satın alıyor.
Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya hisselerinde yaz dönemi boyunca güçlü carry trade hareketleri bekleyen yatırımcı sayısı artıyor.
İran anlaşması gelir + Warsh beklenenden yumuşak konuşur
Risk iştahı zirve yapar.
Anlaşma gelir ancak Warsh sertleşir
Piyasalarda volatilite artar.
Anlaşma gecikir veya bozulur
Jeopolitik risk yeniden fiyatlanmaya başlar.
Piyasalar şu anda İran’dan çok daha büyük bir hikâyeyi fiyatlıyor:
Jeopolitik risklerin azalması, yapay zekâ destekli büyümenin sürmesi ve enerji fiyatlarının gerilemesi halinde küresel risk iştahı yeni bir yükseliş dalgasına girebilir.
Ancak bu hafta her şeyin merkezinde tek bir isim olacak:
Kevin Warsh.
Çünkü İran anlaşması piyasalara nefes aldırabilir.
Ama FED’in vereceği mesajlar bu rallinin birkaç günlük mü yoksa birkaç aylık mı olacağını belirleyecek.