
Piyasalar Yine Aynı Soruyu Soruyor: Yapay Zekâ mı, Enflasyon mu, İran mı?
Küresel piyasalar haziran ayına tuhaf bir dengeyle girdi: risk iştahı canlı, teknoloji hisseleri yine sahnede, Wall Street rekor seviyelerde; fakat bu iyimserliğin altında asıl hikâye hisse senetlerinden çok tahvil faizlerinde yazılıyor. ABD 10 yıllık faizi 4,42 civarına süzülürken, Almanya Bund faizi 2,95 etrafında kalıyor. Mayıs’ın üçüncü haftasında görülen 4,68’lik ABD 10 yıllık seviyesiyle kıyaslandığında bu, sadece teknik bir geri çekilme değil; piyasanın “daha yüksek faiz daha uzun süre” anlatısını yeniden fiyatlamaya başladığını gösteren önemli bir kırılma.
Bu nedenle bugünün ana verisi JOLTS. Çünkü piyasa artık yalnızca Fed’in ne söylediğine değil, ABD işgücü piyasasının ne kadar soğuduğuna bakıyor. İş ilanlarında belirgin bir gevşeme, çekirdek faizlerdeki düşüşü destekler; aksi durumda ise bu son tahvil rallisi yeniden sorgulanır. Cuma günkü tarım dışı istihdam öncesinde JOLTS, haftanın ilk ciddi makro sınavı.
Dolar tarafında tablo daha incelikli. Uzun dolar pozisyonu son haftalarda entelektüel olarak cazip görünüyordu: ABD büyümesi dirençli, Avrupa hâlâ düşük büyüme riskiyle uğraşıyor, jeopolitik riskler de güvenli liman refleksini besleyebilir. Fakat EUR/USD’nin 1,1645 civarında dirençli kalması, piyasanın dolar lehine tek yönlü bir hikâyeye henüz tam teslim olmadığını gösteriyor. Doların güçlenmesi için yalnızca ABD verilerinin iyi gelmesi yetmiyor; aynı zamanda küresel risk iştahının da kırılması gerekiyor.
Şimdilik kırılmayan şey tam da bu: risk iştahı.
Wall Street’te S&P 500, Nasdaq ve Dow’un rekor seviyelere yakın kapanması, eski ama hâlâ güçlü hikâyeyi yeniden öne çıkarıyor: yapay zekâ. Nvidia ve Microsoft’un liderliği, piyasanın hâlâ “AI verimlilik devrimi” anlatısını satın aldığını gösteriyor. Bu, klasik bir teknoloji rallisinden daha büyük bir şey. Çünkü yapay zekâ artık sadece yazılım şirketlerinin marj hikâyesi değil; veri merkezi, enerji, yarı iletken, bulut, sermaye harcaması ve bilanço kapasitesi meselesi.
Alphabet’in 80 milyar dolarlık sermaye artırımı planı ve Berkshire Hathaway’in 10 milyar dolarlık yatırım taahhüdü bu açıdan sembolik. Bu haber, piyasaya iki mesaj veriyor. Birincisi, AI yarışı artık ucuz sermaye ve yüksek kârlılık döneminin hafif bilanço modeliyle yürümeyecek. İkincisi, Warren Buffett sonrası Berkshire bile bu yeni altyapı döngüsünü görmezden gelemiyor. Yapay zekâ devrimi artık yalnızca “geleceğin kârı” değil; bugünün sermaye ihtiyacı.
Anthropic’in halka arz başlıkları da aynı tabloya oturuyor. OpenAI, Anthropic, Alphabet, Microsoft, Amazon ve Nvidia etrafında şekillenen bu ekosistem, 1990’ların internet döngüsünü hatırlatıyor; ancak bu kez fark şu: hikâye daha erken aşamada kârlı şirketlerin bilançolarından besleniyor, fakat aynı zamanda tarihin en ağır altyapı yatırım döngülerinden birini gerektiriyor.
Bu noktada piyasanın karşısında iki büyük risk var.
Birincisi enflasyon. ISM verilerinde fiyat baskısının beklenenden daha az rahatsız edici görünmesi tahvil piyasasını rahatlattı. Fakat enerji fiyatları veya ücret kanalı yeniden devreye girerse, bugün “rahatlatıcı” görünen çekirdek faiz düşüşü kısa sürede tersine dönebilir.
İkincisi İran. Tahran’dan gelen “müzakereler duruyor”, “savaş kaçınılmaz” ve Hürmüz tehdidi gibi başlıklar, piyasanın şu anda bastırmaya çalıştığı kuyruk riskini yeniden sahneye çıkarıyor. Petrol arzına yönelik bir şok, yalnızca Brent fiyatını değil; enflasyon beklentilerini, reel faizleri, Fed patikasını ve risk-parite stratejilerini aynı anda bozabilir. Bu yüzden “yeniden savaş” ve “yeniden enflasyon” aynı cümlede geçtiğinde, piyasanın en kırılgan noktası ortaya çıkıyor.
Bugünkü piyasa davranışı bu yüzden öğretici. İran başlıkları geldi, ISM yüksek ama fiyat tarafı daha yumuşak okundu, ABD 10 yıllık faizi 4,51’den gevşedi, Trump’ın “duymadım / umursamıyorum” tonu jeopolitik paniği sınırladı ve Wall Street tekrar rekorlara yürüdü. Yani piyasa şu anda kötü haberi, ancak faizleri düşürüyorsa tolere ediyor. Bu, 2026 yazının ana cümlesi olabilir.
Riskli varlıklar için en iyi dünya hâlâ şu: büyüme çok bozulmasın, enflasyon yeniden patlamasın, faizler düşsün, AI sermaye döngüsü devam etsin. Fakat bu denge ince bir ip üzerinde yürüyor. Eğer İran petrol fiyatını yukarı iterse veya ABD verileri Fed’i daha şahin bir yere zorlarsa, bugünkü “AI vs enflasyon” mücadelesinde ikinci taraf yeniden ağırlık kazanır.
Şimdilik piyasalar kollarını Singapur’a, Nvidia’ya, Microsoft’a ve düşen faizlere açmış durumda. Fakat bu rallinin kalıcılığı artık yalnızca teknoloji bilançosuna değil, tahvil piyasasının sakin kalmasına bağlı. Wall Street’in yeni rekorları, aslında hisse senedi yatırımcılarının değil, tahvil yatırımcılarının verdiği bir izin belgesiyle mümkün oluyor.
Ve bu izin her zaman geri alınabilir.