
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), güney İran’da mayın döşediği öne sürülen tekneler ile füze konuşlu hedeflere yönelik yeni “meşru müdafaa” saldırıları düzenlediğini açıkladı. Reuters, ABC News ve BBC’ye göre saldırılar Bandar Abbas çevresindeki hedefleri kapsarken Washington bunun savaşı yeniden başlatma değil, Amerikan unsurlarını koruma amacı taşıdığını savunuyor. (Reuters)
Financial Times’a göre İran’ın üst düzey müzakere heyeti anlaşma arayışını hızlandırmak amacıyla Katar’a gitti. Görüşmelerde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı’nın açılması gibi başlıkların ele alınması bekleniyor. (The Guardian)
Jerusalem Post, İran’ın Katar’da dondurulan yaklaşık 12 milyar dolarlık varlığa erişimin müzakerelerde ilerleme için ön koşul olduğunu bildirdi. Tahran ekonomik rahatlama olmadan nükleer ve güvenlik başlıklarında yeni taviz vermek istemiyor.
Jerusalem Post’a göre Donald Trump, İran anlaşmasının parçası olarak Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan’ın da Abraham Anlaşmaları sürecine katılmasını istiyor. Beyaz Saray bölgesel normalleşmeyi İran dosyasıyla birlikte ilerletmeye çalışıyor.
Jerusalem Post’un aktardığına göre Trump’a yakın isimlerden biri, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın İsrail’i “bugün tanıyabileceğini” söylediğini öne sürdü. Haberde asıl engelin halen Kral Selman olduğu iddia edildi.
Financial Times analizine göre savaşın sonunda İran daha sertleşmiş, daha özgüvenli ve nükleer programını yeniden inşa edecek kaynaklara sahip şekilde çıkabilir. Gazete, Trump yönetiminin beklediği kadar avantajlı bir pozisyonda olmadığını savunuyor.
Wall Street Journal’a göre İran’ın nükleer faaliyetleri ve yaptırımların kaldırılması konularında taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları sürüyor. Bu nedenle ateşkes görüşmeleri ilerlese de nihai anlaşma halen uzak görünüyor.
The Hill’e göre Trump yönetimi İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun ülke dışına çıkarılması, imha edilmesi veya uluslararası denetime bırakılması gibi seçenekleri değerlendiriyor. Bu başlık müzakerelerin en kritik maddesi olmaya devam ediyor.
Nikkei Asia’nın kaynaklarına göre olası ABD-İran anlaşmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın 30 gün içinde tamamen ticarete açılması planlanıyor. Küresel enerji piyasaları bu gelişmeyi yakından izliyor.
Times of Israel’e göre Başbakan Netanyahu, artan İHA saldırılarının ardından orduya Hizbullah’a yönelik darbeleri yoğunlaştırma emri verdi. Lübnan cephesindeki gerilim diplomatik süreci zorlaştırıyor.
Times of Israel’in haberine göre İran, ABD’ye İsrail’in Beyrut’a yönelik yeni büyük saldırılarının müzakereleri tehlikeye atacağını bildirdi. Tahran Lübnan dosyasını görüşmelerin ayrılmaz parçası olarak görüyor.
Al Jazeera’ya konuşan kaynaklar, ABD saldırılarının ciddi olmakla birlikte barış görüşmelerini tamamen raydan çıkarmayacağını düşünüyor. Taraflar diplomasi kanalını açık tutmaya çalışıyor.
Al Jazeera’nın aktardığına göre Moskova, yabancı ülke vatandaşlarına Kiev’den ayrılmaları çağrısı yaptı. Rus yetkililer sistematik saldırıların hazırlanabileceği mesajını verdi.
Wall Street Journal’a göre bazı Alman siyasetçiler ABD askerlerinin Avrupa’dan çekilmesi gerektiğini savunuyor. Tartışma NATO’nun geleceği ve Avrupa savunma kapasitesi konularını yeniden gündeme taşıdı.
Financial Times’a göre Kanada Başbakanı Mark Carney, Alberta’nın bağımsızlık girişimini tehlikeli bir blöf olarak tanımladı. Globe and Mail ise ayrılık referandumunun ülke bütünlüğünü tartışmaya açtığını yazıyor.
Globe and Mail’de yer alan analizde bağımsız bir Alberta’nın uzun vadede ABD’nin 51. eyaletine dönüşebileceği öne sürülüyor. Tartışma Kanada siyasetinde giderek daha görünür hale geliyor.
Washington Post, Trump’ın Venezuela politikasını şekillendiren ancak resmi görevi bulunmayan etkili bir danışmanın rolünü mercek altına aldı. Haberde denetim ve şeffaflık sorunlarına dikkat çekiliyor.
South China Morning Post’a göre Washington ile Pekin arasındaki üç ortak bildiriye dayalı diplomatik çerçevenin sona erdiği yönünde değerlendirmeler güç kazanıyor. Bu durum Tayvan ve ticaret başlıklarını doğrudan etkileyebilir.
Politico’ya göre Papa Leo XIV, ölümcül otonom silah sistemlerine karşı sert uyarılarda bulundu. Vatikan yapay zekâ kullanımında etik sınırlar belirlenmesini savunuyor.
South China Morning Post, Çin’in elektronik harp alanında yapay zekâyı merkeze alan yeni stratejisini ele aldı. Uzmanlar bunun gelecekteki çatışmaların doğasını değiştirebileceğini düşünüyor.
Peterson Institute analizine göre Çin’in ihracat ve sanayi politikaları birçok gelişmekte olan ülke üzerinde ciddi rekabet baskısı yaratıyor. Özellikle üretim sektörleri bu durumdan etkileniyor.
South China Morning Post’a göre Huawei’nin açıkladığı yeni ölçekleme yasası ve üretim teknikleri şirketin TSMC ve Samsung ile arasındaki farkı azaltabilir. Çin’in yarı iletken yarışındaki ilerleyişi dikkat çekiyor.
Wall Street Journal, büyük bir Batılı otomotiv üreticisinin Çinli bir girişimle yaptığı iş birliği sayesinde büyüme fırsatı yakaladığını yazdı. Sektörde ortaklıkların önemi artıyor.
Politico’ya göre Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Litvanya Avrupa Birliği’nin Çin’e karşı daha güçlü ticaret araçları kullanmasını talep ediyor. Brüksel’de korumacı önlemler yeniden tartışılıyor.
Financial Times, devlet yardımlarının Avrupa genelinde hızla yükseldiğini aktarıyor. Amaç Çin ve ABD ile rekabet etmek olsa da tek pazarın parçalanabileceği endişeleri bulunuyor.
Euractiv’e göre 16 ülkenin oluşturduğu grup Almanya’nın kırmızı çizgilerine rağmen ortak Avrupa borçlanmasını yeniden gündeme taşıyor. Tartışmanın önümüzdeki bakanlar toplantısında yoğunlaşması bekleniyor.
Financial Times’a göre İran savaşı nedeniyle kükürt arzında yaşanan sıkıntılar gübre üretimini olumsuz etkiliyor. Tarım emtialarında maliyet baskısı artabilir.
Nikkei Asia, küçük Japon firmalarının savaş kaynaklı maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmakta zorlandığını yazıyor. Bu durum kârlılık üzerinde baskı yaratıyor.
Nikkei Asia’ya konuşan bir Japon tüketim şirketi, Endonezya ekonomisinin yüksek enflasyon ve düşük büyümenin birleştiği stagflasyon riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Financial Times’ın haberine göre yapay zekâ modellerindeki bazı güvenlik önlemleri dakikalar içinde devre dışı bırakılabiliyor. Bu durum yapay zekâ güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Bloomberg’e göre yıllardır dünyanın en pahalı konut piyasalarından biri olarak görülen Yeni Zelanda’da fiyatlar sert şekilde geriliyor. Ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşuyor.
Financial Times, İngiliz siyasetinde kurumsal tıkanıklık ve karar alma zafiyetinin derinleştiğini savunuyor. Ülkenin uzun vadeli reform kapasitesi sorgulanıyor.
Telegraph’a göre Andy Burnham’ın başarısız olması halinde İşçi Partisi’nden Yeşiller Partisi’ne geçişlerin hızlanabileceği konuşuluyor. Parti içindeki huzursuzluk dikkat çekiyor.
Axios’a göre Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez başkanlık yarışına yönelik adımlarını artırıyor. Demokrat Parti içinde yeni liderlik tartışmaları güçleniyor.
Politico’ya göre Hollanda hükümeti, göçmenlerin geri gönderilmesi amacıyla AB dışındaki ülkelerde merkezler kurulmasına onay verdi. Avrupa’da göç politikaları sertleşmeye devam ediyor.
Politico’nun ilk sonuç analizlerine göre İtalya Başbakanı Giorgia Meloni yerel seçimlerde beklenenden daha güçlü bir tabloyla karşı karşıya. Merkez solun toparlanma umutları zayıflıyor.
Financial Times, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro hakkında hazırlanan biyografik filmin seçim sürecini etkileyebileceğini yazdı. Özellikle oğlunun siyasi geleceği açısından risk oluşturduğu belirtiliyor.
Wall Street Journal’a göre stablecoin’ler özel para niteliği taşıdığı için finansal sistem açısından yeni riskler yaratabilir. Düzenleyici kurumlar daha sıkı çerçeve arayışında.
Bloomberg verilerine göre Japonya dünyanın en büyük dış alacaklı ülkesi unvanını Almanya ve Çin’in gerisine düşerek kaybetti. Bu değişim küresel sermaye akımlarındaki dönüşümün yeni göstergelerinden biri olarak görülüyor.