0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
The Economist

Donald Trump’ın Kaybetme Serisi

Donald Trump dünyanın başarısızlığı inkâr etme konusunda belki de en önde gelen uzmanı olabilir, ancak bu haftanın iyi geçtiğini iddia etmek zor. 1 Nisan’da, doğumla vatandaşlık konusundaki davasını d...
Hülya Kocaer
Nisan 5, 2026
Paylaş

Donald Trump dünyanın başarısızlığı inkâr etme konusunda belki de en önde gelen uzmanı olabilir, ancak bu haftanın iyi geçtiğini iddia etmek zor. 1 Nisan’da, doğumla vatandaşlık konusundaki davasını değerlendiren Yüksek Mahkeme’de sözlü savunmaları izleyen görevdeki ilk başkan oldu. Trump’ın yalnızca varlığının hukuki ilkeleri eriteceğini düşünmek pek inandırıcı değildi. Orada bulunan meslektaşım Steve Mazie’ye göre yargıçlar onun varlığına kayda değer bir tepki vermedi ve avukatının argümanına derin bir şüpheyle yaklaştılar. Aynı akşam Trump, İran savaşı hakkında başkanlık konuşması yaptı; muhtemelen Amerikalıları rahatlatmayı amaçlıyordu. Ancak bunun yerine ne savaşın gerekçesini ne de net bir çıkış stratejisini ortaya koyan, güveni sarsan bir konuşma yaptı. Yine de “çok az insanın gördüğü türden zaferler” elde ettiklerini savundu. Petrol fiyatları yükseldi, piyasalar düştü.

2 Nisan daha da iyi geçmedi. Trump, Epstein dosyalarını kötü yönettiği ve başkanın siyasi rakiplerini kovuşturmakta yetersiz kaldığı için başsavcı Pam Bondi’yi görevden aldı. Aynı gün, Trump’ın gelir artıran (iyi), tüketici fiyatlarını yükselten (kötü) ve imalatı canlandırmakta başarısız olan (öngörülebilir biçimde) gümrük tarifesi stratejisinin yıldönümüydü. Refah getirme vaadiyle seçilen Trump’ın ekonomi konusundaki net onay oranı CNN’in yeni anketine göre -38’e düştü; bu kariyerinin en düşük seviyesi.

Bu başarısızlıkları nasıl değerlendirmeliyiz? Siyasi açıdan, Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansını gölgeledikleri açık. Ancak bunun Trump’ın kendisini dizginleyip dizginlemeyeceği belirsiz. Meslektaşlarımın, bu aksiliklerin paradoksal biçimde onu daha da cesaretlendirebileceği görüşüne katılıyorum. Ancak asıl ilgimi çeken, Trump’ın başarısızlıklarının Amerika’nın kendisini nasıl etkileyeceği.

Çoğu zaman Trump’ın sendeleyen politikaları Amerika’ya gerçek zararlar veriyor; kaotik tarifeleri ya da İran savaşı gibi. Buna karşılık, Trump başarısız olduğunda Amerika bazen kazanıyor. Bondi başkanın istediği gibi rakiplerini kovuşturamadı ki bu iyi bir şey; ayrıca Yüksek Mahkeme’nin anayasanın 14. Değişikliği’ni yok sayarak doğumla vatandaşlığı ortadan kaldırması da pek olası görünmüyor.

Bu tür başarısızlıklar, yürütme gücüne daha geleneksel bakanları rahatlatabilir. Hatta bazı Trump seçmenleri desteklerini, başkanın çoğu zaman başarısız olacağı varsayımına dayandırmıştı. Mantık şuydu: Trump’ın en uç fikirleri mahkemeler tarafından reddedilecek ya da danışmanlar tarafından sınırlandırılacak, daha iyi fikirleri ise hayata geçecekti.

Bu bahis bana her zaman riskli göründü ve başkan istediğini elde edemediğinde bile etkisini küçümsemenin tehlikeli olduğunu giderek daha fazla düşünüyorum. Örneğin Adalet Bakanlığı’nı ele alalım. Hem başkanın çarpık standartlarını hem de Senato’nun onayını karşılayacak yeni bir başsavcı bulmak zor olacak. Bu arada Trump, geçici başsavcı Todd Blanche’ı kullanarak gündemini ilerletecek. Adalet Bakanlığı ise zayıflamaya devam edecek. Meslektaşım Kennett Werner’in yazdığına göre geçen yıl ABD savcılık ofislerindeki personel sayısı %14 azaldı. ProPublica’nın araştırması, 2025’in ilk yarısında 23.000 ceza davasının düşürüldüğünü ortaya koydu.

Doğumla vatandaşlık davası yalnızca biraz daha teselli verici. Başkan, belgesiz göçmenlerin ve geçici vize sahiplerinin çocukları için bu hakkı kaldırmak istiyor. Yüksek Mahkeme’nin muhafazakâr yargıçlarının çoğu hükümetin argümanına şüpheyle yaklaştı. Hükümet avukatı, yabancıların doğum yapmak için Amerika’ya gelmesinin kolaylaştığını söylediğinde, başyargıç John Roberts “yeni bir dünya, ama aynı anayasa” diye karşılık verdi.

Mahkeme Trump aleyhine karar verse bile, başkan en az üç açıdan yine kazanmış olacak. Kimin Amerikalı sayılacağına dair yeni bir tanımı yaygınlaştırıyor. Bu davayı açmış olması bile başkanlara anayasal ilkeleri zorlamak ve mahkemelere olan güveni sarsmak için yeni bir alan açıyor. Ayrıca daha somut bir etkisi de var. Trump’ın bir başka yürütme emriyle ilgili önceki davada Yüksek Mahkeme, alt mahkemelerin federal politikalara ülke genelinde tedbir koyamayacağına hükmetti. Steve Mazie’ye göre bu durum “belirsiz bir zemin” yaratacak; yargıçlar artık federal politikaları yalnızca belirli davacılar veya kendi yargı bölgeleri için durdurabilecek. Bu da Amerika’nın giderek daha parçalı politikalarla yönetilmesine yol açabilir ve birçok hukuki açıdan tartışmalı politika için kesin kararların önünü kapatabilir. Trump’ın ikinci dönemi ilerledikçe, gündemini tam istediği gibi uygulayamayabilir. Ancak artık biliyoruz ki bu başkan, yenildiğinde bile derin bir etki yaratabiliyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction

Günlük Yayınlara Erişin

Dr.Artunç Kocabalkan ile her gün yayınlanan piyasa yorumlarına tek günlük erişim satın alabilirsiniz. Karar anlarında ihtiyacınız olan bilgiye hızlıca ulaşın, günü kaçırmayın.
Günlük Erişim Satın Al