
Artunç Kocabalkan’ın piyasalardaki tansiyonun düşmediğine dair uyarıları, yatırımcılar için bu haftayı kritik bir eşiğe taşıyor. Petrol fiyatlarının üç haneli rakamların üzerine yerleşmesi ve küresel rezerv para birimi doların euro karşısında 1,15 sınırına kadar güçlenmesi, risk iştahını baskılayan ana unsurlar olarak öne çıkıyor. Kocabalkan, özellikle savaşın gidişatına dair iyimser beklentilerin boşa çıkması durumunda borsalarda çok daha sert bir satış dalgasının kapıda olduğunu vurguluyor.
Piyasalardaki mevcut fiyatlamalar, jeopolitik risklerin henüz tam anlamıyla yatışmadığını ve barış umudunun fiyatlara kırılgan bir zemin oluşturduğunu gösteriyor. Petrol ve dolardaki bu ralli, maliyet enflasyonunu tetikleyerek merkez bankalarının manevra alanını daraltırken, altının 5000 dolar üzerindeki direnci yatırımcıdaki tedirginliğin sembolü haline geldi. Kocabalkan’ın “en karanlık hafta olmaya aday” nitelemesi, özellikle hafta içindeki diplomatik gelişmelerin piyasalar üzerindeki mutlak belirleyiciliğine işaret ediyor.
Yatırımcı perspektifinden bakıldığında, borsalardaki her yukarı yönlü hareketin kalıcı bir trendden ziyade, mevcut belirsizlik ortamında bir “satış fırsatı” olarak değerlendirilmesi gerektiği görülüyor. Barış süreci somut bir zemine oturmadan piyasalarda dipten dönüş beklemek, yüksek risk taşıyan bir strateji olarak kalmaya devam ediyor. Veriler, jeopolitik krizin ekonomi üzerindeki yan etkilerinin henüz zirve yapmadığını ve nakitte kalmanın veya defansif varlıklarda konumlanmanın önemini koruduğunu kanıtlıyor.