0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Manşet - Piyasalar

Meta’da 27 Milyar Dolarlık Alarm Zili

Meta’nın 27 milyar dolarlık veri merkezi ortaklığı, bilanço dışı muhasebe uygulamaları nedeniyle denetim ve düzenleme tartışmasını alevlendirdi. Şirketin denetçisi EY, işlemi onayladı ancak “yüksek de...
Hülya Kocaer
Şubat 11, 2026
Paylaş

Meta’nın 27 milyar dolarlık veri merkezi ortaklığı, bilanço dışı muhasebe uygulamaları nedeniyle denetim ve düzenleme tartışmasını alevlendirdi.
Şirketin denetçisi EY, işlemi onayladı ancak “yüksek değerlendirme ve risk içeren kritik denetim konusu” olarak işaretledi.
Tartışma, yapay zekâ yatırımlarında bilanço şeffaflığı ve gerçek ekonomik kontrolün nasıl tanımlanacağı sorusunu gündeme taşıyor.

ABD’li teknoloji devi Meta Platforms, yapay zekâ altyapısını büyütmek için attığı dev adımın bu kez teknolojik kapasitesiyle değil, muhasebe yöntemiyle gündemde. Şirketin denetçisi Ernst & Young (EY), Meta’nın bilançosundan çıkarılarak özel sermaye yöneticisi Blue Owl Capital ile ortak girişim yapısına dönüştürülen yaklaşık 27 milyar dolarlık veri merkezi anlaşmasını, yüksek risk içeren “kritik bir denetim konusu” olarak tanımladı. EY işlemi muhasebe standartları çerçevesinde onaylasa da, rapora düşülen bu not, yatırımcılar ve yasa koyucular açısından yeni bir tartışma alanı açtı.

Meta’nın söz konusu hamlesi, şirketin ABD’nin Louisiana eyaletinde inşa etmeyi planladığı büyük ölçekli yapay zekâ veri merkezi yatırımıyla ilgili. Bu tesis, Meta’nın üretken yapay zekâ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gerekli yüksek işlem gücünü sağlamayı hedefliyor. Ancak yatırımın finansmanı klasik bir borçlanma ya da doğrudan bilanço yatırımı yoluyla değil, Blue Owl ile kurulan bir ortak girişim üzerinden yapılandırıldı. Bu yapı sayesinde veri merkezi varlıkları Meta’nın bilançosu dışında tutulurken, finansmanın büyük bölümü özel sermaye fonları tarafından sağlanıyor.

İşte tartışmanın tam merkezinde de bu nokta yer alıyor. Muhasebe standartlarına göre bir varlığın bilançoda yer alıp almaması, hukuki sahiplikten çok ekonomik kontrol ve riskin kim tarafından taşındığı ile ilgili. EY’nin raporunda altı çizilen risk, Meta’nın bu ortak girişim üzerinde gerçekten ne ölçüde kontrol sahibi olduğu sorusundan kaynaklanıyor. Meta, projede azınlık payına sahip olduğunu ve ekonomik riskin büyük kısmını Blue Owl tarafının üstlendiğini savunuyor. Bu nedenle veri merkezi varlıkları ve ilgili yükümlülükler şirket bilançosuna yansıtılmıyor.

Ancak denetçi notu, bu değerlendirmenin önemli ölçüde yönetim varsayımlarına dayandığını ima ediyor. Meta’nın inşaat sürecini yönetmesi, uzun vadeli kullanım anlaşmalarıyla tesisin neredeyse tamamından faydalanacak olması ve operasyonel kararlar üzerindeki etkisi, bazı yatırımcılar ve yasa koyucular tarafından “fiili kontrol” göstergesi olarak okunuyor. Bu da, söz konusu varlıkların bilanço dışında tutulmasının ne kadar doğru olduğu sorusunu beraberinde getiriyor.

ABD’de bazı senatörler, Meta’nın bu yapısını özellikle yapay zekâ yatırımlarında şeffaf olmayan finansman modellerinin bir örneği olarak gösteriyor. Eleştirilerin odağında, teknoloji devlerinin giderek daha büyük altyapı yatırımlarını bilanço dışı yapılara taşıyarak borçluluk ve sermaye ihtiyacını olduğundan daha düşük gösterme riski bulunuyor. Bu yaklaşımın yaygınlaşması halinde, yatırımcıların şirketlerin gerçek finansal yükümlülüklerini değerlendirmesinin zorlaşacağı görüşü dile getiriliyor.

Meta cephesi ise eleştirilere karşı temkinli ama net bir duruş sergiliyor. Şirket, ortak girişim yapısının muhasebe standartlarına uygun olduğunu, EY tarafından da bu çerçevede onaylandığını vurguluyor. Denetçi raporunda kullanılan “kritik denetim konusu” ifadesi, işlemin hatalı olduğu anlamına gelmiyor; aksine, karmaşıklığı ve önemli yargı unsurları içermesi nedeniyle yatırımcıların dikkatine sunulduğunu gösteriyor. Bu tür notlar, özellikle büyük ölçekli ve alışılmışın dışındaki işlemlerde denetim raporlarında sıkça yer alabiliyor.

Ancak BS Ekonomi perspektifinden bakıldığında mesele yalnızca teknik bir muhasebe tartışması değil. Bu vaka, yapay zekâ çağında sermaye yoğun altyapı yatırımlarının nasıl finanse edileceği ve raporlanacağına dair daha geniş bir dönüşümün işareti. Veri merkezleri, enerji altyapısı ve özel donanım yatırımları, teknoloji şirketlerinin bilançosunda giderek daha büyük bir yük oluşturuyor. Ortak girişimler ve özel sermaye fonlarıyla yapılan anlaşmalar, bu yükü hafifletirken şeffaflık ve karşılaştırılabilirlik sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Yatırımcı açısından bakıldığında kritik soru şu: Meta’nın bilançosunda görünmeyen bu 27 milyar dolarlık yapı, gelecekte şirketin nakit akışları ve risk profili üzerinde ne ölçüde etkili olacak? Eğer ekonomik riskin önemli bir kısmı fiilen Meta tarafından taşınıyorsa, bilanço dışı muhasebe uygulaması şirketin finansal kaldıraç algısını olduğundan daha düşük gösterebilir. Tersine, risk gerçekten ortaklara dağılmışsa, bu yapı Meta’ya yapay zekâ yarışında önemli bir sermaye avantajı sağlayabilir.

Sonuç olarak EY’nin uyarısı, Meta için bir muhasebe krizi değil; ancak yapay zekâ yatırımlarında bilanço şeffaflığı tartışmasının yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Bu dosya, önümüzdeki dönemde yalnızca Meta’yı değil, benzer finansman modellerine yönelen diğer teknoloji devlerini de yakından ilgilendirecek. Yapay zekâ yarışında ölçek büyürken, yatırımcıların artık sadece teknolojiye değil, o teknolojinin nasıl finanse edildiğine de daha dikkatle bakması gerekecek.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction