
Liderler iki yıl aradan sonra Ankara’da buluşuyor; Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi yeniden toplanıyor.
Gündemin merkezinde ticaret, ekonomi ve “pozitif ajanda” diplomasisi var.
2025’te 6,7 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi için hedef 10 milyar dolar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle bugün Ankara’da bir araya geliyor. Görüşme, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin altıncı toplantısı kapsamında gerçekleşiyor ve iki ülke ilişkilerinde son dönemde öne çıkan diyalog ve normalleşme sürecinin önemli bir durağı olarak görülüyor.
Zirvede ekonomik ilişkiler ana başlık konumunda. Türkiye ile Yunanistan arasındaki dış ticaret hacmi 2025 itibarıyla 6,7 milyar dolar seviyesine yaklaşmış durumda. Taraflar, orta vadede bu rakamı 10 milyar dolara çıkarmayı stratejik hedef olarak tanımlıyor. Ticaretin yanı sıra ulaştırma, turizm, enerji, kültür ve yatırım alanlarında işbirliğini artırmaya yönelik başlıkların da ele alınması bekleniyor.
Diplomatik kaynaklara göre liderlerin ikili görüşmesinin ardından Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısında çeşitli mutabakat metinleri ve işbirliği anlaşmaları gündeme gelebilir. Ankara ve Atina hattında son bir yıldır sürdürülen “pozitif ajanda” yaklaşımı, ekonomik kazanımları öne çıkarırken siyasi ve güvenlik alanındaki temel anlaşmazlıkları yönetilebilir seviyede tutmayı amaçlıyor.
Bununla birlikte zirvenin arka planında Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs başlıkları yer almaya devam ediyor. Taraflar bu alanlarda pozisyonlarını korurken, doğrudan gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınma ve iletişim kanallarını açık tutma mesajı veriyor. Bugünkü temasların, sorunların çözümünden ziyade mevcut dengeyi koruyan ve ekonomik işbirliğini öne çıkaran bir çerçevede ilerlemesi bekleniyor.
Zirve sonrasında yapılacak ortak açıklamalar, yalnızca diplomatik ilişkiler açısından değil, bölgesel risk algısı ve yatırımcı perspektifi açısından da yakından izlenecek. Ankara-Atina hattında diyaloğun sürmesi, Doğu Akdeniz’de tansiyonun kontrol altında tutulması ve ekonomik hedeflere odaklanılması, piyasalarda da istikrarı destekleyen bir unsur olarak değerlendiriliyor.
