
Bu hafta piyasaların her şeyi satıyor görüntüsü, aslında sermayenin kaçış yönünü de netleştirdi: yatırımcılar risk varlıklarından çıkıp ABD devlet tahvillerine gitti. Özellikle 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getiri oranı (faizi), güçlü satış baskısıyla birlikte yukarıdan aşağıya hızlı bir geri çekilme kaydetti; bir günde yaklaşık %4,30 seviyelerinden %4,18 civarına geriledi. Bu, uzun vadeli tahvil fiyatlarının yükseldiğine ve talebin arttığına işaret ediyor.

Peki bu ne anlama geliyor? Zayıf veriler ve piyasalardaki riskten kaçış endişesi, yatırımcıları daha likit ve güvenli kabul edilen varlıklara yönlendirdi. ABD Hazine tahvilleri, küresel finans piyasalarında hem en yüksek likiditeye sahip hem de varsayılan “en güvenli” varlık kategorisi olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla hisse, kripto ve emtia gibi daha riskli sınıflardan çıkış, getirilerdeki düşüşle birlikte tahvillere girişe dönüştü.
Bu hareketin arkasında, zayıf gelen istihdam verileri gibi makro göstergeler var. ABD’den son açıklanan iş gücü verileri beklentilerin altında kalınca, tahvil piyasasında faiz indirim beklentileri güçlendi ve bu da tahvillerin cazibesini artırdı. Faiz beklentilerinin gevşemesi, tahvilleri daha değerli hale getiriyor; yatırımcılar düşük riskli ve sabit getiri sağlayan enstrümanlara yöneliyor.
Özetle, her şeyi satan piyasalarda para nereye gidiyor sorusunun yanıtı şu: riskten kaçışla birlikte en likit ve güvenli kabul edilen ABD tahvilleri, kısa vadeli satışlardan en az etkilenen, hatta alım gören varlık haline geldi. Bu, piyasanın büyüme endişesi ve faiz indirimi ihtimalini öne çıkarmasıyla aynı yöne işaret ediyor.
