
Küresel finans sistemi son yılların en karmaşık düğümlerinden birini çözmeye çalışırken Epstein davasının derinleşen yankıları altın piyasasında beklenmedik bir sarsıntı yarattı. Davaya dair sızan yeni detayların fiziksel altın talebi ve kayıt dışı varlık transferleri üzerinde kurduğu baskı piyasada “altın depremi” olarak nitelendiriliyor. Analistler bu hareketliliğin daha büyük bir finansal sistemik krizin habercisi olabileceği konusunda hemfikir. Güvenli liman arayışı derinleşirken altındaki bu oynaklığın kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceği ise tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Piyasaların bir diğer odak noktası ise ABD Hazinesi’nin açıklayacağı Çeyreklik Borçlanma Duyurusu (QRA). Borçlanma ihtiyacının boyutuna dair gelecek veriler küresel likidite koşullarını doğrudan etkileme kapasitesine sahip. Hazine’nin borçlanma stratejisindeki en ufak bir sapma tahvil getirileri ve dolar endeksi üzerinde domino etkisi yaratabilir. Yatırımcılar likidite musluklarının ne kadar açık kalacağını anlamak için bu raporu ana yön tayin edici olarak kabul ediyor.
Kripto varlık cephesinde ise “The Big Short” filmiyle tanınan Michael Burry’den sert bir uyarı geldi. Burry Bitcoin’in bir likidite tuzağına düşebileceğini ve “ölüm sarmalı” riskinin masada olduğunu savundu. Likidite daralması durumunda satış baskısının karşılanamayacak bir noktaya ulaşabileceğini vurgulayan bu analiz risk iştahı yüksek olan yatırımcılar için ciddi bir ihtiyat sinyali taşıyor.
Yatırımcı perspektifinden bakıldığında mevcut tablo geleneksel güvenli limanların sarsıldığı riskli varlıkların ise likidite duvarına çarptığı bir dönemi işaret ediyor. Altındaki olağandışı hareketlilik sisteme duyulan güvenin test edildiğini gösterirken ABD Hazinesi’nden gelecek rakamlar piyasanın nefes alıp alamayacağını belirleyecek. Michael Burry’nin karamsar Bitcoin projeksiyonu ise özellikle spekülatif varlıklarda koruma stratejilerinin (hedging) her zamankinden daha kritik hale geldiğini kanıtlıyor.