
Türkiye, Gazze Barış Kurulu’nun yürütme kurulu üyeleri arasında yer aldı.
İmza töreni Davos, İsviçre’de Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından atıldı.
Kurul, Gazze yönetimi, istikrar ve yeniden inşa sürecinin uluslararası denetim mekanizması olarak tasarlandı.
Türkiye’nin uluslararası diplomaside aktif rol alma stratejisi devam ediyor. Gazze Barış Kurulu adı verilen ve savaş sonrası geçiş dönemi yönetimini şekillendirmeyi hedefleyen yeni kurumsal yapının belgesi, Dünya Ekonomik Forumu’nun yapıldığı Davos, İsviçre’de düzenlenen törenle resmi olarak imzalandı. Belgeyi, Türkiye adına Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil ederek attı. Bu imza, Türkiye’nin Gazze sürecinde yalnızca gözlemci değil, yerleşik stratejik bir aktör olarak konumlanmasını sağladı. (trtworld.com)
Gazze Barış Kurulu ve onun yürütme yapısı, ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği 20 maddelik planın bir parçası olarak oluşturuldu. Bu çerçeve, Gazze’de yönetişim, kamu hizmetlerinin yeniden tesisi, güvenlik koordinasyonu ve sivil altyapının yeniden kurulmasını kapsamayı amaçlıyor. Kurulun yürütme organında yer alan isimler arasında Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Trump’ın damadı ve eski danışmanı Jared Kushner, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem Al-Hashimy, Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Mısır istihbarat şefi Hassan Rashad, eski BM Orta Doğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov ile Türkiye’den Hakan Fidan bulunuyor. Bu yapı, Gazze’nin günlük yönetimi ve uluslararası denetimi için kritik roller üstleniyor.
Barış Kurulu’nun hedefleri arasında, Gazze’nin istikrarının sağlanması, temel hizmetlerin yeniden düzenlenmesi, sivil ve ekonomik altyapının yeniden kurulması ile uluslararası finansman ve koordinasyonun sağlanması yer alıyor. Ulusal Gazze Yönetim Komitesi gibi partner organlarla birlikte çalışacak bu mekanizma, BM Güvenlik Konseyi’nin Kasım 2025’te kabul ettiği ilgili karar çerçevesinde şekilleniyor. Birçok ülke liderinin Board of Peace’a davet edildiği bu süreçte Türkiye’nin temsil edilmesi, Ankara’nın bölgesel diplomasi pratiklerinde daha kurumsal ve rol odaklı bir pozisyon almasını temsil ediyor.
Özetle, Davos’ta atılan imza yalnızca bir belge değil; Türkiye’nin Gazze özelinde barış, istikrar ve yeniden inşa sürecine aktif kurucu ortak olarak dahil olduğunun somut bir göstergesi. Bu adım, Türkiye’nin jeopolitik diplomasi profilini yükseltirken, savaş sonrası Gazze için oluşturulan uluslararası yönetim mimarisinin de başlangıçta yer almasını sağladı.
