
Revolut’un FUPS Bankası’nı satın alacağı iddiası, Türkiye’nin fintech haritasında yeni bir döneme işaret ediyor
• Yüksek enflasyon ve kur oynaklığı, Türkiye’yi çoklu para birimi ve döviz işlemleri için doğal bir pazar haline getirdi
• Amaç kısa vadeli kullanıcı kazanımı değil, lisanslı ve kalıcı bir büyüme zemini oluşturmak
Londra merkezli fintech devi Revolut’un, Türkiye’de faaliyet gösterebilmek için FUPS Bankası’nı satın alacağı yönündeki söylentiler ülkede geniş yankı uyandırdı. Henüz resmî bir doğrulama yok; ancak tartışma, “Revolut neden Türkiye?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye’yi Revolut açısından cazip kılan ana unsur, makroekonomik dalgalanmaların yarattığı finansal davranış değişimi. Yüksek enflasyon ve kur oynaklığı, ülkede alışılmadık derecede güçlü bir “serveti koruma” refleksi oluşturdu. Bireyler yalnızca harcama yapmayı değil, satın alma gücünü nasıl koruyacaklarını da öğrenmiş durumda. Bu da döviz, altın ve farklı para birimlerine erişimi günlük hayatın parçası haline getirdi.
Bu noktada Revolut’un uzmanlığı devreye giriyor. Çoklu para birimi hesapları, düşük maliyetli döviz işlemleri ve sınır ötesi transferler, Türkiye’de artık bir seyahat konforu değil, temel bir ihtiyaç. Bu nedenle Revolut’un Türkiye’de, birçok gelişmiş pazara kıyasla daha hızlı ölçeklenme potansiyeline sahip olduğu değerlendiriliyor.
Burada kritik bir ayrım var: FUPS olası satın alımı, klasik anlamda “kullanıcı satın alma” hamlesi değil. Asıl hedef, lisans. Türkiye gibi regülasyonların belirleyici olduğu bir pazarda Revolut’un doğrudan bankacılık lisansına sahip olması, uzun vadeli ve derinleşen bir operasyon için kilit önemde.
Bir diğer stratejik boyut ise diaspora. Almanya, Fransa ve ABD başta olmak üzere yaklaşık 6 milyon Türk yurt dışında yaşıyor. Bu kitle, Revolut’un zaten güçlü olduğu havale, çoklu para birimi ve ağ etkisi alanları açısından doğal bir büyüme hattı sunuyor. Türkiye–Avrupa–ABD üçgeni, fintech ölçeklenmesi için benzersiz bir koridor oluşturuyor.
Öte yandan riskler de net. Bazı piyasa yorumcuları, Türkiye’nin kendine özgü iş ortamı ve regülasyon yapısı nedeniyle Revolut’un son derece dikkatli ilerlemesi gerektiğini vurguluyor. Bankacılık ve ödeme sistemlerinde denetim sıkılığı, stratejinin başarısında belirleyici olacak.
Özetle, Revolut’un Türkiye hamlesi bir “pazar denemesi” değil. Eğer FUPS senaryosu hayata geçerse, bu adım Türkiye’nin finansal davranışlarının artık küresel fintech oyuncuları tarafından stratejik bir fırsat olarak okunduğunu gösterecek. Bu sürecin nasıl şekilleneceğini izlemek, yalnızca fintech değil, Türkiye’nin finansal dönüşümü açısından da öğretici olacak.