
Dr. Artunç Kocabalkan’ın güncel analizleri ışığında, küresel ekonomideki büyük dönüşümün ve “rezerv para savaşlarının” gölgesinde şekillenen yatırım stratejileri kapsamlı bir perspektife taşınıyor. Kocabalkan, özellikle 2026 yılına yönelik sert bir yol ayrımına dikkat çekerken, yatırım enstrümanlarına dair stratejik pozisyonları şu şekilde detaylandırıyor:
Türk Lirası bazlı varlıklarda kalmanın önemini 2024 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde savunan Kocabalkan, portföy yönetiminde kritik bir makas değişimine gittiğini belirtiyor. Faiz indirimlerinin piyasa tarafından büyük ölçüde fiyatlandığını ifade ederek, aralık ayı itibarıyla tahvillerini elden çıkardığını ve bu likiditeyi Türk hisse senetlerine kaydırdığını vurguluyor. 2026 yılının “gelişen piyasaların yükselme yılı” olacağını öngören Kocabalkan, emtia altyapısı güçlü olan ülkelerin ve bu kapsamda Türk şirketlerinin pozitif ayrışacağını analiz ediyor.
Altın ve gümüş cephesinde yaşanan hareketliliği sadece bir fiyat artışı olarak değil, Çin’in başını çektiği bir “fiziki varlık talebi” olarak tanımlayan Kocabalkan, şu noktaların altını çiziyor:
Amerikan borsalarına yönelik oldukça sert bir projeksiyon çizen Kocabalkan, Fed’in güvercin açıklamaları ve faiz indirimi beklentilerinin piyasaları ilk altı ay boyunca ayakta tutabileceğini, ancak bu durumun bir “illüzyon” olduğunu belirtiyor.
Bitcoin’in 90.000 dolar barajını aşarak 93.000 dolar hedefine ulaştığını teyit eden Kocabalkan, yukarı yönlü marjın daraldığına dikkat çekiyor:
ABD’nin Venezuela üzerinden gerçekleştirdiği enerji hamlesinin petrol fiyatlarını kısa vadede baskılasa da kalıcı bir çözüm üretmeyeceğini savunan Kocabalkan, petrol ve doğalgazdaki düşüşlerin de “alış fırsatı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Venezuela petrollerinin işlenebilir hale gelmesi için ihtiyaç duyulan 100 milyar dolarlık yatırım ve zaman faktörünün, arz yönlü baskıları orta vadede sınırlayacağı analiz ediliyor.