
Küresel gümüş piyasasında son çeyrekte yaşananlar, fiyat hareketlerinden bağımsız okunamayacak bir fiziki arz hikâyesine işaret ediyor. COMEX, Shanghai Futures Exchange ve Shanghai Gold Exchange kasalarında eş zamanlı yaşanan sert erime, özellikle Çin merkezli talebin piyasanın dengesini bozabilecek ölçekte güçlendiğini düşündürüyor. Soru artık net: Çin gümüşü sistematik biçimde emiyor mu?
Önce tabloyu doğru okumak gerekiyor. COMEX, küresel ons fiyatının ana referans noktası olmayı sürdürüyor; ancak yapısı gereği büyük ölçüde kağıt kontratlara dayanıyor. Fiziki teslim oranı düşük olsa da kasalardaki metal miktarı, bu kağıt fiyatın ne kadar “gerçek” bir zemine oturduğunu gösteriyor. 2025’in son çeyreğinde COMEX kasalarında yaklaşık yüzde 20’ye yaklaşan bir fiziki gümüş kaybı yaşanması, sadece spekülatif pozisyonların değil, gerçek metalin de sistemden çıktığını gösteriyor. Bu, normal koşullarda fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı yaratması beklenen bir gelişme.
Asıl kırılma ise Çin tarafında yaşanıyor. Shanghai Futures Exchange’te stokların birkaç ay içinde 1.200 ton seviyesinden 700 tonun altına gerilemesi, üstelik bunun önemli bir bölümünün yılın son haftalarında hızlanması, tesadüf olarak okunabilecek bir hareket değil. SHFE her ne kadar vadeli işlemler borsası olsa da Çin iç piyasasının nabzını tutuyor. Devlet kontrolünün yüksek olduğu bu yapıda, bu ölçekte bir stok erimesi genellikle talep kaynaklı ve bilinçli bir sürece işaret eder.
Oyunun rengini değiştiren asıl unsur ise Shanghai Gold Exchange. Çünkü SGE’de gümüş, kağıt üzerinde değil, fiziki teslim esasına göre el değiştiriyor. Burada satın alınan metal gerçekten kasalardan çıkıyor ve sistem dışına taşınıyor. 2025’in son çeyreğinde SGE kasalarında yaşanan yüzde 30’u aşan düşüş, Çin’deki talebin yalnızca finansal değil, stratejik ve fiziksel bir nitelik taşıdığını düşündürüyor. Bu, fiyat oynaklığından bağımsız, uzun vadeli bir birikim davranışına işaret ediyor.
Bu noktada “Çin neden gümüş topluyor?” sorusu gündeme geliyor. İlk yanıt sanayi tarafında yatıyor. Gümüş; güneş panelleri, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve savunma sanayii gibi alanlarda kritik bir girdi. Çin’in enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji yatırımları düşünüldüğünde, fiziki gümüş arzını güvence altına alma isteği rasyonel bir hamle olarak okunabilir. İkinci boyut ise finansal ve jeopolitik. Altınla birlikte gümüş de, dolar merkezli finansal sisteme karşı alternatif bir rezerv ve değer saklama aracı olarak görülüyor. Özellikle Batı piyasalarında fiyatın kağıt kontratlar üzerinden baskılandığı algısı, Çin’i fiziki metale yönelten bir başka unsur olabilir.
Burada kritik olan, bu sürecin sessiz ilerlemesi. Ne Pekin’den açık bir politika açıklaması var ne de resmi bir “gümüş stratejisi” duyurusu. Ancak kasalardaki rakamlar, söylemden çok daha net konuşuyor. Çin tarafında gümüş kasalarının bu hızla boşalması, küresel piyasaya verilen örtük bir mesaj niteliği taşıyor: fiziki arz sınırsız değil.
Eğer bu eğilim devam ederse, COMEX merkezli fiyatlama mekanizması ile Çin merkezli fiziki gerçeklik arasındaki makas daha da açılabilir. Bu da gümüş piyasasında iki farklı fiyat algısının oluşmasına, hatta uzun vadede kağıt piyasaların güvenilirliğinin sorgulanmasına yol açabilir. Kısacası mesele yalnızca “gümüş pahalı mı ucuz mu” sorusu değil; kimin elinde ne kadar gerçek gümüş kaldığı sorusu giderek daha belirleyici hale geliyor.
Son çeyrek verileri, Çin’in gümüşü yalnızca tüketmediğini, aynı zamanda sistemden çektiğini gösteriyor. Bu da gümüş fiyatlarındaki yukarı yönlü risklerin, sanıldığından daha yapısal ve kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Buradan sonra izlenmesi gereken yer grafikler değil; kasaların içi.
ww.ceicdata.com/en/china/shanghai-futures-exchange-commodity-futures-stock/
