
Economist Talks paneli, 20 Aralık 2025’te ekonomi ve jeopolitiğin kesişiminde yoğun bir tartışma zemini sundu.
Makroekonomiden şirket gerçekliğine, jeopolitikten siyasi risk yönetimine uzanan kapsamlı bir çerçeve çizildi.
Panel, 2026’ya girerken iş dünyası ve yatırımcılar için net bir “fırsat–risk pusulası” ortaya koydu.

20 Aralık 2025 tarihinde düzenlediğimiz Economist Talks panelini, verimli tartışmalar ve yüksek katılımla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Prof. Dr. Erhan Arslanoğlu, Prof. Dr. Ege Yaskan, Prof. Dr. Ahmet Kasım Han’ın katkıları ve Dr. Artunç Kocabalkan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, küresel ve yerel ölçekte makroekonomik görünüm ile Türkiye’nin jeopolitik konumu bütüncül bir bakışla ele alındı.

Program, kısa bir tanışma ve selamlaşmanın ardından Dr. Artunç Kocabalkan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Açılışta, 2026’ya giderken dünyada ve Türkiye’de hangi ekonomik ve siyasi fay hatlarının çalıştığı, hangi başlıkların “gürültü”, hangilerinin ise “gerçek risk” olduğu net bir çerçeveyle ortaya kondu. Panelin temel yaklaşımı, 2026’yı yalnızca makro göstergeler üzerinden değil, şirketlerin sahada yaşadığı ekonomik gerçeklik üzerinden okumak oldu.

Makroekonomi başlığında; küresel büyüme görünümü, faiz rejimi ve merkez bankalarının yeni denge arayışı detaylı biçimde tartışıldı. Sermaye akımları, gelişen ülkeler ve Türkiye’nin risk primi; enflasyon patikası, büyümenin kompozisyonu ve iç–dış talep dengesi panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kur dinamikleri, enerji maliyetleri, dış ticaret görünümü ve kamu maliyesi üzerindeki bütçe baskıları, şirket kârlılığı ve finansmana erişimle birlikte ele alındı. Amaç, veriyi aktarmanın ötesine geçerek şirketlerin 2026’da nasıl pozisyon alması gerektiğine dair net bir yol haritası sunmaktı.

Panelin ikinci bölümünde Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, jeopolitiğin ekonomi üzerindeki belirleyici rolünü merkeze alan stratejik bir okuma yaptı. Türkiye’nin iç siyasi gündeminin ekonomik karar alma kapasitesine etkisi, ABD’de Trump dönemi ve küresel yansımaları, ABD–Avrupa ilişkileri ve NATO’nun geleceği kapsamlı biçimde değerlendirildi. Rusya–Avrupa hattı, Karadeniz riski ve enerji güvenliği; Türkiye–ABD ilişkileri, CAATSA ve savunma sanayii dosyası bağlamında ele alındı.
Bu bölümde jeopolitiğin yalnızca bir “haber akışı” değil, kur, faiz ve CDS üzerinde doğrudan baskı yaratan bir risk alanı olduğu vurgulandı. Küresel güç mücadelesinin sermaye akışlarına etkisi ve yatırımcılar ile iş dünyası için siyasi risk yönetiminin nasıl ele alınması gerektiği, neden–sonuç ilişkisi içinde tartışıldı.

Economist Talks panelini, katılımcılarımıza fayda sağladığına inandığımız yoğun ve derinlikli bir içerikle tamamlamış olmanın sevincini yaşıyoruz. 2026’ya girerken belirsizliklerin arttığı bir küresel ortamda, bu tür toplantıların iş dünyası ve yatırımcılar için yol gösterici olmaya devam edeceğine inanıyoruz.
