
Gümüş ons fiyatı 2025’te %130–140 yükselerek 70 dolar seviyesine çıktı, enflasyon ayarlı 2011 zirvesi de aşılmış oldu
Vega Portföy Genel Müdürü Tarkan Çetin’e göre ralli hem güvenli liman talebi hem endüstriyel kullanım kaynaklı
Çetin, 1979–1980 dönemine benzer sert yükseliş sonrası düzeltme riskine dikkat çekerek pozisyon yönetimini vurguluyor
Gümüş piyasasında 2025 yılı, yalnızca nominal değil reel fiyatlar açısından da tarihsel bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Vega Portföy Genel Müdürü Tarkan Çetin, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, gümüşün yıl başından bu yana yüzde 130–140 civarında yükselerek ons başına 70 dolar seviyelerine ulaştığını belirtti. Çetin’e göre bu seviye, yalnızca yeni bir nominal rekor değil, aynı zamanda enflasyona göre düzeltilmiş fiyatlarla da tarihi bir eşiğin aşılması anlamına geliyor.
Çetin paylaşımında, “2011’de görülen 49 dolarlık nominal zirve, bugünün dolarıyla yaklaşık 70 dolara denk geliyor. Yani gümüş, enflasyon ayarlı bakıldığında da tarihi zirvesini aşmış durumda” ifadelerini kullandı. Bu durum, mevcut rallinin sıradan bir fiyat hareketinden ziyade uzun vadeli tarihsel bağlamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Gümüşteki yükselişin arkasında iki ana dinamik öne çıkıyor. Çetin’e göre gümüş şu anda hem güvenli liman hem de endüstriyel metal kimliğiyle talep görüyor. Jeopolitik riskler ve faiz indirimlerine yönelik beklentiler, yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendirirken; güneş panelleri, elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi alanlardan gelen güçlü endüstriyel talep de fiyatları yukarı taşıyor. Bu ikili yapı, gümüşü diğer emtialardan ayrıştıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Ancak Çetin, bu kadar hızlı ve volatil yükselişlerin aynı zamanda ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor. Paylaşımında, “Böyle dönemlerde pozisyon yönetimi kritik hale geliyor” ifadesini kullanan Çetin, olası bir düzeltme senaryosunda gümüşün hisse senetleri, özellikle teknoloji hisseleri veya bakır gibi diğer endüstriyel metallerle birlikte geri çekilebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle portföylerde çeşitlendirmenin önemine vurgu yaptı.
Tarkan Çetin’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise tarihsel benzerlikler. Çetin, mevcut rallinin 1979–1980 dönemini hatırlattığını belirterek, o dönemde de gümüşte yıllık bazda yüzde 100’ü aşan yükselişler yaşandığını, ancak sonrasında sert düzeltmelerin geldiğini hatırlattı. Bu çerçevede yatırımcılara, stop loss ve take profit seviyelerinin net şekilde belirlenmesi gerektiği mesajını verdi.
Gümüşte yaşanan bu hareket, küresel piyasalarda emtia fiyatlamalarının yeni bir faza geçtiğine dair tartışmaları da beraberinde getiriyor. Reel rekorun aşılması, gümüşün yalnızca kısa vadeli spekülatif bir enstrüman değil, aynı zamanda makro risklere karşı stratejik bir varlık olarak yeniden konumlandığını gösteriyor. Ancak Çetin’in de altını çizdiği gibi, bu tür rallilerde kazanç kadar riskin de hızla büyüdüğü bir döneme girilmiş durumda.