
ABD özel kuvvetleri, Çin’den İran’a doğru seyreden bir gemiye Hint Okyanusu’nda baskın düzenleyerek askeri nitelikli yük ele geçirdi.
Operasyon, İran’ın silah ve askeri tedarik ağlarını kesmeye yönelik daha geniş bir ABD stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişme, Çin–İran hattındaki ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra küresel deniz güvenliği risklerini yeniden gündeme taşıdı.
ABD Özel Operasyon Kuvvetleri, Çin’den İran’a askeri teçhizat taşıdığı tespit edilen bir gemiye Hint Okyanusu’nda baskın düzenledi. Reuters’a yansıyan bilgilere göre operasyon, gemi İran’a ulaşmadan önce gerçekleştirildi ve kargo içindeki askeri ya da “çift kullanımlı” olduğu değerlendirilen ekipmanlara el konuldu. Ele geçirilen malzemenin daha sonra imha edildiği, geminin ise denetimin ardından yoluna devam etmesine izin verildiği bildirildi.
Washington cephesinde bu adım, İran’ın bölgesel askeri kapasitesini besleyen tedarik zincirlerini hedef alan daha sert bir güvenlik yaklaşımının devamı olarak okunuyor. ABD’li yetkililer, özellikle Çin kaynaklı sevkiyatların son dönemde daha yakından izlendiğini ve deniz rotalarının yaptırım uygulamalarında kritik bir araç haline geldiğini vurguluyor. Operasyonun, doğrudan çatışma yaratmadan caydırıcılık üretmeyi amaçlayan “sessiz ama net” mesaj niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.
Jeopolitik açıdan bakıldığında, baskın Çin–ABD–İran üçgenindeki gerilimi yeni bir boyuta taşıyor. Çin’den çıkan ve İran’a yönelen askeri nitelikli sevkiyatların hedef alınması, yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı kalmıyor; enerji taşımacılığı, deniz sigortaları ve küresel ticaret rotaları üzerinde de risk primi oluşturuyor. Piyasalarda bu tür operasyonlar, özellikle Orta Doğu ve Asya bağlantılı deniz yollarında navlun ve sigorta maliyetlerini yukarı çeken unsurlar arasında izleniyor.
BS Ekonomi perspektifinden bakıldığında, bu gelişme askeri bir operasyon olmanın ötesinde küresel ticaretin giderek daha fazla jeopolitik süzgeçten geçtiğini gösteriyor. ABD’nin deniz yolları üzerindeki denetimini artırması, önümüzdeki dönemde Çin merkezli sevkiyatlara yönelik kontrollerin ve jeopolitik risk fiyatlamasının daha da sertleşebileceğine işaret ediyor. Bu tablo, enerji ve emtia piyasaları başta olmak üzere küresel varlık fiyatlamalarında “jeopolitik primin” kalıcı hale gelme riskini güçlendiriyor.