
Küresel piyasalar altın konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bir yanda Financial Times, altındaki yükselişi “tehlikeli balon” olarak tanımlayıp merkez bankalarını rezerv satmaya çağırıyor. Öte yanda ise Morgan Stanley, yatırımcılara portföylerinin %20’sini altına ayırmalarını tavsiye ediyor. Bu sert fikir ayrışması, piyasalarda altına dair en büyük görüş çatışmalarından birinin yaşandığını gösteriyor.

Financial Times yazarı Willem Buiter’a göre:
FT analizinde altın için “değer saklama aracı olarak abartılmış bir takıntı” ifadeleri kullanılıyor ve “altın fiyatları balon seviyelere gidiyor” yorumu yapılıyor.

Tam tersi tarafta duran Morgan Stanley ise altını riskten korunma aracı olarak konumlandırıyor:
BofA’nın Küresel Fon Yöneticileri Anketi piyasadaki çelişkiyi daha net gösteriyor:
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Altın fiyatı yükselirken, profesyoneller hâlâ altına karşı pozisyon almaktan kaçınıyor. Bu da yükselişin “daha yolunun olabileceği” şeklinde okunuyor, çünkü piyasaya geç girenlerin yaratacağı ek talep potansiyeli var.
| Gelişme | Yorum |
|---|---|
| FT’nin “satın” çağrısı | Medya etkili olabilir ama merkez bankaları satmaya yanaşmayacak |
| Morgan Stanley önerisi | Büyük fonlar altını “sigorta poliçesi” olarak görüyor |
| %39 fon yöneticisinin altını yok | Olası pozisyon açma dalgası fiyatı yukarı taşır |
| Jeopolitik baskı + düşük reel faiz | Altının destekleyici ortamı sürüyor |
Altın spekülatif bir balon mu yoksa zorunlu bir güven limanı mı? Cevap basit değil. Ama şu gerçek değişmiyor:
Merkez bankaları satmıyor, alıyor.
Küresel borç krizi derinleşirken altın “alternatifsiz güven sigortası” olarak görülüyor.
Fon yöneticilerinin boş pozisyonu yukarı yönlü riskin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle altındaki asıl risk yukarı yönlü devam ediyor: Ralli bitti demek için erken.