
Haziran ayında tarihin en büyük halka arzlarından birini gerçekleştiren SpaceX, halka açık şirket olarak açıkladığı ilk finansal sonuçlarda beklentileri gelir tarafında rahatlıkla aşmasına rağmen yatırımcıları tam anlamıyla ikna edemedi.
Şirket ikinci çeyrekte 7,81 milyar dolar gelir elde ederek LSEG konsensüsünün 6,93 milyar dolarlık beklentisini geride bıraktı. Gelir yıllık bazda yaklaşık %92 arttı. Hisse başına zarar ise 9 cent ile analist beklentisi olan 26 cent zararın oldukça altında gerçekleşti.
Ancak bilanço açıklandıktan sonra yatırımcıların ilk baktığı yer gelir değil, nakit tüketimi oldu.
Çünkü SpaceX artık yalnızca bir uzay şirketi değil.
Şirket kendisini aynı zamanda dünyanın en büyük yapay zekâ altyapılarından birini kurmaya çalışan teknoloji devi olarak konumlandırıyor.
Tam da bu nedenle bilanço iki farklı hikâyeyi aynı anda anlatıyor.
Bloomberg Intelligence ve Financial Times’ın son aylardaki analizlerinde ortak vurgu şu:
2026 yılında teknoloji şirketleri arasında en agresif sermaye harcaması yapan şirketlerden biri artık SpaceX.
Şirket yalnızca ikinci çeyrekte yaklaşık 13 milyar dolar seviyesinde CAPEX gerçekleştirmiş durumda.
Bunun önemli kısmı;
için harcanıyor.
CNBC verilerine göre yalnızca ilk çeyrekte AI yatırımları 7,7 milyar dolar seviyesindeydi ve analistler ikinci çeyrekte bunun daha da yükselmesini bekliyordu.
Reuters’ın dikkat çektiği konu ise şu:
Bu büyüklükte yatırım yapan şirket sayısı dünya üzerinde artık yalnızca birkaç tane kaldı.
Microsoft.
Amazon.
Alphabet.
Meta.
Ve artık SpaceX.
Birçok yatırımcının gözünden kaçan nokta ise şirketin uzay roketlerinden değil internet abonelerinden para kazanıyor olması.
İkinci çeyrekte segment gelirleri şöyle gerçekleşti:
Daha da önemlisi:
Uzay operasyonları zarar ediyor.
AI bölümü zarar ediyor.
Kârlı kalan tek bölüm Starlink.
Starlink’in faaliyet kârı 1,66 milyar dolar oldu.
Bu tablo Morningstar’ın son raporundaki temel argümanı destekliyor:
“Bugünkü değerlemenin tamamı gelecekteki AI büyümesinin bugüne satın alınması anlamına geliyor.”
Şirketin en önemli başarısı ise Starlink.
Abone sayısı bir yıl içinde iki katına çıkarak 12 milyona ulaştı. Ancak kullanıcı başına ortalama gelir (ARPU) 85 dolardan 66 dolara geriledi.
Bu durum klasik telekom sektöründeki ölçek ekonomisi sorununu yeniden gündeme getiriyor.
Daha fazla müşteri.
Daha düşük kişi başı gelir.
Bu nedenle yatırımcıların önümüzdeki çeyreklerde izleyeceği en kritik gösterge artık yeni abone sayısından çok Starlink marjlarının korunup korunamayacağı olacak.
New Street Research’e göre Starlink’in uzun vadeli değeri yalnızca internet hizmetinden değil;
gibi yeni gelir alanlarından gelecek.
Bank of America havacılık analisti Ron Epstein’ın yatırımcılara verdiği ilk mesaj oldukça net:
“Starship çalışmadan bugünkü değerleme sürdürülebilir olmayabilir.”
Çünkü SpaceX’in gelecek 10 yıllık büyüme planının tamamı Starship üzerine kurulmuş durumda.
NASA.
Ay görevleri.
Mars.
Uzay turizmi.
Dev yük taşımacılığı.
Yörüngesel veri merkezleri.
Hepsi Starship’in başarılı olmasına bağlı.
Ancak son test uçuşlarında yaşanan motor yeniden ateşleme problemleri ve ısı koruma sistemiyle ilgili teknik soru işaretleri yatırımcıların temkinli kalmasına neden oluyor.
SemiAnalysis ve CNBC’nin gündeme taşıdığı Terafab projesi, SpaceX’in sadece roket değil çip üretiminde de dikey entegrasyon hedeflediğini gösteriyor.
Texas’ta Tesla ve Intel ortaklığıyla kurulması planlanan tesisin tam kapasite yatırım büyüklüğünün 119 milyar dolara ulaşabileceği konuşuluyor.
Bu proje gerçekleşirse;
Ancak kısa vadede bu yatırımın finansmanı, serbest nakit akışı üzerinde ciddi baskı oluşturmaya devam edecek.
Phillip Capital, hisse için 75 dolar hedef fiyatla “Sat” tavsiyesi veren nadir kurumlardan biri. Gerekçe; yüksek zararlar ve 2030’a kadar negatif nakit akışı beklentisi.
Morningstar ise mevcut değerlemenin çok iyimser varsayımlar içerdiğini düşünüyor.
Buna karşılık Bank of America, New Street Research ve birçok büyüme odaklı fon, Starlink ve AI altyapısının uzun vadeli değer yaratacağını savunuyor.
Bu nedenle SpaceX bugün klasik bir havacılık şirketi gibi değil, yüksek büyüme potansiyeline sahip ancak yüksek sermaye ihtiyacı olan bir teknoloji platformu olarak fiyatlanıyor.
SpaceX bilançosu aslında tek bir soruya indirgenebilir:
Yatırımcılar bugünkü kârlılığı mı satın alıyor, yoksa geleceğin yapay zekâ altyapısını mı?
Bugünkü finansallar, şirketin operasyonel olarak büyümeye devam ettiğini gösteriyor. Gelirler güçlü, Starlink ölçek kazanıyor ve AI segmenti hızla genişliyor. Ancak bu büyümenin bedeli, devasa sermaye harcamaları ve kısa vadede baskı altında kalan nakit akışı.
Önümüzdeki birkaç çeyrekte yatırımcıların odaklanacağı başlıklar şunlar olacak:
Bu soruların yanıtı yalnızca SpaceX hissesinin değil, küresel yapay zekâ altyapı yarışının ve sermaye piyasalarının önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyebilir.