
2025, altın ve gümüş için son yarım yüzyılın en güçlü rallilerinden birine sahne oldu
Altın ons başına 4.500 doları aşarken, gümüş yüzdesel getiride altını açık farkla geride bıraktı
Ticaret savaşları, jeopolitik çatışmalar ve merkez bankalarının dolar bağımlılığını azaltma hamleleri metallerin ana itici gücü oldu
2025 yılı, değerli metaller açısından klasik “güvenli liman” anlatısının ötesine geçen, yapısal bir fiyatlama rejiminin oluştuğu yıl olarak kayda geçti. Altın yıl boyunca yaklaşık yüzde 70 yükselerek ons başına 4.500 dolar eşiğini aşarken, uzun süredir ikinci planda kalan gümüş yüzde 130–140 aralığındaki getirisiyle dikkat çekti ve 69–70 dolar bandında tarihi zirveleri test etti. Bu ralli, tek bir nedene değil, yıl içine yayılan beş temel kırılmaya dayanıyor.
Yılın ilk çeyreğinde fiyatlamaların merkezinde ticaret politikaları vardı. Ocak–Mart döneminde altın, yüksek bir tabandan yıla başladı. Enflasyonun kalıcılığı, faizlerin seyri ve Rusya–Ukrayna savaşının küresel ekonomi üzerindeki etkileri fiyatlara zaten yansımıştı. Mart ayında ise ABD Başkanı Donald Trump’ın çelik ve alüminyum başta olmak üzere yeni gümrük tarifelerini gündeme alması, piyasalarda ticaret savaşı endişelerini yeniden alevlendirdi. Bu gelişmeyle birlikte altın ilk kez 2025’te ons başına 3.000 doların üzerine çıktı. Yatırımcılar artan enflasyon riski ve küresel ticarette parçalanma ihtimaline karşı altına yönelirken, gümüş bu aşamada daha sınırlı bir tepki verdi.
İkinci çeyrekte jeopolitik riskler ön plana çıktı. Nisan ayında Trump’ın “Kurtuluş Günü” olarak adlandırılan kapsamlı tarife paketini açıklamasıyla altın 3.100 doların üzerine tırmandı. Ancak asıl ivme, Orta Doğu’da tansiyonun yükselmesiyle geldi. İran–İsrail hattındaki gerilim, ilkbahar ve yaz başında güvenli liman talebini sürekli canlı tuttu. Altın bu dönemde istikrarlı bir yükselişle 3.354 dolara kadar çıkarak yeni rekorlar kırdı. Haziran sonunda ABD Hava Kuvvetleri ve Donanması’nın İran’daki üç nükleer tesise yönelik saldırıları, jeopolitik risk primini daha da yukarı taşıdı.
Yaz aylarında piyasanın odağı para politikasına kaydı. Temmuz–Eylül döneminde Trump ile Fed Başkanı Jerome Powell arasında faiz oranlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan gerilim, altın rallisini besleyen önemli bir unsur oldu. Trump’ın faiz indirimleri yönündeki baskısı ve Powell’ın temkinli duruşu, Fed yönetiminde olası değişikliklere dair spekülasyonları artırdı. Bu ortamda altın ons başına 3.400 doların üzerine çıktı. Aynı dönemde 11 Temmuz’da açıklanan ve 1 Ağustos’ta büyük ölçüde yürürlüğe giren yeni tarife paketi, küresel ticaret belirsizliğini kalıcı hale getirdi. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri kapsamında altın alımlarını hızlandırması da fiyatları destekledi. Gümüş ise bu safhada daha net bir şekilde öne çıktı ve temmuz ortasında 38,46 dolar ile o ana kadarki zirvesini gördü.
Sonbaharda ticaret ve politika başlıkları yeniden belirleyici oldu. Ekim ayı başında altın 4.000 dolar seviyesini aşarak psikolojik bir eşiği geçti. ABD–Çin ticaret gerilimleri, Fed’den faiz indirimlerine dair beklentiler ve küresel politik belirsizlikler bu yükselişi destekledi. 13 Ekim’de fiyatlar 4.133 doların üzerine çıktı. Ayın ilerleyen günlerinde ABD–Çin görüşmelerinde ilerleme ihtimali kısa süreli bir soluklanma yaratsa da ana trend bozulmadı. Aynı dönemde yaklaşan bir ABD federal hükümeti kapanması ve Trump yönetiminin Fed’e yönelik sert eleştirileri, risk algısını yüksek tuttu. Kasım sonuna gelindiğinde altın dördüncü ay üst üste yükselişe hazırlanırken 4.210 dolar civarında işlem görüyordu. Gümüş de bu süreçte ivmesini artırarak 56,78 dolar ile yeni bir rekor kırdı.
Yılın finali ise en sert fiyat hareketlerine sahne oldu. Aralık ayının son haftalarında ABD’nin askeri hamleleri ve Venezuela bağlantılı petrol tankerlerine el koyma girişimlerine ilişkin haberler, küresel risk algısını yeniden tırmandırdı. Güvenli liman arayışıyla altın ons başına 4.500 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini yeniledi; gümüş ise 70 dolar seviyesine yaklaştı. Aynı zamanda piyasalar 2026 yılında Fed’den ek faiz indirimleri beklentisini fiyatlamaya başladı. Reel getirilerin düşeceği algısı ve zayıflayan dolar, değerli metallere olan talebi daha da güçlendirdi.
Sonuç olarak 2025, altın ve gümüş için yalnızca dalgalı bir yıl değil, küresel ekonomi ve jeopolitikteki kırılmaların doğrudan fiyatlandığı bir dönem oldu. Ticaret savaşları, merkez bankalarının rezerv tercihleri ve jeopolitik çatışmalar, değerli metalleri bir kez daha sistemik risklerin aynası haline getirdi. Bu tablo, metallerdeki yükselişin geçici bir spekülasyon değil, daha derin bir küresel yeniden dengelemenin parçası olarak okunmasına neden oluyor.