
Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında konuşan Christine Lagarde, €1.000 üzerindeki nakit işlemlerin sınırlandırılmasına yönelik eleştiriler karşısında detaylı bir gerekçe sunmaktan kaçındı. Lagarde’in bu tutumu, Avrupa’da uzun süredir tartışılan “nakitsizleşme” ve finansal gözetim başlığını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Avrupa Merkez Bankası son yıllarda nakdin suç finansmanı, vergi kaçağı ve kayıt dışı ekonomiyle ilişkilendirilmesini öne çıkarırken; eleştirel cephe, asıl hedefin bireysel harcamaların izlenebilirliğini artırmak ve finansal sistemi daha merkezi hale getirmek olduğunu savunuyor. Davos’ta gerekçe sunulmaması, bu şüpheleri güçlendiren bir sinyal olarak okunuyor.
Tartışmayı daha da sertleştiren unsur ise Lagarde’in geçmişi. Fransa Maliye Bakanı olduğu döneme uzanan ve yaklaşık 400 milyon euroluk kamu kaynağının hatalı şekilde ödenmesiyle sonuçlanan dosyada, Lagarde ihmalkârlıktan suçlu bulunmuş; ceza almamış olsa da karar kayıtlara geçmişti. Bu dosya, bugün “nakit kısıtlaması” tartışmalarında Lagarde’in kredibilitesini sorgulayanlar tarafından yeniden hatırlatılıyor.
Davos kulislerinde oluşan genel hava net: Nakit kullanımına yönelik baskı artıyor, ancak siyasi ve kurumsal elitler bu dönüşümün nedenleri ve sınırları konusunda açık bir toplumsal sözleşme sunmaktan kaçınıyor. Bu da Avrupa’da nakit–özgürlük–gözetim eksenindeki tartışmanın daha uzun süre gündemde kalacağını gösteriyor.
